Hakan Türksoy
Altın zil

Altın zil

Sosyal medyada emekli mümessiller grubuna 90'lı yılların başında çekilmiş içinde benimde olduğum bir fotoğraf paylaştım.

Fotoğraf Hilton Oteli'nde toplantı sonrası çekilmişti.  Türkiye'nin her yerinde yaşayan emekli mümessillerden beğeni ve yorum geldi.

Emekli mümessiller gurubu olduğuna bakmayın. Kimi 5 yıl, kimi 15 yıl çalışıp ya başka firmadan ya da başka bir sektörden emekli olan arkadaşlar... 

Aynı firmada başlayıp emekli olanların sayısı bir elin parmağını geçmez. Bunun iki nedeni var. Birincisi dünyanın en zor mesleklerinden biri olması, ikincisi özellikle yerli firmaların kendi içlerindeki orantısız rekabet ve acımasızlık. En basit örnek; her gün mazeretsiz iyinin iyisi olmak zorundasınız.

Acıya dayanıklı biri olduğum için benim erken ayrılma nedenim başka. İş arkadaşlığı çok önemli. Özel sektörde çalışıp şimdiki  troller gibi iş arkadaşına denk gelmiş olanlar beni çok iyi anlar.

Bu dünyada hakkımı helal etmeyeceğim dört kişiden biri işte o iş arkadaşı. Geri kalanlardan biri öldü, biri hala domuz gibi, diğeri saklı kalsın(!)

Uzatmayayım, güzel günlerimde oldu. Bu sektör sayesinde Hilton'da da kaldım, güney sahillerimizdeki beş yıldızlı hotellerde de...

Fakat en güzeli sağlıkçılarla bir arada olmaktı. Tekirdağ'ın tüm ilçeleri dahil olmak üzere Silivri, Gelibolu ve Lüleburgaz'daki tüm sağlık merkezleri adeta ikinci evim gibiydi.

Hiç unutmuyorum, Gelibolu seyahatlerimden önce Bolayır Sağlık Ocağı hekimini arayıp yarın geleceğimi söylüyordum. Çünkü haber verdiğim zaman hemşire kardeşlerim evlerinde hazırladıkları kekleri, börekleri ikram ediyorlardı. 

Fakat önce Osmanlının keskin kılıcı Süleyman Paşa ve yine Osmanlının keskin kalemi Namık Kemal'in Bolayır'daki mezarlarını ziyaret ediyor sonra sağlık ocağına gidiyordum. Bir ara İstanbul bölgesinde görevlendirildim. Amerikan Hastanesi'nde ve bazı tüp bebek kıliniklerinde profesörlerle tanıştım. Onlarla  sohbet ettim, ilaç anlattım. Bir profesöre ilaç anlatmak Atatürk Kültür Merkezi'nde sahneye çıkmak gibi bir şey.

Aklıma geldikçe heyecanlanıyor ve hala nasıl başardığımı sorguluyorum.

İlaç tanıtım işi zor ve kendi içinde acımasız bir sektör olmasına rağmen en güzel yanı sağlıkçılarla bir arada olmaktı. Hiç birinden saygısızlık ya da yanlış görmedim. Ta.. o zamanlar bu camianın kutsal olduğunu anlamıştım.

Koronavirüs sayesinde şimdi herkes anladı. Ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada yayınlanan Yetenek Sizsiniz programının Amerikan versiyonunu izleyenler bilir.

Çok başarılı olanları Altın zile (Golden buzzle) basarak direk finale gönderiyorlar.

Ben zile falan gerek kalmadan sağlıkçıların ve çevrecilerin direk cennete gideceklerine inanıyorum.

Yazı Tarihi : 09.12.2020