Hakan Türksoy
Benim adım kırmızı

Sahtekarların, kötülerin pandemi falan dinlemediğini yeri geldikçe yazıyorum...

Kötülüğün, sahtekarlığın, savunulacak hiçbir yanı yok. Bakmayın sağda solda konuşanlara.

Atalarımız "bozacının şahidi şıracı" demiş. Bunu laf olsun torba dolsun diye söylememişler.

En basiti, köftenin içinde kanatlı hayvan ve sakatat tespit edilince yanlışlıkla olmuş demenin alemi olmadığı gibi yandan şıracıların kanatlı hayvandan zarar gelmez demesinin de alemi yok.

O zaman doğruyu söyleyip tavuk köftesi satacaksın kardeşim(!)

Geçen hafta Şarköy'de bir sirke fabrikasında 90 ton sahte şarap ele geçirildi.

İmal edenler vallahi billahi yanlışlıkla olmuş dese kimse bir şey diyemez(!) Çünkü şarapla sirke öz kardeş. Yani şarabın, sirkenin şahide ihtiyacı yok.

Zaten olayı sahte yapan şişenin içindeki şarap değil, dışındaki bandrol. O sahte şarapları dökmeseler bari(!)

Günümüzde bozacı ve şıracı örneği o kadar çoğaldı ki insan hangisinden başlayacağını şaşırıyor.

Bozacıyı ayrı, şıracıyı ayrı yazmanın hiçbir kıymeti yok. Kıymetli olan doğru yazıp, doğru konuşmak ama doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar.

Kovulmayacak konuları seçmek en güzeli olsa da bazen hafifçe dokunmanın faydası oluyor.

Fakat öyle gerçekler var ki dokunmak fayda etmiyor, IV Murat'ın gürzüyle vurmak gerekiyor...

Gürz ağır bir silah. Havaya kaldırmak her babayiğidin harcı değil.

İşte bu nedenle kimi gürzle kimi "Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul......." misali tokmakla vuruyor.

Günümüzün gerçeği koronavirüs! Her yer kıpkırmızı oldu. Bu kırmızı Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk'un "Benim Adım Kırmızı" romanındaki kırmızı değil.

Bu kırmızı kötü virüsün kapımızın önüne geldiğini işaret ediyor...

Kıpırdayacak yer kalmadı. Önce kendimizi sonra etrafımızı kendi imkanlarımızla korumak insanlık görevi değil, insanlık borcu.

Bu günlerde azda olsa hala kurallara uymayanlar var. Kimi unutuyor, kimi egoistlik yapıyor..

Bunları önce nazikçe uyaralım...

Yazı Tarihi : 23.11.2020