Hakan Türksoy
Belgesel

Yıllardır dizi film izlemiyorum. Klasik olacak ama tartışma programlarının dışında belgesel izlemeyi seviyorum.

Afrika'da çekilen vahşi belgeselleri sevmiyorum. Daha çok doğa belgesellerini seviyorum.

Fakat maymunlara da bayılıyorum. Belgesel izlemediğim zaman kitap ve belli gazeteleri okuyorum.

Dün ilginç bir şey oldu. Üstadın adeta ders niteliğinde yazdığı "Aynı hayat çizgisinde, aynı raylarda, aynı trenin farklı yönlere giden yolcularıyız." başlıklı yazısını okurken açık olan televizyondan Sağlık Bakanı'nın koronavirüs açıklamasının tekrarı yayınlanıyordu.

İki iş aynı anda yapılmaz. Ya gazeteye odaklanacaksın ya da televizyona. Sağlık Bakanı aynı şeyleri tekrarladığı için ben gazeteye odaklanmıştım. 

Fakat Sağlık Bakanı'nın kendi ağzından başta Tekirdağ olmak üzere İstanbul'a yakın şehirlerde vaka sayısında yüzde 96'lara varan artışlar olduğunu duyunca  gazeteyi elimden attım.

O an aklımdan geçenlerin hepsini buraya yazamıyorum. Bu süreçte beş yazımdan üçünde koronavirüsü yazdım. "Rehavete kapılmayın İstanbul'la koyun koyuna yaşıyoruz" dedim. Arada da Süleymanpaşa'da yeterli denetim yapılmadığını yazdım. Hatta inatla maske takmayanlardan birinin gülerek  "biz denetim yapılacağını korumaların bir iki saat önce etrafta dolaşmalarından anlıyoruz" dediğini de yazdım. Ne yazık ki aramızda koronavirüs tedbirlerini seyyar satıcı, zabıta ilişkisine benzetenler var.  Kısacası tüm uyarılara rağmen  her şey "aynı hamam aynı tas" misali... devam ediyor... 

Geçen gün inatla maske takmayanlardan bir gurubu güneşlenirken gördüm.

Beş metre yaklaştıktan sonra sizi gördüğüm zaman "belgesel izlemiş gibi oluyorum" dedim.  Çünkü maymunları seviyorum.

Yazı Tarihi : 29.10.2020