Şafak LAYİÇ
EŞEK GİTTİ

Adamın biri, yolu üzerindeki bir kasabanın hanında gecelemeye karar verir. Eşeğini, çok sevdiği can arkadaşını, bakımının yapılması için hancının çırağına teslim eder ve dinlenmek üzere odasına çekilir. Bir süre sonra yemek salonundan neşeli sesler yükselmeye başlayınca merak edip aşağı iner.

     Kahkahaların, şarkıların havada uçuştuğu masadan davet alan kahramanımız, ortama kısa zamanda uyum sağlar. Yabancılar, bizimkine EŞEK GİTTİ adlı bir şarkı da öğretirler.

     Gecenin ilerleyen saatlerinde grup iyice coşar. Eşek gitti şarkısı nedense herkesi daha da neşelendirir. Bu sırada hancının çırağı birkaç defa masaya gelse de, gruptakiler “keyfimizi kaçırma!” diyerek onu uzaklaştırırlar.

     Sonunda uyku zamanı gelir ve herkes odasına çekilir. Kahramanımız güzel bir uyku çektikten sonra sabah ilk iş olarak eşeğine bakmaya gider. Ancak eşeğin yerinde yeller esmektedir. Adam hemen hancının çırağına hesap sorar:

-Eşeğim nerede?

-Dün birlikte yiyip içtiğiniz kişiler onu, sizin arkadaşınız olduklarını söyleyerek ve “satmak için alıyoruz” diyerek elimden zorla aldılar.

     Kahramanımız beyninden vurulmuşa döner:

-Yalan söylüyorsun! Dağ başı mı burası!

-Ne yapayım, çok kalabalıktılar; direnemedim.

     Adam, bu açıklamayı inandırıcı bulmaz:

-Diyelim ki çaresizce eşeğimi vermek mecburiyetinde kaldın. Peki, daha sonradan gelip neden bana haber vermedin! En azından gidip hesap sorardım!

-Aslında dün gece birkaç defa masanıza geldim. Size haber vermeye çalıştım. Fakat siz öyle mutlu bir şekilde “eşek gitti, eşek gitti” diye bağırıyordunuz ki, ben her şeyden haberiniz var sandım. Hatta bu şarkıyı, onlardan daha coşkulu söyleyince şöyle düşündüm: “Eşeğinin satıldığını öğrendi; ama neşesini hâlâ koruyor! Demek ki bu satışa razı. Ne arif adam!”

     (Mevlana’nın bu kıssası, eşeğini çalanlarla birlikte coşku içinde şarkı söyleyen tüm arif insanlara ithaf edilmiştir.)

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 06.01.2020