Hakan Türksoy
Aynı yerdeyiz

Bazen yaşadıklarımız karşısında ne söyleyeceğimizi bilemiyoruz.

Şu an bilgisayar başındayım. Yakın gözlüğümü taktım. Kollarımı sıvadım, parmaklarım klavye üzerinde...

Fakat her "güm"sesiyle birlikte altımdaki koltuk titriyor ve ne yazacağımı bilemiyorum.

Hemen yan tarafımızda inşaat var. Temel kazılıyor... İş makinesi taş zeminden çıkardığı devasa kayaları kırmak için havaya kaldırıyor ve bırakıyor. Sonra gümmm.

"Zemin taşsa sağlam yerdesiniz" diyorlar ama insan ürkmesi hayvan ürkmesine benzemez.

Zemin istediği kadar sağlam olsun. Zaman kötü. Hal böyle olunca insan ister istemez oturduğunu evin sağlam olup olmadığı düşünüyor...

İzmir depreminde ortaya çıkan hazin bir hikaye var. Birçoğunuz duymuşsunuzdur ama ben yine de hatırlatayım. Bir müteahhittin yaptığı ev Erzincan depreminde yıkılmış. Torununu da  yaptığı  evin enkazında kaybetmiş.

İzmir'e göç eden müteahhit burada da apartman yapmış ve apartmana ölen torununun adını vermiş.

Yaptığı apartman da İzmir depreminde yıkıldı iyi mi. Ne yazık ki bir torununu daha kaybetti.

Aynı depremde bizde küçük yakınlarımızı kaybettik. Bu olaya kaderin cilvesi diyorlar. Dikkatinizi çekerim! Deprem öldürmüyor, yıkılan binalar öldürüyor. Şimdi bu cilve mi yoksa kıvırma mı? Beceremiyorsan yapmayacaksın kardeşim. Siyaset dahil her iş böyle.

İzmirli üstat son yazısında Türkiye'de en kolay yapılan işler arasında gazeteciliği, müteahhitliği ve siyaseti göstermiş. Gazeteciliği kendimden, müteahhitliği bir diş hekiminden biliyorum. Siyaseti sormayın(!)

Deprem bölgesinin tam ortasındayız. 17 Ağustos depreminin üzerinden 21 yıl geçti. Fakat biz hala "deprem öldürmez, binalar öldürür" diyoruz.

Ürken hayvan aynı hatayı hayatı boyunca yapmıyor. Mikroplar antibiyotiklere karşı direnç geliştiriyor. Virüsler mutasyona uğruyor.

Biz hep aynı yerdeyiz.

Yazı Tarihi : 02.11.2020