Hakan Türksoy
Geç bunları dayı...

En başından bu yana "maske takın, sosyal mesafeye uyun" demekten dilimizde tüy bitti.

Yazarken parmaklarım aşındı. Sonunda "maske ve sosyal mesafe kuralına uyma oranı yüzde doksanlarda olsaydı bu günlere gelmezdik" diyen bilim kurulu üyesi ciddi denetim olmadığını itiraf etti.

Hal böyle olunca yani bizi bizle baş başa bırakınca koronavirüs sayısında patlama yaşandı.

Ben şimdi maske takmadan sallana sallana bakkala giden öğretmene, onu içeri alan bakkala, maskenin koruyuculuğuna inanmıyorum diyen bankacı bayana. Elli defa uyarmalarına rağmen maske takmayan anahtarcıya, nalbura, terziye, seyyar satıcıya.

Attığı zaman mangalda kül bırakmayan torun torba sahibi kafe işletmecisine ne diyeyim?

Efendim; Tekirdağ'da vaka sayısı yok denecek kadar azmış. Geç bunları dayı! İstanbul'la koyun koyunayız. Pazar günü Süleymanpaşa'da sireni kapalı, ışıkları açık bir ambulans gördüm.

İçindeki görevli adeta uzay kıyafeti giymişti. Neden acaba?

Bütün gün parkta, bahçede oturup kendin gibi düşünenlerle Türkiye'ye ayar çekmeye çalışıyorsun. Ayarınız tutmuyor farkında değil misin? dayı!

Senin akranların ya da akrabaların bir de HES ile (Hidroelektrik enerji santrali) uğraşıyor. 

Yaşın gereği risk altındasın. Risk bir yana herkese örnek olacak yaştasın. Ama sen bir maske takamıyorsun. Taksan da sosyal mesafeye uymuyorsun. "HES" dediklerinde "KES" diyorsun.  Çünkü ne olduğunu bilmiyorsun. Ne olduğunu bilmediğin o HES'ler mısır patlağı gibi çoğalıyor dayı!

Hadi sen bilmiyorsun.  Bilenler de bize uzak deyip ilgilenmiyor iyi mi!

İşte böyle bir millet olduk biz. Korona tüm insanlığın sorunu HES bizim sorunumuz.

Ölen ölecek faturası kalan sağlara çıkacak...

Yazı Tarihi : 26.10.2020