Şafak LAYİÇ
ÇOBANIN DUASI

Hz. Musa bir gün bir çobana rastlar. Çoban, adeta kendinden geçercesine Allah’a yakarmaktadır:

-Rabbim, bugüne kadar işlediğim günahlarımı affet. Artık doğru yola, Musa’nın dinine girdim.

     Hz. Musa, kendi adının geçtiği duayı duyunca, yeni bir mümin daha kazandığını anlar ve sevinir. Bu sırada Çoban duasını sürdürürken Peygamber, büyük bir mutluluk içinde duanın bitmesini bekler:

-Rabbim, seni öyle seviyorum ki, istersen bütün sütlerimi sana veririm. Hatta yorulduğunda ayaklarını bile yıkarım.

     Duanın böyle tuhaf bir hale dönüşmesi Hz. Musa’yı öfkelendirir:

-Be hey gafil! Sen aklını mı kaybettin! Ne biçim bir dua bu! Sen mümin olmadan kafir olmuşsun! Yüce Rabbimiz, haşa huzurdan, çocuk mudur ki senin sütlerine ihtiyaç duysun! O senin gibi çoban mıdır ki, ayakta kaldığı için yorulsun! 

     Zavallı Çoban, önce Hz. Musa’yı birden karşısında gördüğü için şaşkınlık içinde kalır. Ancak sonra kendi cehaletini yüzüne vurduğu için de yıkılır:

-Ey Musa! Ben cahil bir çobanım. Senin dinine girdim ama galiba kendi uydurduğum bir dua sebebiyle büyük bir günah işledim. Artık sen beni affetsen bile ben affedemem! Hoşça kal Rabbimin elçisi!

     Çoban, büyük bir öfke içinde, üstünü başını yırttıktan sonra sürüsünü bırakıp delirmiş gibi dağlara doğru koşmaya başlar. Hz. Musa’nın ise kafası karışmıştır. Bir yandan adamın bu saçma duası sebebiyle öfkelidir; diğer yandan da bu hale gelmesine üzülmüştür.

     Büyük Peygamber’e, kafası bu konuyla meşgulken yeni bir ayet gelir:

-Ey Musa! Bizim kulumuzu bizden ayırdın! Sen kullarımı bana

yaklaştırmak, benimle buluşturmak için mi geldin, yoksa ayırmak için mi? Allah’ı herkes kendi diliyle tesbih eder. Allah da herkesin dilini anlar. Ve onlar bu sözlerle arınırlar. Biz söze, dile değil, gönle ve hâle bakarız. Cevher gönüldedir, sözde değildir.

(KAYNAK: Mevlana – Mesnevi – Cilt: II, Beyit no: 1715-1797)

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 02.01.2020