Şafak LAYİÇ
EDEBİYATÇI İLE KAYIKÇI

Bir gün ünlü bir edebiyatçı, boğazı geçmek için bir kayığa biner:

-Karşıya kaça götürürsünüz?

-Otuz lira bey, alırım ben.

Edebiyatçı, Kayıkçı’nın Türkçesinin bozukluğundan rahatsız olur:

-Türksünüz değil mi?

-Bey, doğrudur ben Türk.

Sanatçı, uzun sürecek nutkuna başlar:

-Madem siz de Türksünüz; öyleyse öncelikle Türkçemizi güzel konuşmanız gerekmez mi?

-Ben kusura bakma siz. Yok okul köy.

Edebiyatçı, Kayıkçı’ya başka önerilerde de bulunur:

-Yalnızca romanlar, şiirler değil, dilbilgisi kitapları da okumalısınız.

Zavallı Kayıkçı, bir yandan müşterisinin eleştirilerini dinlemekte, diğer yandan kan ter içinde kürek çekmektedir. Denizin ortalarına doğru vardıklarında ise Edebiyatçı son sözünü söyler:

-Özellikle dilbilgisinden habersizseniz, hayatınızın yarısı boşa gitmiş demektir!

Tam bu sırada fırtına patlar. Kayık önce zayıf, sonra güçlü bir biçimde sallanmaya başlayınca, ömrünün yarısı boşa gitmiş olan Kayıkçı şu soruyu yöneltir:

-Bey, bilir yüzme sen?

-Hayır, benim o tür şeylere ayıracak hiç zamanım yok.

Bu defa yargılama sırası Kayıkçı’ya gelir:

-Kayık batacak sonra biraz. O zaman senin ömür hepsi gidecek

boşa!

Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 15.02.2020