Hasan Akarsu
AYHAN AYDIN’IN YAPITLARINA DEĞİNİ (*)

Gazeteci, yazar Ayhan Aydın 01 Mayıs 1969 Gümüşhane-Şiran-Yeniköy doğumlu olup gezi, söyleşi, deneme türlerinde onlarca yapıtı vardır. “Alevi-Bektaşi Geleneğini Yaşatanlar/ Sazın ve Sözün Gücü adlı 1. kitaba (1) yazdığı önsözde, “Bir gazeteci olarak Alevilik-Bektaşilik araştırmalarında toplumuma yapabileceğim en yararlı iş bence buydu” diyerek “Bir aşk halinde” söyleşiler yapar. Altı yüzden fazla radyo ve televizyon programında söyleşileri vardır. Söyleşilerini yaptığı kişiler şunlardır: Abidin Özgünay, Hüseyin Çırakman, Ali Ekber Çiçek, Kemal Özcan (Derviş Kemal), Mehmet Yaman, Ezeli Doğanay, Ali Haydar Avcı, Süleyman Zaman, Adil Ali Atalay (Vaktidolu), Hakkı Saygı.

         Kitaptaki söyleşilerin uzun ve kapsamlı olduğunu belirtmeliyiz. Onun için tüm söyleşilere değinme olanağımız yok. Yazar, söyleşi yapacağı kişiyi yaşamöyküsüyle tanıtıp sorularını sorar ve yanıtlarını alır. Abidin Özgünay, Cem Dergisi’nin ortaya çıkışında etkili kişidir. Aleviliğin savunmasına, Sünni ve Alevi kitlelerin aydınlanmasına ışık tutmak için bu dergiyi çıkardığını belirtir. Alevilik konusuna geniş açıdan bakarken “Aslında Allah’a ibadet edebilmemiz için Allah’ın evi dedikleri yerlere girmenin de alemi yoktur” (s.43) diyerek inanmanın yeterli olduğunu anımsatır. Aleviliğin bir mezhep olmadığını vurgular. Hüseyin Çırakman da erenlerin dünyasından bir ozan olarak, Halk Ozanları Kültür Derneği’ni kurarak çalışmalar yapar. Alevi geleneklerini, köylerdeki çalışmalarını anlatır. Aşık Veysel ve Ali İzzet Özkan’la ilgili anılarına yer verir. Hüseyin Çırakman “Ozanın gıdası sabırla, sevgiyle olması lazım, hoşgörüyle olması lazım, meseleye objektif bakması lazım…” (s.137) der. Yazar, halk ozanlarının şiirlerinden seçme şiirlere de yer verir. Aynı kitabın ikincisinde (2) şu ozanlarla, dedelerle söyleşi yapar: Ali Doğan, Erdoğan Alkan, Hüseyin Elmas, Hüseyin Gazi Metin, Hüseyin Yorulmaz, Metiner Orhan, Kalender Topalcengiz, Kaya Özlük (Keskinli Âşık Haydarî), Süleyman Metin, Veli Akkol. Yazar tüm yapıtlarında iki bin söyleşi yaptığını söyler. Bu azımsanacak bir sayı değil. Sanırım otuz yılını verir bu çalışmalarına. Bu yapıttaki on iki söyleşiyi, köklü bir öğretinin temel temsilcileriyle yaptığını belirtir ki Ali Doğan da onlardan birisi olup emekli bir öğretmendir. Köyden kentlere göçlerin halk ozanlarının yaşam koşullarını çok zorladığını, ayrıca devletin ozanlara bakışının siyasal olduğunu vurgular. Anadolu’da Aleviliğin Babaî eylemleriyle kurumsallaşıp sistemleştiğini anımsatır. Söyleşilerde Kerbela ve İmam Hüseyin anlatımları önemli yer tutar. Yazar, Erdoğan Alkan’la “Halk Ozanlığı ve Âşık Veysel Üzerine” yaptığı söyleşide, bu değerli ozanımızı tanıttığı gibi Âşık Veysel’le tanışmasını ve ilişkilerini yansıtır. Onun güldürücü yönünü değerlendirir. Sebahattin Eyüboğlu’nun evindeki dost şöleninde sofraya domuz salamı gelir. Eyüboğlu Veysel’e “Domuz salamı var; yer misin?” diye sorduğunda Veysel: “Yerim elbet. Ağza girenden değil, çıkandan korkmalı” diye yanıtlar. (s.57). Söyleşilerin güzel, anlamlı anılarla, gözlemlerle, duyarlılıklarla dolu olduğunu belirtmekte yarar var.

              Dostlar Bağında Gönül Seyyahı (3)

       Yazar bu yapıtında gezilerini ve gezileri sırasında uğradığı dergâh, türbe ve tekkelerde görüştüğü kişilerle söyleşilerini yansıtır. Cem Kültür Evi’nin, Cem Vakfı’nın düzenlediği, kimi kez kendi çabalarıyla katıldığı gezilerle gezdiği yerler: Balkanlar, Avrupa (Almanya, Avusturya, Hollanda, İsviçre vb.), Ortadoğu (Irak, İran, Suriye). Balkanlar’da Türklerin en yoğun olduğu yer Bulgaristan’dır. Yazar, oradaki dergâhları, babaları ziyaret edip söyleşiler yaparken, bölgenin tarihsel, doğal güzelliklerini de yansıtır. Trakya ve Rumeli’deki Bektaşilik’le ilgili inanç ve uygulamaları ayrıntılarıyla araştırmacı yazar Refik Engin’in yaptığını belirtir. Ohri’deki Sarı Saltuk’un makamının olduğu Sveti Naum Manastırı vb. önemli yerleri tanıtır.  Yapıtta Makedonya ve Arnavutluk gezilerinden de önemli izler vardır.

       Yazar, Avrupa gezilerinde, Almanya-Mannheim, İsviçre, Fransa-Strasburg vb. izlenimlerini etkileyici bir dille anlatırken Strasburg Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrene Melikoff’la söyleşi yapar. Melikoff, sorulara verdiği yanıtlarda Hurufiliğin çok önemli olup Bektaşilik üzerinde etkili olduğunu vurgular. Yazar, İsviçre ve Avrupa’da Alevilerin örgütlenmelerini değerlendirirken dağınıklıktan, aralarındaki çekişmelerden yakınır. Hollanda’da ozan, ressam Nuri Can’la buluşup söyleşir. Kimi kez okuyup etkilendiği kitapları tanıtır. Bunlardan en önemlisi Dido Sotiriyu’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı kitabıdır. Yanında şiir kitapları da götürür, sevdiği ozanların şiirlerini paylaşır. Yunus Emre’den aldığı altı dizenin anlamıyla düşünüp kalalım biraz: “Sular hep aktı geçti/ Kurudu vakti geçti/ Nice han nice sultan/ Tahtı bıraktı geçti/ Dünya bir penceredir/ Her gelen baktı geçti” (s.436). Dünyayı anlamalı ve değerini bilmeli değil miyiz? Ortadoğu gezisinden de çok etkilenir. İmam Hüseyin’in ve 72 kişinin öldürüldüğü Kerbela’yı gezerken üzüntülerini, acılarını yansıtır. Ayhan Aydın’ın gezileri, söyleşileri tanıtmakla bitecek gibi değil. En iyisi burada kalalım, kitaplarına ulaşabilirseniz okuma dileklerimizi iletelim.

           Ayhan Aydın’ın “Akademisyenlerle Alevilik-Bektaşilik Söyleşileri” (4) de vardır. Bu yapıtında da yirmi önemli akademisyen ve düşünürle yaptığı söyleşiler yer alır. Birkaçının adını yazarsak ne denli önemli kişilerle söyleşi yaptığı anlaşılır: Prof. Cahit Tanyol, Prof. Dr. İrene Melikoff, Dr. Lütfü Doğan, Prof. Dr. Pertev Naili Boratav, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz vb. Sözgelimi; Prof. Dr. Pertev Naili Boratav, söyleşisinde masalların önemine değinirken kitabın az olduğu dönemlerde halkın masallarla gereksinimlerini giderdiklerini belirtir. Halkın yaratıcılığını öğrenmek için folklorun önemini anımsatır. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk de söyleşisinde, dinin en büyük düşmanının şirk olduğunu söyler. Dinde reform kavramına karşı çıkar. Dini yıpratıp, bozup neyini düzelteceksiniz? diye de çıkışır.   

         Yazar, “Kültür Dünyamızdan” (5) adlı yapıtında, yaşayan ve yitirdiğimiz onlarca yazarla, ozanla yaptığı söyleşilere yer verir. Önemli adlardan birkaçı şunlar: Prof. Dr. Afşar Timuçin, Hıfzı Topuz, Vedat Günyol, Şerif Baykurt, Erdal Atabek, Fikret Otyam, Oktay Akbal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Osman Bolulu vb. Bunların ülkemizdeki aydınlanma hareketinin öncü isimleri olduğunu belirten yazar, sorduğu sorularla birçok konuya açıklık getirilmesini sağlar. Afşar Timuçin, Tasavvuf felsefesinin ve edebiyatının temelinde Eski Yunan düşüncesinin olduğunu belirtirken, inanç ile felsefe üzerine görüşlerini yansıtır. İnançta doğmalar varken felsefede her şeyin tartışıldığını vurgular vb. Hıfzı Topuz, “Kültür ve uygarlığın hoşgörüyle gelişeceğini”, kültür hakkını herkese sağlamak gerektiğini söylerken Aleviliğin her zaman küçümsendiğini vurgular. Ünlü deneme yazarımız Vedat Günyol: “… Balıkçı olsun, Azra olsun, Eyüboğlu olsun içleri insan sevgisiyle dolup taşan aydın kişilerdi ben de onların arkasına takılıp gittim” (s.52) diyerek hümanizmin, insancıllığın savunuculuğunu yapar. “Öykünün büyüsü Oktay Akbal” da bir yazarın gerçek yaşamının yazılarında olduğunu anımsatır bize. Demokrasinin laikliğin baş koşulu olduğunu vurgular. Kültür dünyamızın değerlerinin görüşleriyle kitabın zenginleştiğini belirtelim.

         Ayhan Aydın, bir diğer kitabında, “Dostlar Bağında Gönül Seyyahı” (6) denemelerine, gözlemlerine yer verir. Ona “Ayhan Karanlık” adını yakıştıranlara ben “Ayhan Aydın”lığım diye haykırır. Bu yazılarında birçok sorunun yanıtını verir. Mahzuni Şerif’i, gençleri, ozanları, gerçek dede ve babaları, erenleri sevdiğini belirtir: “Cahil bize dinsiz demiş/ Sevgidir dinimiz bizim” (s.8) diyen ozana selam gönderir. “Burada (bu kitapta) içimden (özümden) gelen seslenişler vardır” diyen yazar, yüreklerdeki sevgi ateşi olmadan gerçek insan olunamayacağını vurgular, bencilliği sorgular, paylaşmayı savunur. “Erenler Katarı”nda yolculuğa çıkar. Kerbela’nın “kanamaya devam eden yara” olduğunu belirtir. Yazılarında, radyo söyleşilerinde “Sevgili Dostlar” seslenişinde insan sevgisini yansıtır, her şeye, herkese sevgiyle yaklaşır.

        Yazar, gazeteci Ayhan Aydın, gezi, söyleşi, deneme, araştırma yapıtlarında Alevilik-Bektaşilik üzerine her konuya açıklık getirir. Yüzyıllardan günümüze değin gelen sorunları irdeler, gelişmelere sahip çıkar, katkılarda bulunur. Özverili çalışmalarıyla ilgi çeker.

 

(1)Alevi-Bektaşi Geleneğini Yaşatanlar/ Sazın ve Sözün Gücü-Ayhan Aydın, Can Yayınları, 1. Kitap, 1. Basım, Kasım 2017, 656 s.

(2)Alevi-Bektaşi Geleneğini Yaşatanlar/ Sazın Sözün Gücü-Ayhan Aydın, Can Yayınları, 2. Kitap, 1. Basım, Ekim 2019, 448 s.

(3)Dostlar Bağında Gönül Seyyahı-Ayhan Aydın, Gezi, Can Yayınları, 1. Basım, Mayıs 2019, 780 s.

(4)Akademisyenlerle Alevilik-Bektaşilik Söyleşileri-Ayhan Aydın, Can Yayınları, 3. Basım, Haziran 2017, 576 s.

(5)Kültür Dünyamızdan-Ayhan Aydın, Söyleşiler, Puslu Yayın, 1. Baskı, Kasım 2018, 464 s.

(6)Dostlar Bağında Gönül Seyyahı-Ayhan Aydın, Deneme, Can Yayınları, 1. Basım, Haziran 2018, 400 s.    

(Öykü Şiir, Ankara, Ocak 2021)

Yazı Tarihi : 12.02.2021