EĞİTİMDE HER ŞEY VE SINAV SİSTEMLERİ DEVAMLI DEĞİŞİYOR ÇOCUKLAR VE VELİLER ÇOK ETKİLENİYOR

Tekirdağ Estemed Kusursuz Bir Cilt İçin
Cahide Ulaş
EĞİTİMDE HER ŞEY VE SINAV SİSTEMLERİ DEVAMLI DEĞİŞİYOR ÇOCUKLAR VE VELİLER ÇOK ETKİLENİYOR
07.10.2017


Bakıyoruz ki, hemen hemen her yıl eğitim ve sınav sisteminde devamlı denecek kadar değişiklikler oluyor. Doğal olarak da bu durum çocuklarımızı ve velilerimizi çok etkiliyor.

Her yıl bu sistemlere ayak uydurabilmek için çok çaba ve emek sarf ediliyor. Bir de tabii ki bunun maddi yönü var ve veliler bununla baş etmeye çalışıyor.

Yıllardır üniversite sınavlarında hatalar yapılıyor, bu sene de olduğu gibi. Bedelini çocuklarımız ve veliler ödüyor.

Şimdi de TEOG kaldırılıyor ve yerine nasıl bir sınav sistemi gelecek hala belli değil. Bu konuda çok çalışan çocuklarımız ile maddi ve manevi yatırım yapan, çocuklarının en iyi okullara gitmesi için büyük fedakarlıklarla mücadele eden veliler çok endişeli haklı olarak.

İstanbul’da bir taksiye binmiştik ve nasılsa konu TEOG sınavlarına geldi. Şoför anlatmaya başladı: Benim oğlum bu sınav ile Robert Kolejini kazandı. Aynı sınavda o zamanın Cumhurbaşkanının bir yakını da vardı ve kazanamadı. Pahalı bir okul olduğunu biliyorduk ve kara kara düşünüyorduk. Sonra bir telefon geldi ve oğlum yüzde yüz burslu kazanmıştı. Bunun ne demek olduğunun bile bilincinde değildik. Sonra oğlum “tamam baba okula kabul edildim ve tüm masraflarım karşılanacak” dedi. Sevinçten ne yapacağımızı şaşırmıştık. Sonunda oğlum o okula gitti ve başarıyla bitirdi.

Peki; şimdi ne olacak diye sordu. Bu sınav kalkarsa o okullara acaba kimlerin çocukları gidecek dedi.

Bir taksi şoföründen gelen tepkiler bunlar. Herkes yaşanmışlıklarıyla yapılan değişiklikleri sorguluyor.

Şimdi yapılan bu değişiklilerle eğitim konusunda hangi noktadayız diye sormak lazım. Soruyoruz ve sonuçlara baktığımızda durum hiç iç açıcı değil.

Yine de durumun düzelmesini dileyerek Kaynak Yayınları Çocuk Kitapları Yönetmeni Nalan Şekerci’nin bir yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Çocukları eğitmek, geleceğe temel atmaktır. Bugünün egemen kültürüne karşı, alternatif bir kültürle eğitilmiş, insanlığın ortak çıkarları için çalışan insan tipinin yaratılmasında çocuk kitaplarının önemi büyüktür.

Gelecek kuşaklara yurtsever, bağımsızlığa sahip çıkan insanlar olmalarını istiyoruz. Çocukların, kendine ve halkına güvenen, başı dik ve onurlu insanlar olarak yetişmelerinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Çocuklarımız emeğe ve emekçiye değer vermeliler; eşitlikçi, dayanışmacı, paylaşımcı olmalıdırlar. Bireyci çıkarlara dönük eylemleri yeren, insanlığın ortak çıkarlarına yönelik eylemlere değer veren bir kültür yaratmalıyız.

Çocuklarımız vicdanlı olmalılar. Doğaya sahip çıkmalılar. Yaratıcı ve geniş ufuklu olmalılar. Dinsel dogma ve cinsiyetçi kalıplardan kurtulmalılar. Soru sormaya, araştırma ve öğrenmeye tutkuyla bağlanmalılar. Bilime, sanata, spora ve düşünsel çalışmalara değer vermeliler.

Anadil bilgisi ağırlıklı olarak çocuklukta kazanılır. Çocuk kitaplarının bir amacı da, çocuğa anadilini doğru olarak öğretmeye çalışmak olmalıdır. Çocuk anadiliyle düzgün olarak düşünebilmeli ve konuşabilmelidir. Çocuk kitaplarımızda “argo” anlatımlar yer almayacak.

Şiddet unsuru, zevk alınacak bir unsur olarak verilmeyecek, bireysel şiddet anlatımlarından kaçınılacak.

Cinselliği anlatmak ve insan bedenini tanıtmak amaçlanmışsa, çocuğun anlayabileceği açık ve bilimsel anlatımlar kullanılacaktır. Çocuğun cinsel açıdan kışkırtılmasına neden olacak anlatımlardan kaçınılacaktır.

Gerici ve kaderci kültürün dilimize yansıması olan deyim ve sözcükler kullanılmayacaktır. Hurafeler batıl inançlar ve şarlatanlıklar, yayınevimizin mücadele edeceği ortaçağ anlayışlarıdır. Emperyalist kültürü yansıtan anlatımlar yer almayacaktır. Başka halkları aşağılayan, küçümseyen, düşmanca anlatımlar kullanılmayacaktır. “Blue jean”, “show”, “cafe”, “coca cola” gibi sözcükler

eleştirel bir öz taşıdığı durumlarda kullanılabilecektir. Emeği ve emekçileri, aynı şekilde köylüleri aşağılayan, küçümseyen anlatımlar kitaplarımızda yer almayacaktır.

Kadınları aşağılayan anlatımlara ya da kadınlara ilişkin geleneksel ataerkil bakış açısını yansıtan küfürlerin kullanılmasına izin verilmeyecektir. Cinsel içerikli küfürler yer almayacaktır.

Hayvanları aşağılayan anlatımlar yer almayacak. Hayvan adları küfür olarak kullanılamayacak.

Bedensel ve zihinsel özürlü insanları aşağılayan, küçümseyen anlatımlar yer almayacaktır.

Bu söylediklerimiz ışığında Türkiye’nin politik gündemi açısından çocuklara yönelik kitaplarda öncelikli olarak ele alınması gereken konu nedir?

Aydınlanma kitaplarına çocuklarımızın ihtiyacı büyük. Çünkü Türkiye’nin aydın, aklı dinsel dogmalardan, cinsiyetçi kalıplardan kurtulmuş, yaratıcı, geniş ufuklu, soru soran, araştırmaya, öğrenmeye tutkuyla bağlı olan, bilime, sanata, spora ve düşünsel her türlü çalışmaya önem veren kuşaklara ihtiyacının büyük olduğunu düşünüyoruz.”

 

SÜKUNETİNİ KAYBETME!

 

Nazım Hikmet şöyle diyor;

“Küstürmeyin insanları hayata. Sonra her şeyden vazgeçiyorlar... Bir dağ başında kalmayı, bir adada mahsur kalmayı, nerede bir yalnızlık varsa onu istiyorlar... Küstürmeyin işte bazı insanları.”

Son zamanlarda kime sorsan dertli ve her şeyden şikayetçi.. Hep herkesten, her şeyden kaçma kurtulma isteği var. Genellikle bir dağ başında doğa ile baş başa yaşama isteği ön plana çıkıyor. Bakıyoruz da çoğu bunu gerçekleştirmek için ne gerekirse yapıyor.

Can Yücel de yıllar önce söylemiş ama günümüze de çok uyuyor.

“Memnun olan yok hayatından, Kiminle konuşsam aynı şey: Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği...”

Bir de daima tartışma halindeyiz. Bunu en yakınlarımızla veya hiç tanımadıklarımızla bile yapabiliyoruz. Ama en tehlikelisi en yakınlarımızla yaptığımız özellikle siyasi tartışmalar. Bu tartışmalar ilişkilerde yara açabiliyor. Bunu yakın çevremde de görebiliyorum.

Tartışma olacak tabii.. Bu fikir alış verişi boyutunu aşmamalı. Sonrasında söylenen sözlerin açtığı yara kolay kolay kapanmıyor.

İşte bu yüzden sükunetimizi korumamız gerekiyor.

Bu konuda Hintli bir ermişin öğrencileri ile yaptığı ders niteliğindeki konuşmalarına bakalım.

“Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”

“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır. Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur? Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”

Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun.

Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz..

 

OLGUNLUK

Kendini sevmek, sevgilerin en büyüğüdür. Bu kendini beğenmişlik değil, kendini gerçek anlamda beğenmek, saygı ve sevgi duymak, onurlu bir yaşam sürmektir. Kendini sevmek düşünceyle alınan bir karar değil, bilinç seviyesinin yükselmesiyle ruhun kendisini ifade etmeyi seçme yoludur. …

Kendini sevmenin diğer adı o l g u n l u k. Kişinin özsaygısı yükseldikçe o l g u n l u k seviyesi artar. Olgunluğun yaşla ilgisi yoktur. Ağırbaşlılıkla da ilgisi yoktur. Hatta olgun insanlar çocuksu tarafını muhafaza etmiş insanlardır.

O l g u n l u k kendinin ve başkalarının duygularının ve davranışlarının altında yatan dinamiği anlama ve kavrama becerisidir.

_________________________________________________________________________________________

 

ÖPÜLÜRDÜ ALNIMIZ

 

Korkmazdık geceden, silah sesinden, Sular kirlenmezdi avucumuzda Uçardık göklerin penceresinden Yıldız ülkesine, mavi sonsuzda Gönlümüze henüz gelmemişti güz, Sevgi sürülürdü ekmeğimize, Neşeyle evcilik oynardık gündüz Bereket dolardı evlerimize Ölümü bilmezdik öldürmeyi de Yaprak dökmemişti umutlarımız Gözünü kırpardı gece, aydede Mehtabı süslerdi bulutlarımız Toprağın gözleri millenmemişti Babamız oyuncak derdi mermiler... Denizler tutuşup küllenmemişti Balıklara arkadaştı gemiler... Kurşunlanmaz öpülürdü alnımız Çiçekler sevginin işaretiydi, Geçip gitti o mutluluk çağımız, Ruhumuz kederden elbise giydi...

Nurullah GENÇ

_________________________________________________________________________________________

 

Çocuklarınızı zengin olmaları için eğitmeyin. Onları mutlu olmaları için eğitin. Böylece yetişkin olduklarında eşyaların fiyatını değil değerini bilirler.

Ratan Naval Tata

_______________________________________________________

facebooktwitterrsssanalbasin.com üyesidir
online alışveris

59.COM.TR ve alt sayfalarında gezdiğinizde kullanım şartlarını kabul etmiş sayılırsınız. Sitede yer alan her türlü yazılı ve görsel materyalin kaynak belirtmeden izinsiz kopyalanması ve kullanılması 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na göre suçtur. Her Hakkı Saklıdır. © 2015