Hakan Türksoy
Güldürelim

Dün sabah bir babanın ilkokul çağındaki çocuğunu bisikletle okula götürdüğünü gördüm.

Geç kaldıkları belliydi çünkü yanımdan hızla geçtiler... Çocuk sırtındaki okul çantasıyla bisikletin arkasına monte edilen özel koltukta oturuyordu. Ayrıca başlarında kaskları da vardı.

Bunlar olması gerekenler ama benzer görüntüyü ancak Büyükşehirlerin lüks semtlerinde ya da Süleymanpaşa'da Hürriyet Mahallesi'nde görebilirsiniz.

Her şehrin özel mahallesi ya da semti var. Bu özellik sadece belediyenin hizmetlerinden kaynaklanmıyor.

O semtte ya da mahallede gelir seviyesi yüksek ailelerin bir araya gelmesinden kaynaklanıyor.

Gelirin fazla olması ev fiyatlarına ve kiraya yansıdığı için herkes gelemiyor tabii.

Bu arada varlıklı aile profilinin değiştiğini de hatırlatmak isterim. "Zenginin malı züğürtün çenesini yorar" misali... bende yoruldum(!)

Doğrusu bisikletin arkasındaki çocuğun şarkı söylemesi dikkatimi çekti. Çocuğun neşesine hayran kaldım. Ne yalan söyleyeyim özendim.

Onlar baba, oğul özel okulun bahçesine girerken bende çocukların gülmesinin normal olduğunu düşündüm.

Fakat gülmeyen, gülemeyen çocukları da unutmadım. Halbuki bütün çocuklar gülmeli.

Yapılan bir araştırmaya göre insanlar 23 yaşından sonra mizah duygusunu kaybetmeye başlıyormuş.

Dört yaşında bir çocuk günde 300 defa gülerken 40 yaşında bir yetişkin eğer işler tıkırındaysa 10 haftada ancak 300 defa gülebiliyormuş.

Tabii bu dünya genelinde yapılan bir araştırma. Bizim şartları düşünsenize?

Kısacası 23 yaşına kadar güldün güldün. Hele bizde 40 yaşından sonra .... gülersin!

Hiç olmazsa çocukları güldürelim...

Yazı Tarihi : 20.10.2020