Muhsin Durucan
DİK DURUŞLU MÜLKİYELİLER

“ Belki hiç bir şey yolunda gitmedi;

                              ama hiç bir şey beni yolumdan etmedi!

                Anonim

1973 yılında Senirkent ilçesine halk eğitimi merkezi müdürü olarak atandım. Genç, dinamik ve hizmet yapmak isteyen coşkulu bir yapım vardı. İlçenin genç dinamik, hizmet yapmak coşkusuyla donanımlı enerjik ve çalışkan bir kaymakamı vardı. 

Çevrede dikkat çeken yoğun hizmetlerimiz oldu! Teksir makinesinden çıkardığım sayfaları birleştirerek aylık halk eğitim dergisi çıkardık. Kimi etkinlikleri birlikte gerçekleştirdik. Çoğu zaman köylere birlikte hizmet götürdük. Bir süre sonra kaymakamım naklen ayrıldı.

Aradan geçen sürede birbirimizi bir-iki kez gördüğümüz oldu. Ancak, uzun zaman görüşemedik. İletişim gereksinimini mektupla ya da telefonla gerçekleştirdik.

Mülkiye müfettişliği görevinde bulundu. İçişleri Bakanlığı Merkezî Nüfus İdare Sistemi ya da kısaca MERNİS Projesi’ni uygulamaya koyan genel müdür oldu. Kahramanmaraş ve Adana illerinde atandığı valilik görevini başarıyla yürüttü. Geçtiğimiz yıl emekliye ayrıldılar.

İstanbul’da kendilerini ziyaret etmek istediğimi telefonla bildirdim. İsteğime olumlu yanıt verdi ve yer bildirdiler. Güneşli ve güzel bir günün öğleden sonrasında odasında buluştuk. İçten karşılandım! Gösterilen yere oturduğumda aramızda şu sözcükler geçti:

- Nasılsınız? Sorusuna karşılık:

- Dünden bugüne  “Belki hiç bir şey yolunda gitmedi; ama hiçbir beni yolumdan etmedi! ” Dedim.

Görevlinin getirdiği çaylarımızı yudumlarken hal hatır sormalar da birbirlerini izledi. Anılar tomurcuğu çiçeklendi. 1973’lerden bugüne uzanan geçmişin değerlendirmesini yaptık, diyebilirim. Güneş yüzümü aydınlatırken ve söyleşi içimizi ısıtırken zamanın hızla geçtiğini fark ettim. Zaman dilimini görüntü alarak anı sabitleştirdik.

İlhan Atış, Mevlüt Duman, Cemal Orhan Mirkelam ve Bedri Nazlıoğlu; unutamadığım ve takdir ettiğim onurlu duruş gösteren ve bende iz bırakan mülki amirlerim oldular! Ayrıca, Turan Eren'i de Naim Cömetoğlu'nu da Fethi Aytaç'ı da Şenol Engin’i de Fahir Işıksız’ı da unutamam. Makam odalarının duvarını bezeyen  M. Kemal Atatürk'ün o özgün sözcükleri, şimdilerde de beynimde ve belleğimde: 

“Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, kimseyi üstün görmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek idealin ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacaktır; herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır; önüne sonsuz engeller yığacaklardır, fakat sen bunlara dayanıklı olacaksın. Kendini büyük değil, küçük, bir hiç sayarak, kimseden yardım görmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bütün bunlardan sonra da 'büyük' derlerse söyleyenlere gülüp geçeceksin.”

Sayın İlhan Atış’ tan izin isteyerek ayrıldım. ‘Görüşelim!’ sözcüklerini işiterek dönüş yolumu adımladım. Anılar, yaşamın acı-tatlı gerçekleri / hiç solmayan gönül çiçekleri… Özsözlerim, beynimden dilime döküldü.

Yazı Tarihi : 08.05.2020