Cahide Ulaş
ÇAĞA AYAK UYDURUP MODERNLEŞİYORUZ MODERNLEŞMENİN İYİ VE KÖTÜ YANLARINI DA YAŞAMIMIZDA GÖRÜYORUZ

Ne kadar da modernleştik, hayatımız ne kadar da kolaylaştı değil mi? Her şey elimizin altıda,
artık hiç bir şey için beklemek zorunda değiliz.
Modern teknolojinin sunduğu bütün konfor elimizin altında.. Yaşam çok kolaylaştı.
Artık annelerimiz ya da anneannelerimiz gibi ısınmak için kömür kovası taşımak zorunda
değiliz, ya da sevdiğimiz birisinden haber almak için saatlerce telefon bağlantısı beklemek zorunda
değiliz.
Aradığımız bilgiye ulaşmak için kütüphaneye kadar gitmek zorunda da değiliz. Karpuz yemek
için yazı hiç de beklemek zorunda değiliz.
Ya da dedelerimiz gibi işe giderken yürümek zorunda da değiliz. Hatta sevdiklerimizi görmek
için bir araya gelmek zorunda bile değiliz. Modern teknolojinin getirdiği kolaylıkla saymakla bitmez.
Peki, ama niye biz hala mutsuz, sağlıksız, uyuşuk ve stres doluyuz. Hala kendi kendimizi
kemiriyoruz. Hiç bir şeye yetişemiyoruz, dengelerimiz alt üst olmuş durumda.
Belki de artık eskiye, doğaya dönmenin zamanı gelmiştir. Bu kadar modernlik, teknoloji
genlerimize fazla gelmiştir, bize dokunmuştur, ne dersiniz?
Milyonlarca yıldır dalından meyve, sebze yemiş biz insanlara GDO'lu, hormonlu, katkı maddeli
gıdalar dokunmuştur,
Topraktan almamız gereken dünyanın doğal manyetik alanı yerine daha çok elektro manyetik
dalgalar almamız dokunmuştur,
Ozon tabakasını delerek uzak kızıl ötesi ışınları alamamak dokunmuştur,
Şehirleşmeyle gelen betonlaşma ve kirli hava dokunmuştur,
Kirlettiğimiz sular, her şeyin içine giren kimyasallar dokunmuştur,
Bedensel aktivitelerimizin azalması hatta yürüyemememiz dokunmuştur,
Ailemizle, sevdiklerimizle vakit geçirememek dokunmuştur,
Ve bütün bu konfora ulaşmak için içimizi saran para hırsı dokunmuştur...
İşte bu kadar konfor içinde, bu kadar kalitesiz, dengesiz bir yaşam..
Peki; dengeyi nasıl bulacağız?
Çok kolay! Eskiyi düşünün, annelerimizin, anneannelerimizin hayatlarını.
Onların hayatlarında sahip oldukları artıları alın, bugününüze koyun,
Eksileri için de; onlara teşekkür edin ve minnettar olun…
EVVELDİ.. GÜZELDİ...
Yan yanayken, saate bakmanın ayıp olduğu zamanlardı. Evveldi. Güzeldi...
Karşılıklı oturdun mu masaya, bir gözlere, bir de uzaklara bakılırdı. Geçmiş yad edilirken,
ellerde telefon olmazdı.
Büyükler eski günleri konuşurken, çocuklarda uyuyakalmak diye bir şey vardı.
Sevmeler sessiz ve sebepsizdi. Her şeyden önce samimiyet gelirdi.
Sevda sırdı. Kimselere söylenmezdi. Sevilenin adına türküler yakılır ama onun ardından
kimseye yakınılmazdı...
Eşyalar pahası ile değil, hatırası ile kıymetlenirdi. İnsanlar aldıkları ile değil, verdikleriyle değer
ifade ederdi.
Utanmak diye bir şey vardı. Dert çekmenin bile bir adabı olurdu. Gönlün yükü, gözlerden
anlaşılırdı.
Gönülden geçen ile dilden dökülenin arası; böylesine uzak, böylesine hoyrat değildi...
Biz bu içimizdeki uçurumları ve kalplerimiz arasındaki mesafeleri, sonradan icat ettik. Henüz
yenilmemiştik kendimize...

Mutluluklar, fotoğraf karelerinden ibaret değildi. Mutlu edilmek isteği, hastalıklı bir hal
almamıştı.
Eşyalar değil, insanlar ağırlanırdı evlerde. Henüz bu kadar yalnız değildik.
Başkalarınca beğenilmek, her şeyden önemli değildi.
Evveldi… Güzeldi…
BİR GRAM VİRÜS !
Mart Ayından itibaren ülkemizi ve dünyayı adeta esir alan, hepimizi evlere kapatan ve bir çok
şeyden mahrum eden korona virüs bitecek diye her gün merakla sonuçları izliyoruz.
Haziran’da biter dediler olmadı, Temmuz’da biter dediler yine olmadı. Aksine hasta olanlarda,
yoğun bakımda olanlarda, entübe olanlarda devamlı bir artış var.
Tabii sadece bizde değil dünyanın birçok ülkesinde tablo daha ağır. Şükürler olsun ki; ölümler
azaldı.
Fakat akıllanamadık bir türlü. Maske , mesafe ve temizlik kurallarına tam olarak uyulamıyor.
Maskeler çene altına, kola boyuna takılıyor, mesafeye çoğu zaman uyulmuyor. Hastalananlarda artış
olduğuna göre temizlik konusunda da yanlış giden bir şeyler var demek ki..
Hemen hemen her yer açıldı. Tamam; dışarı çıkın ama kurallara da uyun diye devamlı uyarılara
rağmen yine de kurallar ihlal ediliyor.
Akıllanamadık bir türlü veya ne kadar büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzun farkında
değil bu kurallara uymayıp hastalananlar veya başkasına hastalığı bulaştıranlar.
Oysa Dünyadaki COVİD-19 virüsün toplam ağırlığı sadece bir gramdır.
- Bir gram virüs, 400 milyar ton insanı eve kapattı.
- Bir gram virüs ozon tabakasını onardı
- Bir gram virüs bir milyar ton petrolü depolarda tuttu.
- Bir gram virüs 20 trilyon dolar kaynak tüketti.
- Bir gram virüs 45 savaşı dondurdu.
- Bir gram virüs 1 milyar insanı işsiz bıraktı.
- Bir gram virüs yüz binlerce şirketi iflas ettirdi.
- Bir gram virüs hava kirliliğini % 75 oranında temizledi.
- Bir gram virüs, üretim ve tüketimi alt seviyeye düşürdü.
- Bir gram virüs bütün ülkelerin kapılarını kapattı.
- Bir gram virüs dünyanın bütün gündemini değiştirdi.
- Bir gram virüs bütün borsaları alt üst etti.
- Bir gram virüs her türlü trafiği minimize etti.
- Bir gram virüs insanların temasını sonlandırdı.
- Bir gram virüs suya sabuna dokunmayı maksimize etti.
- Bir gram virüs iki milyar öğrenciye tatil yaptırdı.
- Bir gram virüs bütün ileri teknolojileri alt etti.
- Bir gram virüs milyarlarca insanın ağzına gem vurdu.
- Bir gram virüs bütün insanları eşitledi.
- Bir gram virüs dünyayı sarstı, insanı silkeledi.
- Bir gram virüs yedi milyar insanı şaşkına çevirdi.
- Ama görüyoruz ki insanoğlu bir gram bile akıllanmadı!
ABD’li ÜNLÜ KOMEDYEN GEOGE CARLİN’DEN İLGİNÇ ÖNERİLER
1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…
2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara yaklaşmayın.

3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa iblisin
tezgâhıdır. İblisin adı da, Alzheimer’dir.
4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.
5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün. …
6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.
7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş, balık, müzik, bitkiler… Ne
olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını çıkarın!
8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa, düzeltin. Siz kendiniz
düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.
9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı ülkeleri dolaşın.
Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın.
10. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülü..
UYAN
Hadi uyan
Gün ışığı çilemeye başladı başucunda
Denizler bir mavilik edindi günden
Seher yeline uyup kuşlar tüneğine uçtu
Bu türküyü dinlemeyecek misin
Hadi uyan
Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
İlkyazlar sıcağı biriksin yüreğine
Yoksul olsan da uyan
Garip olsan da uyan
Madem ki güzelsin, güzeli yaşatmak için
Madem ki iyisin, iyiliği yaşatmak için
Madem ki umutlusun, umudu yaşatmak için
Hadi uyan
Denizi dinle yaşamak desin
Toprağı dinle barışmak desin
Göğü dinle sevişmek desin
Bir plak konmuş gramofona
İşte aşk, işte özlem, işte savaşmak gücü
Uyan diyor, uyansana
Hadi uyan
Sevdiğim uyan
N'olur uyan
Metin Eloğlu
___________________________________________________________________________
İyi yaşamak için acele et ve şunu bil ki her gün, başlı başına bir hayattır.
L. Annaeus Seneca

Yazı Tarihi : 06.07.2020