Şafak LAYİÇ
FİLLERİN GÜÇSÜZLÜĞÜ

Filler, doğumlarından birkaç gün sonra, ağır bir zincirle, yere çakılmış bir kazığa bağlanırlar. Yetişkin bir fil için pek yetersiz olan bu engel, henüz yeni doğmuş bir fil için oldukça fazladır. Bundan dolayı, ne kadar çok ve kuvvetli denemeler yapsalar da, bu kazığı asla yerinden çıkaramazlar. Birkaç uzun ve yorucu denemeden sonra, filler şunu öğrenir ve zihinlerine kazırlar:
-Ben bu zincir ve kazıktan kurtulamam.
        Fillerin sahibi, bu inancın hayvanın zihnine yerleştiğini anladığında, kurtulma mücadelesinden vazgeçtiğinde, artık kazığı kullanmaya gerek duymaz. Çünkü filler, bu telkinden sonra, ayağında bu zincir durdukça, hareket edemeyeceğine ve başka bir yere gidemeyeceğine inanır.
        Ayrıca bundan sonra artık filin büyümesinin ve gücünün olağanüstü artmasının da bir önemi yoktur. Filler yetişkin olduklarında bile, eğer ayaklarında bu zincirler varsa, oradan başka bir yere gitmeyi de reddetmektedirler. Buna psikolojide ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK denir.
                                X                       X                       X
        Bazen biz insanlar da bu filler gibi davranırız. Henüz küçük ya da zayıf olduğumuz dönemlerde üstesinden gelemediğimiz bazı sorunları, büyüdüğümüzde ya da güçlendiğimizde de çözemeyeceğimize inanırız. Oysa aradan çok zaman geçmiş olabilir. Ayrıca şimdi gücümüz de artmıştır. Fakat bilinçaltımıza yerleşmiş olan bu güçsüzlük duygusu, tıpkı fillerde olduğu gibi, hareketlerimizi, özgüvenimizle birlikte sınırlar.
        Üstelik bilim de sürekli gelişmektedir. Dün çözemediğimiz sorunları, bugün gerekli destekleri aldığımızda rahatlıkla çözebilmekteyiz. Bundan dolayı, önümüze herhangi bir engel çıktığında, bunun geçici olduğunu, daha çok çalışarak ya da destek bularak çözebileceğimize inanmak bizim için çok önemlidir.
        Peki, acaba öğrenilmiş çaresizlik duygusunun temelinde ne vardır? Zihnimiz
neden tekrar denemeyi reddetmektedir? Bu sorunun cevabı sanırım milyonlarca sene öncesinde, atalarımızın yiyecek sıkıntısı içinde yaşadığı dönemlerde yatmaktadır. O zamanlarda yiyecek (yani enerji) pek kıttı. Bundan dolayı, bir işin yapılamadığı ortaya çıktıysa, tekrar tekrar denemek, bizi hayatta tutan enerjinin israfından başka bir şey değildi.
        Oysa artık devir değişti. Şimdi biraz daha çalışmak, yeni yollar denemek bizi asla aç bırakmaz, öldürmez. Yani, eski dönemlerde işe yaramış bazı inançlar, artık günümüzde bize ayak bağı olabilmektedir.
Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 18.09.2020