Hakan Türksoy
Bit pazarı

"Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı" sözü gerçek oldu.

Hazır giyimde %40 varan artış vatandaşı ikinci el pazarına yöneltti...

Bütçesine katkıda bulunmak isteyenler ikinci el ürünlerini satıp kendi ihtiyaçlarını da ikinci elden sağlıyor...

Hal böyle olunca "Kullanmıyorsan paylaş" sloganının yerini "kullanmıyorsan sat başının çaresine bak" sloganı aldı...

Şimdinin modern bit pazarlarında bit yok ama bu işlerde bir bit yeniği var.

Arabeski Türk toplumuna kakalayan adamın "Her acının tiryakisi olmuşum, ömür boyu bitmeyen dertlerle yoğrulmuşum. Gülemem.. " dediği gibi gülemesek bile son anda çare üretmekte üstümüze yok.

İkinci el pazarlarının devreye girmesiyle Türk'ün aklı efsanesini bir kez daha hatırladık.

Bu kaçıncı hatırlayışımız?  Oysa ikinci el pazarları Avrupa'da yıllardır var.

Biz onlardan zengin olduğumuz için böyle şeylere tenezzül etmedik. Tenezzül, temenni, tezahürat, teselli hepsi bizim çocuklar...

Şimdi tüm Dünya'da zaman kötü" diyerek teselli oluyoruz... Sonra temenni ve tezahürat geliyor...

Koronavirüs salgının üzerinden bir yıl geçti... Meğer geçen yıl daha güvendeymişiz.

Koronavirüs geçen yıl bu zamanlar biraz mertti, delikanlıydı. Şimdi şerefsizin önde gideni oldu.

Mutasyon, varyant ayağına kıçı, başı ayrı oynuyor. Evet, koronavirüs tüm Dünya'da zengin, yoksul ayırmadan can almaya devam ediyor...

Ancak kurallara uyan bilinçli zenginler ayakta kalıyor... Bilinçli yoksulluk olmaz. Cehaletten ve iyi niyetten kaynaklanan yoksulluk olur.

Koronavirüs biraz delikanlı olsaydı en azından iyi niyeti affederdi. Kısacası olan hep yoksullara oluyor... Mutlu ölünür mü? bilmiyorum ama yoksullar gözleri arkada ölüyor...

Çünkü bit pazarı değil bu can pazarı...  Sonra tenezzül, temenni, tezahürat, teselli ve kapanış...

Yazı Tarihi : 19.04.2021