Cahide Ulaş
BU ZORLU DÖNEMİ FIRSATA ÇEVİRİP DEĞERLENDİREBİLİRİZ

Kendini Yeniden İnşa Etmek:
İnsanın kendini inşa etmesi, doğumdan ölüme kadar kesintisiz devam eden bir süreci ifade
eder ki bu süreç döngüsel bir öğrenme işidir.
Düşünen varlık gelişir, insan gelişimini sağlayan en önemli etken düşünerek sorgulaması,
sorguladıkça ihtiyaçlarını giderebilmek için öğrenmeye yönelmesidir.
Öyleyse var olmanın göstergesi öğrenme ve kendini geliştirmedir. Bu gelişimde elbette ideal
olan iyiye, güzele ve doğruya dönüşmesidir..
İnsanın kendini inşa etmesi, doğumdan ölüme kadar kesintisiz devam eden bir süreci ifade
eder ki bu süreç döngüsel bir öğrenme işidir
Öyleyse bu süreci, yani kendini inşa etme sürecini, ihtiyaçlarını doğru analiz edebilmiş bireyin,
farkındalıkla yürüttüğü bir öğrenme ve kendini geliştirme olarak tanımlayabiliriz..
Bir bina düşünelim inşa edilen, bilinçsiz bilgisiz ve plansız inşa edilsin. Ustası elinde hangi
malzemeleri var bilmesin, zemin etüdü yapılmamış, hangi malzemelerin kullanılması gerektiği
belirlenmemiş olsun.
Elbette bu binayı yapmak mümkün olur fakat ne binanın kullanışlı ne de sağlam olduğuna
emin olabiliriz.
Zaman içinde yapılıp biter belki ama en küçük bir sarsıntıda, hafif bir rüzgarda yıkılacaksa o
binayı yapmak hem zaman hem de emek israfıdır. İnsan da böyle…
Kendini tanıyıp potansiyellerini belirlemeden, bunlara uygun hedefler oluşturmadan, bu
hedefler için planlar yapmadan insanın yaşamda iyi noktalara gelmesi, kendini doğru inşa etmesi
mümkün değildir.
Bu inşanın temelinde “Eğitim” vardır.
“Kendini sıfırdan inşa etmek” burada en önemli etken elbette anne ve babalardır. Bir çocuğun
bilinç düzeyine ulaşıncaya kadar kendini inşa etme sürecine girmesi mümkün değildir. Bu döneme
kadar çocuğun inşasında anne baba ve çevre görev alır.
Çocuğun duyusal olarak maruz kaldığı tüm uyaranlar neredeyse anne ebeveynlerin kontrolü
altındadır. Öyleyse bir çocuğun kişilik ve davranışsal temelini de onlar atar.
Bu temel ne kadar güçlü ve planlı yapılandırılmışsa gelecekte çocuğun bilinç düzeyine
ulaşmasıyla kendini inşa süreci o kadar verimli ve başarılı geçecektir.
Ebeveynlerin erken çocukluk döneminden itibaren çocuklarına kendini inşa etme becerisi
kazandırması, onlara verebilecekleri en etkili eğitim olacaktır. Kendini inşa etme becerisi kazanmış
çocuk, kendini geliştirmek, ideale yönelme bağlamında yaşıtlarının çok önünde olacaktır.
“Kendini (yeniden) inşa etmek önce oturup bir masaya elimize alacağımız bir kağıt kalemle
kendini tanımlamayla başlar.
Eksikliklerimizi, fazlalıklarımızı ve ihtiyaçlarımızı belirlemeye başladığımızda düşünmeye,
varlığımızı göstermeye yani gelişmeye başlamışızdır.
Kendi bünyemizde yapacağımız tadilat ve tamirat kendimizi yeniden kurmamızı sağlar. Bunu
iki boyutlu düşünebilirsiniz: iç tadilat ve tamiratlar; dış tadilat ve tamiratlar…
Her iki taraftaki değişiklikler, ruhunuzu da bedeninizi de yenileyecektir.
Kendini inşa etmenin en kolay yolu “Okumak”tır. Hepimizin bildiği(?) bir iş… Ya da yeniden
öğrenmesi gerektiği bir iş..
Biz, okudukça kendi zihinsel birikimimizin üstüne yeni hayatları ve birikimleri ekleriz.
Böylece katlandıkça katlanır, çoğaldıkça çoğalırız.
Hayatın sonuna kadar Kendini Yeniden İnşa Etmeye, kendini aramaya devam.
Her gün öğrenilen ve keşfedilen her yeni şey insana zenginlikler katmakta, duvarına bir tuğla
daha koymaktadır.
Bu tuğlalar arttıkça akıl ve zihin zenginlikleri de artmaya devam edecek

Bunu bir de işletmeler, organizasyonlar açısından düşünelim. Rekabetin her geçen gün arttığı
bir kurtlar sofrasında artık elimizdeki ile yetinme dönemi bitti.
Bugün bildiklerimiz yarın yapacaklarımız için yetmeyecek.
Öyleyse biz kendimizi inşa etmeye devam ettikçe içinde bulunduğumuz organizasyonlar da
inşa olmaya devam edecektir…
Yaptığımız, yapmadığımız her şey bilinçli ya da bilinçsiz bizi inşa eder.
KENDİ HAYATINIZDA DA MARANGOZ SİZSİNİZ
“Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. Patronuna işten ayrılarak artık ailesi ve
torunlarıyla zaman geçirmek istediğini söyledi. Bunun üzerine patronu marangozdan son bir isteği
olduğunu ve ondan son kez bir ev yapmasını istediğini söyledi.
Marangoz kabul etti ve işe girişti. Fakat gönlü artık işte olmadığı için baştan savma bir
işçilikle ve kalitesiz malzeme kullanarak evi bitirdi.
İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza
uzattı. “Bu ev senin” dedi, “Sana benden hediye”.
Marangoz şoka girdi. Bu nasıl olur diye düşündü. Bu son diye bir an önce bitirmek için yaptığı
evin kendisinin olduğunu öğrenince çok utandı.
Bu evin kendi evim olduğunu bilseydim hiç böyle yapar mıydım diye düşündü ve o anda yaptığı
hatanın farkına vardı. Bir başkası için yaptığı iş aslında kendi kullanacağı standartların çok
altındaydı.”
Evet kendi hayatınızda da marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir
duvar dikersiniz. Hayat bir “Kendini İnşa Etme” işidir.
Başkaları için yaptığımızı düşündüğümüz olumlu ya da olumsuz her şey bizim kendi
hayatımızı inşa eder. Hayatımızın güzelliği de çirkinliği de bizim eserimizdir.
Şimdi kendimizi (yeniden) inşa etme vakti…
ÖN YARGILI OLMAMAK GEREK
Ön yargılı olmamak gerekiyor…….
Cerrahın telefonu çalar, arayan hastane sekreteridir.
-Buyurun sizi dinliyorum.
-Sayın hekim, ağır hasta var, acele bütün işinizi bırakın gelin.
-Geliyorum deyip hekim telaşla yola düştü.
Hekimi hastanede hastanın babası hışımla karşıladı:
-Benim oğlum ölüm döşeğindedir, ne için bu kadar geç kaldınız? Sizin kendi oğlunuz olsaydı
yine böyle yapar mıydınız?
Cerrah gülümsedi:
-Bana haber verilir verilmez acelece geldim.
Bir de unutmayın ki, hayat ve ölüm Allah'ın elindedir. Cerrah ameliyat odasına dahil oldu.
Ameliyat iki saat sürdü. Cerrah odadan çıkıp koridordaki babanın yanından sakince geçip
gitti. Ardından yardımcı hekim çıktı.
Babaya “oğlunuz yaşayacak” dedi.
Baba bir an sevindi, sonra yine hiddetlenip dedi:
-Bu cerrah çok kötü ve insafsız bir adam. Ne vardı yani, çıkarken bana iyi haberi o verseydi.
Yardımcı hekimin gözleri doldu ve adamı hayatı boyunca pişmanlığa sevk edecek olan şu
cevabı verdi:
-Cerrah çok güzel insandır. Onun oğlu otomobil kazasında bugün vefat etti. Biz onu defin
merasiminden çağırdık. Oğlunun defin merasimini yapamadan sizin oğlunuzun şifasına vesile olmak
için hastaneye geldi.
Özellikle bu dönemde fedakarca; kendi sıkıntılarını, dertlerini, sağlık sorunlarını bir tarafa
bırakarak, insan sağlığı için, insanı yaşatmak için çalışan, hatta çalışırken hastalık kapıp hayatını

kaybeden tüm sağlık çalışanlarımıza minnet borçluyuz. Hayatını kaybedenlerin mekanları cennet
olsun! Hakları ödenmez!
DÜŞÜN!!!!
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter…
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama sevgisini…
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..______NIETSZCHE
Masa Da Masaymış Ha
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Edip Cansever
_______________________________________________________________________________________
Her sabah; kırıldığımız yerden onarıp kanatlarımızı, sil baştan başlıyoruz yaşamaya. Adı hayat işte..
Yeni bir gün, yeni bir sevinç, yeni bir umut...
Ayşe Akdoğan

Yazı Tarihi : 15.10.2021
tekirdağ apart pansiyon