Hasan Akarsu
BEBEKLİKTEN ERGENLİĞE ÇOCUK YETİŞTİRME KILAVUZU: “YETİŞİN ÇOCUKLAR” (*)

            Prof. Dr. Selçuk Şirin, New York Üniversitesi’nde çocuk gelişim ve istatistik dersleri verir. 100’ü aşkın bilimsel yayını ve birçok ödülü vardır. Yirmi yılda yaptığı çalışmaların ürünü olan “Yetişin Çocuklar” yapıtı, beş bölümden oluşur ve anne babalara yol gösterici niteliktedir.

           Yazar, geleneksel çocuk yetiştirmenin yeterli olmadığını belirtip 0-18 yaş çocuklarının iyi yetiştirilmesi için bu yapıtını hazırlar. Çocuk yetiştirmenin ABECE’sini anlatırken “ebeveynlik krizi”ni açıklar. Günümüzde çocuk yetiştirmede “Gelenek yetmez” der. Her çocuğa göre bir reçete olmadığını belirtir. Bebeklikten ergenliğe doğru fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimi (0-6) değerlendirirken bunun ailenin tekelinde olmadığını, pek çok etkenin devreye girdiğini söyler. Zeka ve yeteneğin doğuştan ve sonradan emekle de gelişeceğini, bu noktada beş önemli durumu anımsatır: Çocuğun mizacını tanıma, güven verme, iyi olma, evde düzen oluşturma, çocuğu kıskanmama vb. Çocuk yetiştirmede aşırı serbest ve aşırı disiplinli anneyi eleştirirken demokratik olmayı önerir. Babalara da görev düştüğünü anımsatır. Babaların yasaklayıcı olmamasını, fiziksel şiddete başvurmamasını ister. Dengeli bakımı ve rol model olmayı önerir. Çocukta ilk beş yılın çok önemli olduğunu, duygusal ve zihinsel gelişimin bu dönemde olduğunu anımsatırken “çocukla gez, konuş, oyna” der. Okul öncesinde zeka gelişimi için, balık yağı diyeti, karşılıklı konuşma ve eğitim önerir. Sözcük dağarcığı zengin çocuğun okula başladığında söyleneni çok kolay anladığını belirtir. Çocuğa kitaplık kurulmasını önemser. Bunun da üç ölçütü vardır: Gelişim düzeyine uygunluk ( görsellik sonrası öykü), soru soran kitap, çocuğun ayağını yerden kesen kitap olmalı. 5N1K tekniği olmalı kitaplarda. 3-4 yaşlarında da bir dil öğretmek gereklidir.

               Erken Çocukluk, Okul ve Ergenlik Dönemleri

        Yazar, erken çocuklukta duygusal gelişimi de inceler. Örnekler verir. Duygu yönetimi için rol model olmayı ve sıcak ilgiyi, duyarlılığı tanıtır. 10 yaşa kadar sabırlı olmayı, beklemeyi öğretmek gerektiğini vurgular. Spor ve sanat eğitimini önemli bulur. Ekran bağımlılığıyla başa çıkılmasını ister ve yol gösterir. Yasaklamanın çözüm olmadığını vurgularken ortam değiştirmeyi, ekran zaman planı yapmayı önerir. Ailece teknoloji orucunun gerekli olduğunu söyler. Çocuğu cezalandırmak yerine “mola yöntemini” önerir.

        Okul döneminde de çocuk eğitimi önemlidir. Çocuk okulla tanışırken, ailesi de tanışmış olur. Aile, iyi eğitim verecek iktidarı seçmelidir. İyi eğitim için 72 ülke arasında yapılan PISA veri tabanı ölçü alınır. Buna göre de ülkemizde eğitimin sürekli gerilediği saptanır. Sınav sisteminin değişmesi, ezberciliğin dışlanması, Köy Enstitüsü sisteminin örnek alınması zorunludur. Her ile bir üniversite açmak yerine her mahalleye okul öncesi eğitim kurumu açılmalıdır. Bunlar yazarın önemle üzerinde durduğu konulardır. Yüksek teknoloji çağında olduğumuz için bu treni kaçırmamak gerekir. Yazar çocuğa öğretmede beş nokta üzerinde durur: Düşlediğini üretmek, bilgisayar olmadan da başarmak, evde kodlamayı başarmak, aileyle birlikte öğrenmek, çocuğa beceri kazandırmak.

        Yazar, ödevleri “Okulu eve taşıyan araçlar” olarak görür. Bu konuyu irdelerken ilkokul ve ortaokulda ödevin az olmasını, lisede çok olmasını savunur. Öğrenmeyi hamallık yapmamayı ister. Tatildeki öğrenme kayıplarını anımsatır ve bunun önüne geçmek için yol gösterir. Kitap setleri, spor, sanat etkinliği, gezi vb.

       Ergenlik dönemi (12-18) ve yetişkinlik dönemini de (18 sonrası) inceleyen yazar, kimlik bulmanın önemine vurgu yapar. Ergende davranış bozukluklarını irdelerken bunalımdan çıkmak için önerilerde bulunur. Gençlerin niçin mutsuz olduklarını sorgular. Mutlu çocukların okulda ve yaşamda da mutlu olduklarını belirtir. Ebeveynin çocukla söyleşisinin başarıyı arttırdığını savunur. Çocuğa “Çok çalış” demenin yanlış olduğunu söyler. Düş kurmayı, eleştirel düşünmeyi öğütler. Son olarak ailelerin yalnız kendi çocuğunu değil tüm çocukları düşünmeleri gerektiğini, yoksul çocukların zengin çocukları da etkilediğini anımsatır. Önce genç kızları okutmamız gerektiğini, iki milyon Suriyeli göçmen çocuğun da yaşama tutunmasının bizim çocuklarımız için yatırım olacağını savunur. Sonuç olarak hiçbir başarının rastlantısal olmadığını, çalışmak gerektiğini, çocukların kuracağı dünyanın umut vereceğini belirtir.

        Prof. Dr. Selçuk Şirin, “Yetişin Çocuklar” yapıtıyla ebeveynlere önemli bilgiler verip doğru yolları gösteriyor. Çocuk yetiştirenlerin, torunları olanların, kısaca herkesin, başucu niteliğindeki bu kitapla buluşmasını öneririz.

 

(*)Yetişin Çocuklar-Prof. Dr. Mustafa Şirin, Pedagoji, Doğan Kitap, 30 Baskı, Mayıs 2019, 218 s.

(Yaşam Sanat, Adana, Şubat-Mart 2020) 

Yazı Tarihi : 23.10.2020