Hasan Akarsu
“DÜŞ ALAZI”NDA BİR OZAN (*)

                 Yazar, akademisyen Vedat Yazıcı, 1945 Sarıbeyler-Savaştepe-Balıkesir doğumlu olup Türkçe öğretmenliği yapar, Bilkent Üniversitesi’nde Türkçe Birimi Öğretim Görevlisi olarak çalışır vb. Deneme, eleştiri, günlük, mektup, öykü, roman ve şiir türlerinde yapıtları olan yazarın yeni şiir yapıtı “Düş Alazı” yine özgün şiirlerini kapsar. Yazıcı’yla ilgili önceki yazılarımdaki iki saptamayı belirtmekte yarar var: “… Yazıcı’nın şiirlerinin düzeyüstü ve çok anlamlı olduğunu belirtmeliyiz.” (Düş/Yaralı, TDD, Mart-Nisan 2012). “Vedat Yazıcı Türkçe tutkunu… Dilimize gönül vermiş bir yazarımız.” (Damar Dergisi, Aralık 2007, Cumhuriyet Kitap, 10 Ocak 2008).

          Vedat Yazıcı, “Düş Alazı” yapıtıyla da şiirini geliştirdiğini kanıtlar. Doğadan, bitkilerden, hayvanlardan, insanlardan esinlenerek yazdığı şiirleriyle ilgi çeker. Bir hapishane ortamını tüm ayrıntılarıyla şiire taşır. Ünlü yazarları, arkadaşlarını tanıtmayı ilke edinirken İsmail Gümüş için “Dizelerin renklerinden göçer bir usta” benzetmesini yapar. Onun geleceğinin belirsizliğine göndermede bulunur: “… aydolumu kopup gelen/ mübadele gemisi/ balkanların göç eşiği/ ıstranca dağlarına/ demir atıp şavkıyan…” (s.13). Sonraki yaşamından ipuçları verir. Ressamlığını, eğitmenliğini anlatır. Ünlü ozanımız Behçet Necatigil’i anımsatır evler üzerine yazdığı şiirleriyle: “yığılır anılar/ gelmiş geçmiş üstüne…” (s.17). 1999 depremi sonrasında yazdığı şiirinde bir çocuğun, “Baharı’n Çığlığı”nı yansıtır.

               Yaşadıklarından izlenimler

             Her ozanda olduğu gibi onda da yaşadıklarından izlenimler buluruz. Orhan Kemal’i yapıtlarından söz ederek tanıtır: “… havalanır gurbet kuşları/ bereketli topraklar üstünde…” (s.26). Dostoyevski’yi tanıtırken onun “insancıklarına/ yeraltından/ notlar yağdıran/ birliği ve dirliği yadsıyan/ histerik romantik” bir yazar olduğunu vurgular. Sait Faik’i de unutmaz: “… har’tada bir nokta/ burgaz ada/ uzo/ rakı hristo/ şerefe/ kalimerhaba// bir ‘hiştt’ sesi/ dök kadehe/ sait faik/ son kuşlar da gitti/ teklemesin yeter ki/ medarı maişet motoru…” (s.31). Enver Gökçe’yi “üstümüze kalkar panzerler” ile  1 Mayıslarda bir emeği kutsarken anar. Ege’nin tarihinde gezinirken Parthenon’dan söz eder, şarkıların ezgilerinden sesler duyumsatır dizelerinde. Sevdiğiyse “karadeniz’den/ ege’nin sularına/ gülüşken bir ırmak” gibi akar. Metin Altıok ise “duman lekesiz” olarak iz bırakır. Cemal Süreya, Hayrettin Karaca, Nuri Bilge Ceylan da vardır dizelerinde: “… başına nâzım’ın dizeleri/ fazıl’ın besteleri yağasıca/ cemal süreya/ ne dersin/ sen bu işe// güz mezarına gömsünler beni” (s.43). Melih Cevdet, Yaşar Kemal, Burhan Günel de soluklanır şiirlerinde. Üreticilere, çiftçilere de yer verir. Torununa şiir yazarken de söz oyunlarına başvurur: “…uykum kaçtı dedi küçük bora/ ‘hadi öyleyse arayıp bulalım uykunu’// uykum aya kaçtı anne/ aya gidip alalım uykunu…” (s.53). Ozan, sözcüklerle oynamayı da sever. Doğa, türküsü hem şakır, hem de yakar: “doğa türküsünü ş(y)akıyor/ kuşku yutmuş dilini…” (s.57). Ozan, “şiirsel öyküler” yazarken de doğayı, mitolojiyi, ünlü yazarları, yaşanan acı olayları ustaca yansıtır.

         Ozan, yazar Vedat Yazıcı “Düş Alazı”ndaki şiirleriyle dil ustası olduğunu, Öztürkçeyi çok iyi kullandığını kanıtlar. Düş yangınından yansıyan ışığını şiirlerine tutarak geleceğe uzanır.

 

(*) Düş Alazı-Vedat Yazıcı, Şiir, KKM Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2020, 80 s.

(Berfin Bahar, Şubat 2021)

Yazı Tarihi : 15.02.2021