Şafak LAYİÇ
ALLAH’IN KULU

Adamın biri, bir çiftliğin yanından geçerken, nefsine hakim olamaz ve ağaçtan kopardığı şeftalileri teker teker yemeye başlar. Bunu gören çiftlik kâhyası “göz hakkıdır” deyip ses etmez. Ancak adam duracak gibi değildir. Onca yediği şeftaliden sonra bir de bunları, yanına getirdiği torbasına doldurmaya başlayınca, Kâhya çiftlik sahibine haber vermek zorunda kalır.

     Olay mahalline gelen Çiftlik Sahibi ise adamı ayıplar:

-Bizden utanmıyorsan bari Allah’tan utan! Tamam, canın çekmiştir dedik, yediklerine göz yumduk. Ama o torba ile yaptığın hırsızlık değil de nedir!

     Ancak adam utanacağına pişkin bir biçimde sırıtmaya başlar:

-Ne hırsızlığı yahu! Bunda bu kadar sinirlenecek ne var? Ben hırsız değil, Allah’ın bir kuluyum ve Allah’ın verdiği şeftalilerden birkaç tanesini aldım. Bu kadarcık şey büyütülür mü?

     Çiftlik Sahibi, bu etkili savunma karşısında bir şey diyemez. Hırsız, torbasına doldurduğu şeftalilerle çiftlikten ayrılırken, kahramanımız, bir şey diyemediği ve yapamadığı için rahatsız olur. Adam ise yüzsüzce vedalaşır:

-Hayırlı günler!

     Kâhya, Çiftlik Sahibi’ne seslenir:

-Hakikaten bu hırsıza göz mü yumacağız?

     Çiftlik Sahibi bir anda öfkeye kapılır ve Kâhya’ya cevap verir:

-Bu adamı hemen yakala!

     Kâhya, hırsızı hemen koşup yakalar. Çiftlik Sahibi ise, yerden

bulduğu kalınca bir dal parçası ile adama yaklaşır:

-Kâhya, sıkı tut!

     Kahramanımız, hırsızın bacaklarına vurmaya başlarken Hırsız feryat eder:

-Yahu Allah’tan utan! Beni neden inlete inlete dövüyorsun!

     Çiftlik sahibi, bir ara soluklanmak için durur ve Hırsız’ı cevaplar:

-Ey Adem, neden bağırıyorsun! Ben de Allah’ın bir kulu değil miyim? İşte Allah’ın bu sopasıyla, Allah’ın bir kulunu dövüyorum!

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 15.01.2020