Cahide Ulaş
BİR ÜLKENİN GELİŞMESİ İÇİN EĞİTİM ŞART NE YAZIK Kİ BU DÖNEMDE OKULLARIN AÇILMASI TARTIŞILIYOR ÖYLEYSE HERKESE DÜŞEN GÖREV KURALLARA UYARAK YAŞAMAK VE FARKINDALIK YARATMAK

        Bir ülke için eğitim olmazsa gelişme de olmuyor. Eğitimin kalitesi de tabii çok önemli.. Ülke olarak kaliteli eğitim için de her zaman gereken yapılmalı ki; kaliteli insanlar yetiştirelim ve ülke olarak gelişmiş ülkelerle her konuda yarışabilelim.

        Bu konu her zaman tartışılır, hemen hemen her sene değişiklikler yapılır ama ne yazık ki; yeterli düzeyde değiliz.

        Eğitimde kalite konusunu da önemseyerek, bu zor dönemde de eğitim için okulların açık olması gerekiyor. Ne yazık ki; bu salgın döneminde okullar kapandı ve şimdi açılması tartışılıyor.

        Tabii bireysel sağlık ve toplum sağlığı her şeyden önemli.. Keşke herkes kurallara uysaydı da hastalık tekrar bu kadar yayılmasaydı. Belki de; hastalık çok azalsaydı okulların açılması da bu kadar tartışılmazdı.

        Şimdi içinde bulunduğumuz duruma göre tedbirleri alarak karar vermek gerek.

        Bakıyorum da çevreme veliler endişeli ve telaşlı. Sadece internet aracılığı ile verilen derslerin yeterli olamayacağını söylüyorlar. Hepsi arayış içindeler.

        Her zaman tatili özleyen çocuklar da artık çok sıkıldılar. İnternet bağımlılığı zaten yaşanan bir sorundu şimdi bu durum daha da fazlalaştı.

        Özellikle bu zor zamanlarda yine hepimize görev düşüyor ve yurttaş olarak da farkındalık yaratmamız gerekiyor.

        Bu hastalıkla tek tek değil topyekün savaşmamız gerek. Kayıtsız şartsız kurallara uyarak yaşamalıyız ve kendimiz için, milletimiz için, ülkemiz için faydalı şeyler yaparak farkındalık yaratmalıyız.

 

       Farkındalık Yaratmak. Ancak Nasıl?
        Bir Sümer atasözünde "Bilge kişi; çıkmaz sokakta yol bulan, karanlıkta ışığı bulandır"
        Sümerlerin binlerce yıllık damıtılmış bilgi birikiminin özü olan yukarıdaki sözü çok anlamlı.          Anlaşılan dün de bugünün doğaya ve insana dair sorunları konuşuluyormuş.

        Önemli olan zorluk içinde alternatif yaratılabilmektir. Kısır kişilikler alternatif yaratamaz.
Olan daracık çemberin etrafından döner durur. Ne yapayım, elimden gelen budur. Başka yol yok gibi sığınaklara kendilerini teslim etmektedirler.
        Bireylerin ve toplumların eğitim yolu ile farkındalıklarının ve yaratıcılıklarının artırıldığı tecrübe ile ispatlıdır.
        Dünyanın bazı toplumları matematiği kullanarak aya yolculuk yaparken, bazıları halen dört işlemi bile yapamamakta ve on bin yıl öncesi dair bir yaşam sürdürmektedirler. 
        Eğitimin en önemli özelliği kişide eğitim yolu ile farkındalık yaratmaktır. Amacı ise toplumun içinde yaşadığı canlı-cansız ortamı bilimin metodolojisi için incelmek ve bilgi edinmek. Edindiği bilgiyi insanlığın yararına teknoloji üzerinden sunmaktır.

        Eğitim bu bağlamda salt bir teknik beceri kazandırma değil, aynı zamanda içinde bulunduğu toplumu da anlamayı ve bir bütün olarak hep birlikte gelişmek için hep birlikte olay ve olguların farkına varmamız gerekir.

        Bu bağlamda eğitim kişi ve toplumun olay ve olgulara bütüncül bakmasını sağlamaktır. Eğitimin etkili bir şekilde sağlanması sorumluluğu öğretmenlere, bilim adamlarına, yazarlara, şairlere, sanatçılara büyük görev düşmektedir.
 
         
İşini İyi Yapmak Bilinç Gerektirir
         Askeri kışlaların duvarlarında “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapanlardır” ifadesini çok önemlidir. İşini iyi yapmak bir bilinç ve sorumluluk gerektirir.

          Konfüçyüs bu tür durumlar için “İyi insan, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve
yapabileceklerini söyleyen adamdır” der.

          Ne yazık ki çevrenize baktığınızda maalesef.. “MIŞ” gibi yaşayan o kadar çok insan
görünce doğal olarak üzülüyorsunuz.
          Her yurttaşın ülkesine karşı sorumluluğu bulunmaktadır. Çalışacak üretecek, yanlışlara karşı çıkacak ve kendi değerlerini koruyacak ve dünya ile birleşmesine de katkıda bulunarak evrenselleşecektir.
         Üniversitelerin bu bağlamda temel görevi bilimsel araştırma yanında toplumu eğitmek ve olayların farkına varılabilirliğini artırmaktadır.

         Yalnız üniversitenin değil hepimizin aklı vicdanı bilgisi görgüsü olan herkesin çevresindekiler ile güzellikleri paylaşması ve toplumsal kültüre ve yaşam katkıda bulunması gerekir. 
 
        
Yaşamı Sorgulayarak Öğrenmek
          O zaman hep beraber insanının kafasında bir farkındalık yaratmak zorundayız. Bilincine varmış, çevresinde olup biteni algılayan, durumdan vazife çıkaran bilincine erişmiş insan yetiştirmektir. Bunu sağlamak için toplumu eğitmek zorunda olan insanlara görev düşüyor.
          Ülkemizin içine düştüğü bu durumdan eğitim ile toplumu aydınlatarak yurttaş bilinci oluşturabiliriz.  Yurttaş olma ve yurttaşlık bilincine sahip olmak, kendini tanımak ve kendi iradesini kendisinin karar vermesi en büyük farkındalık ve bilinç işidir.
          Sokrates'in "Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değer değildir".

 

        "SIRADAN İNSANLAR FARK YARATAMAZ,

           FARKI FARKLI İNSANLAR YARATIR "

 

         “Zamanında Çin'in küçük bir köyünde bir kung-fu okulu varmış. Okulun yaşlı ve bilge olan hocası öğrencilerine sadece bedensel eğitim değil zihinsel eğitiminde ne kadar önemli olduğunu anlatırmış.

         Öğrencilerden biri zeki olmasına rağmen dersleri pek umursamayan vurdumduymaz bir karaktermiş. Onun bu hali hocanın gözünden kaçmamış ve devamlı kendini uyarırmış.

          Günler böyle geçerken bilge hoca bu öğrencisini ona ders vermek için başka bir usta öğrenciyle müsabakaya kaldırmış. Müsabaka başlamış. Haylaz öğrenci yaptığı her hareketin, attığı yumruk ve tekmelerin rakibi tarafından ustalıkla savuşturulduğunu görünce daha da hırslanmış ve kural dışı hareketler yapmaya başlamış. Rakibi onları savuşturmuş.

           Daha da sinirlenen öğrenci hiçbir şeyin kar etmediğini görünce oturmuş hırsından ağlamaya başlamış.

           Müsabaka bitmiş. Haylaz öğrenci ağlarken omzunda bir el hissetmiş. Kafasını kaldırıp baktığında hocasının kendisine gülümsediğini görmüş. Bilge hoca öğrencisinin yanına oturmuş ve toprağa dikey bir çizgi çizmiş.

         - Bu rakibinin çizgisi.. Bunu nasıl kısaltırsın?

           Öğrenci bu soru üzerine çizgiyi ikiye bölerek:

         - Böyle kısaltırım diye yanıtlamış

         - Hayır, demiş hocası.

           Öğrenci bu sefer çizgiyi üçe bölmüş.

         - Böyle kısaltırım.

           Hoca gülümsemiş. Ve yere yeni bir dikey çizgi daha çizmiş.

         - Bu rakibinin çizgisi..

           Sonra yanına onun iki katı uzunlukta dikey bir başka çizgi çekmiş ve eklemiş:

         - Bu da senin çizgin. Sen rakibinin çizgisini kısaltmak yerine kendi çizgini uzatmalısın. Sen kendine güvenir ve kendini sürekli geliştirirsen rakiplerin zaten hep geride kalacak…”

            Gelişim süreklilik demektir, gelişim fark yaratmak demektir, gelişim duyarlılıktır ve gelişim hem kendine, hem de var olan her şeye saygı duymak sadece bireysel değil, bütünsel gelişmek demektir.              

            Gelişim, basamak basamak yukarı çıkarken başkalarına da el uzatıp onları da yukarı çekmek demektir.

            Ve gelişim, başkalarının zayıflığı karşısında kendi için böbürlenmek değil, herkes ile aynı şartlar altında böbürlenecek büyüklüğü yaratabilmektir.

           "Sıradan insanlar fark yaratamaz, farkı farklı insanlar yaratır" diyor motivasyon ve pazarlama gurusu Seth Godin.

            Hani şu imrendiğimiz fark yaratanlardan olmak, daha ileriye geçebilmek için karşımızdakinin eksikliğini aramak, yolunu kesmek yerine kendi çizgimizi geliştirerek fark yaratmaya ne dersiniz?

 

OLSUN İSTERSİN

Olsun istersin…
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin.

Aşktır ;                                             
Değer verirsin,
Ödün verirsin,
Sevgiden de öte saygı gösterirsin,
Olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin…
Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?)
Ne de çözüm için bir şeyler yapma gayretinde.

İştir;
Sabahlarsın,
“olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin…

Dosttur;
Hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler,
Kendine ayırmadığın onca şeyi
“O’na” ayırmaya çalışırsın…
Sonra olayın içinden kendini çıkartır
Şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın…
Bakarsın ki her şey başladığın gibi!
Olmuyorsa, olmuyordur!

Gönlün rahat mı?
Elinden geleni yaptın mı?
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…

                                   CAN YÜCEL

Üç tutku hayatımı önemli derecede etkilemiştir:

Sevgiye olan özlemim, bilgiyi araştırma merakım ve insanlığın çektiği acı ve ıstırap için duyduğum büyük merhamet.

                                                                                                                                                  Russel

Yazı Tarihi : 25.08.2020