Hakan Türksoy
Görevimiz tehlike..

Son yıllarda dolandırıcılık olayları iyice arttı. Bu arada dolandırıcılar dolandırma tekniklerini de geliştirdi.

Eskiden kontör yükleterek dolandırıyorlardı şimdi geliştirdikleri teknikle vatandaş nakit para ve ziynet eşyasını kendi ayağıyla dolandırıcılara teslim ediyor...

Dolandırılanlar arasında tıp profesörü ve eski bir bakan var. Son olarak Muş'ta yaşayan bir vatandaşımız dolandırıldı. Bu vatandaşımıza öyle bir tezgah kurmuşlar ki eski yıllarda televizyonda izlediğimiz "Görevimiz tehlike" dizi filmi bu tezgahın yanında amatör kalır.

Aynı tezgahın başka senaryolarını bakan ve profesöre de uygulamışlardı. Tabii bunlar basına yansıyanlar. Ülke genelinde bilmediğimiz kim bilir daha kaç kişiyi dolandırdılar.

İnternet üzerinde dolandırılan küçük uyanıkları saymıyorum(!) Bunların birçoğu aptal olduğu duyulmasın diye ses çıkartmıyor ama etrafındakilere "kerizin birini dolandırmışlar diyerek kendi başına gelen olayı anlatıyor(!)"

Ortada ilginç olan bir durum var. Dolandırılanların hemen hepsi para ya da ziynet eşyasını teslim ettiği an dolandırıldığını anlıyor. Anlıyor ama işten geçmiş oluyor. Kafasını birkaç dakika önce çalıştırsa para ya da ziynet eşyası elinde kalacak.

Bence bunun nedeni panik ve korku. Para ya da ziynet eşyasını teslim edince panik ve korku geçiyor ve kafa çalışmaya başlıyor.

Sıradan bir vatandaşın bu şekilde dolandırılmasını biraz anlarım. Çünkü vatandaşın derdi çok. Hangisiyle uğraşsın? Fakat koca tıp profesörünün ve "ben projeciyim" diyen eski bir bakanın projeye gelmesini bir türlü anlayamıyorum(!)

Bir kere hiçbir savcı, hakim telefonla vatandaşı aramaz. Bir şey varsa polis tarafından polis merkezine davet edilir. Gidersiniz ifadenizi verirsiniz hepsi bu.

Fakat dediğim gibi vatandaşın derdi çok. Derdin çok olduğu yerde senaryoda çok olur.

Anlayacağınız çok senaryo yazılıyor. Bu zamanda sadece dolandırıcılara karşı değil her türlü senaryoya karşı uyanık olmayız.

Yazı Tarihi : 01.09.2020