Cahide Ulaş
BU SENE 23 NİSAN COŞKUSUNU SOKAKLARDA MEYDANLARDA VE ATATÜRK ANITI ÖNÜNDE YAŞAYAMADIK SALGIN HASTALIK EVLERE KAPATTI EVLERİ BAYRAKLARLA SÜSLEYİP HEP BİRLİKTE İSTİKLAL MARŞIMIZI SÖYLEDİK

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ülkemizde ve dünyada çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayramdır.

               Korana virüs denen ülkemizin ve dünyanın adeta başına bela olan bu salgın hastalık nedeniyle evlere kapandık ve tabii ki; çocuklarımız da evde kaldıkları için her yıl olduğu gibi bayramı sokaklarda, meydanlarda, Atamızın huzurunda kutlayamadık!

               Güzel günler de gelecek umuduyla sabır dedik ve yine elimizden geleni yaptık. Evlerimizi bayraklarla süsledik ve hep birlikte camlardan, balkonlardan İstiklal Marşımızı söyledik.

               Havai fişekler atıldı şehirlerin birçok yerinde o bayram coşkusunu yaşatmak için. Ama yine de içimizde bayramı dışarıda coşkuyla kutlayamamızın burukluğu vardı içimizde.

               Özellikle böyle Milli Bayram günlerini hep birlikte coşkuyla kutlayarak daha çok kenetleniyorduk ve daha güçlü oluyorduk. Tarihimize, geçmişimize, bizi biz yapan değerlere sahip çıkmak geleceğimizi yönlendirmekte çok önemliydi.

               Kısıtlı şartlar altında yapmaya çalıştık. Oysa yıllar önce birçok ülkeden çocuklar gelir evlerde misafir edilir ve harika gösterileriyle bayram coşkusunu en iyi şekilde yaşamamızı sağlarlardı.

              Bizim çocuklarımız da; harika gösteriler yaparlardı. Öğretmenlik yaptığım yıllarda aylar öncesinden bu gösterilere hazırlanırdık ve çok büyük bir heyecan ile bu gösterilere çıkardık.

              Son yıllarda zaten gösterilere kısıtlama gelmişti ama yine de evlere kapanmadığımız için bayram coşkusunu yaşıyorduk. Bu sene ne yak ki; o da olmadı olamadı.

               En kıymetlilerimiz, yaşam kaynağımız, geleceğimiz ve geleceğimizin güvencesi canımız çocuklarımız; şu anda dışarı çıkamıyor, okula gidemiyor, arkadaşları ile görüşemiyor, sokaklarda koşturup oynayamıyorlar ve evlerinde derslerine çalışmaya devam ediyorlar.

               Çok sıkıldılar, çok bunaldılar ama inşallah bu günler de geçecek ve güzel günlere kavuşacağız inşallah!

               Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ve tek ulusal bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bayram dünya çocukları arasında sevgi ve dostluk bağlarının geliştirilmesi ve tüm insanların barış içinde yaşayacakları bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için her yıl düzenlenmektedir.

              Atatürk’ün çocuk sevgisi herkes tarafından bilinmektedir. Atatürk’ün manevi çocuklarıyla ilişkisi, o yıllarda yaşayan kişilerin anı kitaplarında yer almaktadır. Atatürk her fırsatta ‘‘Bugünün küçükleri yarının büyükleri” diyerek çocukların toplumların gelişimi için ne denli önemli olduğunu belirtmiştir.

              Geleceğin çocukların elinde olduğunu düşünen Atatürk, 1924’te ilk Meclis’in açılış tarihi olan ‘23 Nisan’ Günü’nün bayram olarak kutlanmasına karar vermiş ve daha sonra bu bayramı çocuklara armağan etmiştir.

             Dünyada çocuklarının sahip olduğu tek bayram olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepimize kutlu olsun!.

            Ulu önder Atatürk’ün önemle üstünde durduğu barış dolu günler, tüm dünya çocuklarınca oluşturulsun. Öyle sağlam temeller atılsın ki, sevgiyle inşa edilen barışı kimse yıkamasın!…

 

             RAMAZAN AYI MÜBAREK OLSUN!

 

        Kuşkusuz ayların, günlerin kendine özgü özelliği, anlamı, güzelliği var. İslâm inancına göre, en kutlusu Ramazan Ayı. Ramazan, ayların efendisi olarak tanımlanmış.

        Ramazan, manevi kirlerin, günahların yakılıp yok olduğu bir ay. Ramazan, zekâtıyla, fitrelerle, iftar sofralarıyla inanç dünyamızda; gelenek ve göreneklerimizde, manilerimizde, edebiyatımızda, musikimizde, mizahımızda kök salan bir ay...

        Ramazan, yağmur yüklü bulutlar gibi bereketiyle donatır. Geçmişin tüm hatalarını örter, Umut dolu yeni bir başlangıca aracı olur. Ramazan dostları anma, arama, güzellikler dileme ayıdır.

        İletişim araçlarının gelişmediği yıllarda Ramazan'ın gelişi davullarla manilerle müjdelenirdi. Ramazan manilerinin okunması ayın görülmesi ile başlardı:
            Ramazan manileri içinde birçok türkümüz de vücut bulmuş.

       Örneğin, bir İzmir Tire türküsü

     "Besmele ile çıktım yola

       Selam verdim sağa sola

       İki gözüm Hasan Efendi”

       Ramazan-ı Şerif mübarek ola" manisiyle başlıyor. Bir Antalya türküsü de "Ben beyimi uyandırdım" diye sahur ve bahşiş manilerinden oluşmuş. Ah o eski Ramazanlar diyoruz iç çekerek..

     Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ama yine de bu Ramazan Ayı’nı evlerimizde gerektiği şekilde geçirmeye çalışacağız. Tabii o eşe, dosta, akrabaya gittiğimiz ve iftara aldığımız, iftar davetleri de olamayacak. Fakat evlerimizde iftar sofralarımızı tüm güzelliği ile hazırlamaya devam edeceğiz.

           Mübarek Ramazan ayı tüm insanlığa sağlık, huzur, bereket, sevgi, uzlaşma, hoşgörü, yardımseverlik getirsin.

           Milli ve dini değerlere sahip çıkma, eğitime, bilime önem vermeyi, kişisel menfaatler değil doğruların peşinden gidebilmeyi, sevdiklerinizin ve sizi sevenlerin değerini bilmeyi, dünyamızın yeryüzü kaynaklarına sahip çıkabilmeyi, doğamızı koruyabilmeyi, aklımızı, vicdanımızı koruyabilmeyi, vatanımıza sahip çıkmayı nasip etsin!..

             Ramazan Ayı mübarek olsun!

 

             İYİ İNSAN OLMAK

 

             İyi insan olmak için içimizdeki iyiliği bulmak gerekir. İyiler kaybetmez kaydedilir Kalite bir ahlak felsefesidir.

             Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı mısırların tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış. Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için çiftliğe gelmiş.

            Gazeteci çiftçiye sormuş:

          “Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, kaliteli tohumlarından vermeyi nasıl göze alabiliyorsun?”        

            Çiftçi cevap vermiş:

          “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgar; olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her geçen yıl ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim”.

            Yaşamlarımız da böyledir. Hayatlarını anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da zenginleştirmelidir.

           Bir yaşamın değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür. Ve mutluluğu seçenler, başkalarının mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Birimizin refaha ulaşması, herkesin refaha ulaşmasına bağlıdır.

            Buna başarının ilkesi diyebilirsin, ya da hayat kanunu...

            Hiçbirimiz kazanamayız, hepimiz birden kazanmadıkça...

 

            NE KADAR KIYMETLİYMİŞ! 

         

           Ne kadar da kıymetliymiş, yollarda amaçsızca gezebilmek...

           Ne kadar da kıymetliymiş, bir sokak bankına oturabilmek..

           Ne kadar da kıymetliymiş, denizin maviliğini görebilmek..

           Ne kadar da kıymetliymiş kahve' ye gel diyebilmek,

           Ne kadar da kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek,

           Ne kadar da kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek..

           Ne kadar da kıymetliymiş, farkına varmadan yaşadıklarımız...

           İnsan hayata iki anlam yükler; biri ağlarken, diğeri gülerken..

           Ve tek bir kere kıymet bilir, o da elindekini kaybederken..

 

GÖZLERİ ŞİİR YAZAN ÇOCUKLAR

 

……………….

 

Oturdum kıyısına bir çocuğun

Adı Çağdaş

Yepyeni bir dünya birikiyordu ellerinde

Adım adım-yavaş yavaş

Özlemeyi ve beklemeyi tanımıştı

Çünkü yaşamının her sayfasını

Baskınlarla parçalanan uykular

Ve alınıp götürülen umutlar yazmıştı.

 

…………………

 

Ey gözleri şiir yazan çocuklar

Dünya nasıl da yenik ve yaralı

Yorgun düşmüş avuçlarınızda

Bir tek

Sizin gülüşünüz var onu güldürecek

Bir de filiz veren tohum elleriniz

Bugünün yorgun ayaklarını

Yarının güzel sabahlarına götürecek.

 

Bir adam vardır tarihin en önünde

Güneş ve rüzgar yüzündedir her zaman

Dili doğanın dilidir

Elleri bütün insanlığın elleri

Çocuklarım

Dalları zorlayan tomurcuklarım benim

İşte siz o sonsuz geleceğin

Akışına koyup yüreğinizi büyüyeceksiniz

Ve bütün korkuların dindiğini

O geleceğin güzelliğinde göreceksiniz.

                                        Adnan Yücel

 

Küçük hanımlar, küçük beyler... Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız."

                                                                                                                           Mustafa Kemal Atatürk

Yazı Tarihi : 24.04.2020