Şafak LAYİÇ
BİZİ YÖNETEN KİMDİR?

Davranışımız iki temelden destek alarak kendisini ortaya koyar: Bilinç ve bilinçaltı. Bazen bilinçli, bazen de bilinçaltından verdiğimiz kararlar sonucunda harekete geçeriz.

     Bilim insanları, bilinçaltı kararlarımızın, bilinçli olanlardan çok daha fazla ve etkili olduğunu söylemektedir. Hatta bu gerçeği vurgulamak için şu benzetmeyi yaparlar:

-Bilinç, buzdağının görünen küçük, bilinçaltı ise görünmeyen devasa kısmıdır.

     Çünkü bilincimiz bir saniyede en fazla dokuz veriyi işleyebilir. Yani aynı anda dokuzdan fazla nesneyi göremeyiz, sesi duyamayız, kokuyu alamayız. Oysa bilinçaltımız bir saniyede binlerce veriyi algılayıp işleyebilir.

     Bilinçaltımız, zihnimizin hafıza deposudur (ve bir defa oluşup çalışmaya başladıktan sonra) ölene kadar hemen her şeyi kaydeder. Yalnızca konunun uzmanları, bu depodaki devasa bilgileri gün yüzüne çıkarıp kullanma becerisi geliştirebilirler.

     Bilinçaltının diğer büyük gücü, bilincin zorlukla yaptığı şeyleri (birkaç tekrardan sonra) otomatiğe bağlayarak kolaylaştırmasıdır. Örneğin yürümek, konuşmak, bisiklet ya da araba kullanmak için çoğunlukla bilincimizden değil, bilinçaltımızdan yararlanırız.

     Keskin bir bıçağa benzeyen bilinçaltı, bazen olumsuz sonuçlara da neden olabilir. Örneğin bizi (birkaç tekrardan sonra) sigara, kumar ya da telefon bağımlısı da yapabilir.

     İkinci Paylaşım Savaşı’ndan önce ve sonra kurulan Almanya ve Kuzey Kore baskıcı yönetimlerinin ilk icraatlarından biri, eğitimi düzenlemek olmuştur. Çünkü eğitim seviyesi düşürülerek (ve bazı çağdışı telkinleri tekrarlatarak) baskıcı yöneticileri sorgusuz sualsiz destekleyecek ruhsuz, mantıksız robot insanlar yetiştirmek elbette mümkündür.

     Bir devletin yanlış yönetildiğini, milletin geriye doğru

çevrildiğini anlamak için oradaki eğitimin gelişmiş ülkelere göre olan seviyesine ve yaptırılan yararsız, zararlı tekrarlara bakmak yeterlidir. Bu baskıcı yöneticilerin diğer işi, eski yararlı bilimsel bilgileri ve tekrarları müfredattan çıkarmak da olmuştur.

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 05.09.2020