Hakan Türksoy
Cerrahpaşa...

Tekirdağlı balıkçılar Marmara Denizi'nde on yılda bir görülen deniz salyası nedeniyle uzun süredir avlanamıyor...

Tezgahlarda gördüğünüz balıkların bir kısmı çiftlik balığı, bir kısmı da buzluktan çıkarılan balıklar...

Çiftlik balıklarının yanına ailece yaklaşılmıyor. Denizin kuru fasulyesi istavrit olmayınca balık yiyemez olduk.

Şair "yaşadığın yerde deniz olacak" demiş. Yaşadığımız yerde deniz var ama denizin nimetlerine hasret kaldık.

Her şeyin nedeni çevre kirliliği. On yılda bir görülen deniz salyasının nedeni de deniz kirliliği... Bakmayın salya dediklerine. Deniz bir şeklide kusarak içinde safrayı atmaya çalışıyor...

Sorun sadece Marmara'da değil, bütün denizlerimizde sorun var. Karadeniz'in derdi HES, Akdeniz'in derdi zararlı tropikal deniz canlıları...

Rahmetli Kazım Koyuncu'nun bize sevdirdiği Cerrapaşa Türküsünde olduğu gibi herkesin bir derdi var.

"Açtırma kutuyu söyletme kötüyü" misali... Dertlerimizi biriktirdiğimiz kutu dolarsa istediğiniz kadar kilitleyin hatta üstüne çıkıp bastırın fayda etmez, kapaktan taşmaya başlar...

Çok okuyan mı çok gezen mi bilir? Gezemediğimize göre bu zamanda çok okuyan bilir.

Tabii bu birazda ne okuduğunuza bağlı. Bazı yazarlarımız önemli kitapları tavsiye ederken bir solukta okuduklarını yazıyorlar... Ara vermeden okunacak kitaplar var tabii.

Ama, hiç biri bir solukta okunmaz. Arada nefes alıp vereceksin ki beynimize oksijen gitsin(!)

Bizim Nobelli yazarımızın "Benim Adım Kırmızı" kitabını sekiz ayda zor bitirdim.

Okurken kendimi geri zekalı gibi hissettim. Kendi ülkesinin Nobelli yazarını anlamayan adam demesinler diye kimseye söyledim. 

Geçenlerde ünlü tiyatro sanatçılarımızdan biri ben de zor okudum deyince rahatladım.

Şimdi bende  "zor okudum" diyerek bir şekilde kendimi  ifşa etmiş oluyorum(!)

Neden bu kadar bekledin? demeyin. Bazen söylemek için beklemek gerekiyor...

İnsanlık için doğru yazanı okumaya, doğru konuşanı dinlemeye devam...

Yazı Tarihi : 22.02.2021