Cahide Ulaş
BU SENE ANNELER GÜNÜ BİRAZ SESSİZ BİRAZ YALNIZ ANNE SEVGİSİ İLE YÜREĞİ DOLU EVLATLARA EVLAT SEVGİSİ İLE HAYATINI BİLE HİÇE SAYABİLECEK TÜM ANNELERE SELAM OLSUN!

Bu sene ne yazık ki; bu salgın hastalık nedeniyle anneler evlatlarını, evlatlar da annelerini
göremiyor. Anneleriyle birlikte yaşayanlar bu konuda çok şanslı.
Özellikle Anneler Günü’nde anne evlat buluşmaları sanki daha başka bir önem taşıyor. Aslında
annenin sevgisi, değeri, onu görme fırsatı veya ona hediyeler alma imkanı bir gün ile sınırlı olmamalı.
Anne her zaman değerli, her zaman ziyaret edilmeli, her zaman kıymeti bilinmelidir.
Annesinden ayrı evlatları düşündüğümde; bu zorlu dönemde önce sağlık çalışanlarının
fedakarlıklarını görmek gerek. Günlerce, haftalarca hatta aylardır evlatlarını göremeyenler var.
Evlatlarını korumak ve bu hastalık ile mücadelede topluma faydalı olabilmek için çok büyük
fedakarlık yapıyorlar. İnşallah bu günleri de atlatırız ve her evlat ayrı kaldığı anne ve babasına
kavuşur.
Bir de annesini sonsuzluğa yolcu edenler var benim gibi. Annelerini kaybetmelerinden dolayı
içlerinde yanan o ateş hiç sönmüyor ve özlem dağlar gibi büyüyor.
Artık kimsenin çocuğu olamamanın burukluğu ve o kocaman eksik yanlarıyla yaşama tutunmaya
çalışıyorlar. Tüm kaybettiğimiz annelerimizin mekanları cennet olsun!
Annelerimiz hayatın ışığıdır. Hayatın  anahtarlarıdır. Bu konumlarından ötürü, inancımız,
geleneğimiz, tarihimiz ve edebiyatımız içinde çok özel vasıflara ve makamlara erişmişlerdir.
Karşılıksız sevginin, şefkatin timsali olan annelerimizin ayakları altına cennetler serilmiş,
edebiyatımızda, şiirlerimizde fedakarlıkları, çileleri ile geniş yer tutmuşlardır.
'Ana başa taç imiş
Her derde ilaç imiş.
Kişi Pir olsa da
Anaya muhtaç imiş.' 
  “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” Sözleri annelerimizin hayatımız için ne mana ifade ettiğini
çok iyi anlatmaktadır.
Hepimiz günlük hayatın yoğunluğu içinde çoğu zaman unutsak da, hangi yaşta, hangi makam ve
mevkide olursak olalım, yaşadığımız her dertte ve sıkıntıda ilk yüreği sızlayanın, ilk gözyaşı dökenin,
ilk dualarını yollayanın annelerimiz olduğunu, bizzat yaşayarak görmekteyiz.
Yılın her gününü çocuklarının sağlığı, esenliği, güvenliği ve geleceğini düşünerek geçiren şefkat
timsali annelerimizi yılın bir gününde değil her gününde hatırlamak, hatırlarını sormak, milletimiz
için, en temel insani sorumluluğumuz olduğu gibi milli ve manevi mirasımızın gereğidir.
Anneler Günü’nü, çalışan annelerin sorunlarını bir kez daha dillendirme ve başlara taç annelerin
çalışma hayatında yaşadığı sıkıntılardan arındırılması için sürdürdüğümüz mücadeleyi tazeleme
vesilesi olarak kabul ediyoruz.
Bütün bir yıl boyunca kutladığımız özel günlerin en özeli ve anlamlısı sanırım hepimiz için
“Anneler Günü” dür.
Anneliği, ana olmayı kelime anlamı olan doğuran, büyüten, besleyen tarif etmeye yetmiyor. Söz
konusu anne olunca onu ifade etmeye kelimeler yetersiz kalıyor. Anne ile çocuk arasındaki ilişki ana
rahmine düştüğümüz anda başlıyor ve ölene kadar devam ediyor.
ANNELER GÜNÜ BİR GÜNE SIĞAR MI?
Her insanı, hatta her canlıyı dünyaya getiren bir anne vardır.  Bir insanın hayatındaki en değerli
varlık annesidir. Annelik anlatmak, anmak ne bir güne ne de kelimelere sığabilir. Anneler  Günü
kutlamalarının tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Anneler Günü ilk olarak, Eski Yunan Uygarlığı’nda
Yunanlıların Tanrıların annesi adına yaptıkları bahar kutlamalarıyla başlamış. Anneler gününün

Mayıs ayının 2. Pazar günü olarak kutlanmaya başlanması ise, yaşanmış bir olay neticesinde ortaya
çıkmış ve tüm dünyaya yayılmıştır.
1914'de Anneler Günü resmi bir kutlama günü olarak tüm dünyada kutlanmaya başlamış.
Sevgisiyle Dünyamızı Güzelleştiren Annelerimiz..
Sevgisiyle dünyamızı güzelleştiren, hayatımıza anlam katan annelerimiz… Var mıdır anne kadar
önemlisi, anne kadar değerlisi.  Bu güne kadar hayatımıza kim girerse girsin hiç kimse annemizin
yerini dolduramaz. Çünkü hiç kimse anne kadar fedakar, karşılıksız sevgi dolu olamaz. Karşılıksız,
koşulsuz canından can veren tek varlıktır anne.
Anne sevgisi dünyadaki en sıcak ve en yüce ve en özel duygulardan biridir. Hayatları boyunca
kendilerini hiçe sayarak bizler için karşılıksız fedakarlık yapan annelerimizin, bir gün değil bir ömür
hakkını ödemek mümkün değil.
Tüm anneler bir melektir. Bu nedenle bu dünyadan gitmiş olsalar dahi hep içimizde,
yüreğimizde, yanı başımızda olmaya devam edecekler. Bize emek veren, karşılıksız seven ve bizler için
ömürlerini aydan annelerimiz sizi anmaya bir gün yetmez, hakkınız asla ödenmez…
Büyük küçük tüm annelere sevgi, saygı, minnetle.. Anneler Gününüz Kutlu olsun!
KULLANDIĞIMIZ SÖZCÜKLERE DİKKAT ETMEK GEREK
Bu konuda uzmanların görüşlerine göre; kullandığınız her sözcükle, bir anlaşma imzalarsınız;
hem kendinizle, hem karşınızdaki ile ve hem de tüm evrenle!.
Örneğin, bir arkadaşınız size, "Hasta gibi görünüyorsun!" derse ve siz buna inanıp, onaylarsanız,
anında anlaşmayı imzalamış olursunuz ve hasta değilseniz bile hastalanırsınız!..
Bu nedenle, gelecekte ne yaşayacağınızı merak ediyorsanız, bugün ne söylediğinize bakın! Öyle ki
beyin, negatifi algılamaz, söylenen her sözü gerçek kabul eder.
Mesela siz, "Unutma!" dediğinizde onu, "Unut" olarak algılar. Bu durumda, "Aklında tut!
demek, daha doğrudur!.. O hâlde, "SADECE OLMASINI İSTEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEYİN!"
-"Hasta olmak istemiyorum" yerine, "Sağlıklıyım!", - "Yaşlanmak istemiyorum" yerine, "Her
daim genç kalacağım!", - "Panik yapma!" yerine, "Sakin ol!", deyin! ��Bazı insanlar, "Benim şekerim
var benim tansiyonum var, benim kolesterolüm yüksek, v.s" diyerek, hastalıklarına sahip çıkarlar. Bu
çok yanlıştır.
Siz, "BENİM" diyerek, o hastalığa sahip çıkarsanız, o hastalık da sizi asla bırakmaz! Çünkü,
"BEN ve BENİM" diye başlayan her cümleyi, bilinçaltınız sahiplenir ve emir kabul eder! Yapılması
gereken ise, bedenimizin bizlere verdiği mesajdan ders çıkararak, şu soruların cevabını aramaktır: -
"Nerde hata yaptım ki hastalıkla bedenim beni uyarıyor?
Bilmem gereken şey ne?", - "Hayatımda neyi değiştirmeliyim?"... Büyüklerimiz, "Bir şeyi kırk
kere söylersen olur!" derler. Peki, hiç düşündünüz mü, neden acaba? Çünkü; dil neyi çok söylerse,
bilinçaltı onu gerçek kabul eder ve beyin gerçekleştirmek için harekete geçer. Sözlerinizle birlikte,
düşünceleriniz değişmeye başlar.
Düşünceleriniz değiştikçe de davranışlarınız değişir ve siz başka birisi olursunuz. "OLUMLU
KONUŞMAK ve OLUMLU DÜŞÜNMEK" işte bu yüzden çok önemlidir!..
Şu halde, ağzınızdan çıkan cümleleri değiştirin, hayatınız değişsin!
Aslında mutlu olmak kolay, yeter ki; isteyelim.
Mutluluk nedir biliyor musunuz?
Yaşamımızda en yalın halimizle kabul gördüğümüz insanlarla olmaktır.
Bazen bir müziğin içinde ruhumuzun dansıdır, bazen gökyüzünde ki mavinin içinde
kaybolmaktır.
Tüm ağaçları, çiçeklerin ve toprağı içinizde hissetmektir, gökyüzünü kaplamaktır, bir insanın
gülüşünün içinizi ısıtmasıdır.
Yağmurun toprakla birleşmesindeki muhteşem kokudur, ekmeğin fırından çıkmış halinin
muhteşem hissidir.

Doğanın içindeki ahenktir ve hepsinin toplamı var olmanın dayanılmaz güzelliğini hissetmektir.
En önemlisi sevdiklerimizle birlikte olmak ve onların sağlıklı mutlu olduklarını bilmektir.
NE KADAR KIYMETLİYMİŞ
Ne kadar da kıymetliymiş, yollarda amaçsızca gezebilmek...
Ne kadar da kıymetliymiş, bir sokak bankına oturabilmek..
Ne kadar da kıymetliymiş, denizin maviliğini görebilmek..
Ne kadar da kıymetliymiş kahve' ye gel diyebilmek,
Ne kadar da kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek,
Ne kadar da kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek..
Ne kadar da kıymetliymiş, farkına varmadan yaşadıklarımız ...
İnsan hayata iki anlam yükler;
Biri ağlarken, diğeri gülerken.
Ve tek bir kere kıymet bilir,
O da elindekini kaybederken.... Dostoyevski
Anacığım
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Kaç geceler bana ninni söylerdi
Hasta olunca oydu başucumda bekleyen
Biraz yorulmayayım, üzülmeyeyim, hemen
Alır kucağına okşardı, saçlarımı öperdi.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Uzun kış geceleri masal masaldı
Güzel çoban kızları, iyi kalpli sultanlar
Bir suyun akışı gibi geçip gitti zamanlar
Şimdi ne o dünkü çocuk, ne de o masal kaldı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Yıkayan oydu mürekkep lekeli parmaklarımı
Akşam biraz geciksem yollara düşerdi
Sokağa çıkarken “Yavrucuğum üşütme” derdi.
Hemen bir kazak örerdi biraz boş kaldı mı.
Nasıl hatırlamam anacığım nasıl
Bilirim yine kalbinde yerim anacığım
Selam sana Anneler Günü İstanbul’dan
Yeni dönmüşçesine bir akşam okuldan
Vefalı ellerinden öperim anacığım.
Ümit Yaşar Oğuzcan

Hiç bir kadın, kollarında bir çocuk tutan anne kadar çekici ve bir kaç çocuk arasındaki bir anne kadar
saygıdeğer değildir.
Goethe

Yazı Tarihi : 09.05.2020