Cahide Ulaş
HER GÜN ŞEHİT HABERLERİ ALIP ACILARIMIZA ACI KATARKEN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ’NDE HER ŞEHİT ANASI YILIN ANNESİDİR DİYORUZ

Öyle çok acıyla boğuşuyoruz ki,; hangisinden kaçalım, kendimizi, ailemizi nasıl koruyacağımızı
şaşırdık. Acıyla yok olduk sanki ve içimize kapandık!
Her gün şehit haberi almak ve o acıyla kavrulmak, şehit ana babasının, eşinin, evladının yerine
kendimizi koymaktan, onlarla beraber yanmaktan çok yorulduk ve korkuyoruz adeta yaşamaktan.
Her ölüm küçük bir kıyamettir. Onlarca şehit haberi ile kıyametler koptu onlarca evde. .. Güneş
aynı doğmayacak, aynı şekilde gülüp ağlamayacaklar. Onlar için hayat eskisi gibi olmayacak. Ateş
daima düştüğü yeri yakıyor ama o ateşin alevleri ile hepimiz yanıyoruz!
Uzaklarda bile olsa hepimiz sevdiklerimizin üstünü dualarla örteriz her gece.. Ama o gencecik
fidanların, aslan gibi vatan evlatlarının üstünü toprak örttü.. Nasıl dayanacak ki; analar, babalar,
evlatlar, eşler yavuklular.. Her gece, her yeni doğan gün ağıtları arşa yükselecek!
Yaşamaksa bunun adı yaşayacaklar işte, yaşamdan hiçbir şey anlamadan ve kavuşmayı
bekleyecekler o çok sevdikleri kınalı kuzularına..
Kendilerine formüller bulacaklar böyle bir acıya dayanmak adına.. Bir şehit anasının oğlunun
postallarına çiçek diktiği gibi.. Belki o şehit anası; o çiçekler açıp oğlunun kokusunu getirir diye
düşünmüştür çaresizce..
Bu Vatan sınırları içinde ve bu Vatan topraklarında yaşayan milletimizi korumak için savaşan
kahraman evlatlarımızın, şehitlerimizin mekanı cennet olsun! Kınalı kuzularımız bizlere haklarını helal
ederler inşallah!
Bir asker yakını anlatıyor: “Dün gece Suriye’deki Astsubay kardeşimle telefonda konuştum.
Telefona ağlayarak çıktı, bende bir şey oldu sandım. Bölüğünün görev yeri değişmiş. Bir geri birlikle
yer değişmişler. Ön saftan alındığı için ağlıyor.”
İşte bizler de bu kahraman Vatan evlatları oldukça bu zorlukların üstesinden de geleceğiz
inşallah!
Bütün dualarımız ordumuza, Mehmetçiklerimize.. Vatan Millet söz konusu olunca tek yürek
olup kenetleniriz hepimiz.. Tarihte destanlar yazmış şanlı ordusu olan bir milletiz biz.. Vatan söz
konusu olunca kenetlenir Vatan olur, Bayrak olur, milletçe koca bir ordu oluruz biz..Rabbim
Vatanımızı, Milletimizi, Ordumuzu korusun!
Mario Benedetti’in dediği gibi “Pes etme.. Hala yeniden başlayacak zamanın var..
Korkularından, yüklerinden kurtul, yeniden uç pes etme soğuk yaksa, korku ısırsa, güneş saklansa,
rüzgar sessiz olsa bile ruhunda hala ateş, düşlerinde hala hayat var” dese de, her gün inşallah bugün
güzel olur diye uyansak da; son zamanlarda olmuyor işte..
Günlerimiz aydın olmuyor, gecenin koynuna sığınıp umutla yeni doğan günün güzel haberler
getirmesini bekliyoruz. İnşallah güzel haberler alacağımız günler de gelecek.. Güzel yurdumu bahar
çiçekleri, bahar şarkıları süsleyecek..
Son olarak Türkiye ve Rusya arasında bir anlaşmaya varıldı ve ateşkes ilan edildi.
Yüreklerimize biraz su serpildi. İnşallah bundan sonra şehit haberleri gelmez ve barış içinde yaşarız..
Tabii bir de hepimizin çok korktuğu ve dünyayı saran korona virüs var. Hepimiz tedirgin,
hepimiz şaşkınız ve kendimizi çevremizi korumak için tedbirler alıyoruz. Ne kadar faydalı olacak bu
tedbirler de bilemiyoruz. Adeta dışarı çıkmaya insanlarla beraber olmaya korkuyoruz!
Dünyada olduğu gibi ülkemizin her yerinde de bir sürü tedbir alınıyor bu hastalığa karşı. Ama
anladığımız kadarıyla en önemlisi kendimizi korumak ve kendimiz için aldığımız tedbirler. Toplum da
bu konuda epeyce bilinçlendi. İnşallah bu virüs de ülkemizden uzak durur. Yine de aman dikkat!!!
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNDE TÜM ŞEHİT ANNELERİ YILIN ANNESİ
Bu yıl da hala kadına şiddeti, tecavüzü ve kadın ölümlerini sık sık konuşuyorsak; kadın hakları ve
kadının korunması konusunda bu güne kadar yapılanların yanında daha çok şey yapılması gerektiğinin hepimiz
bilincindeyiz.

Günümüzde birçok konuda ilerlemeye, gelişmeye şahit olsak da ve bunları yaşamımıza soksak
da hala kadına şiddeti, tecavüzü, kadın ölümlerini, çocuk istismarını, çocuk gelinleri konuşmaya devam
ediyoruz ne yazık ki!
İçimiz kan ağlıyor, canımız çok yanıyor ama ne yazık ki bu vahşet bir türlü önlenemiyor.
Önlemler de alınıyor ama yeterli mi değil, Ya da verilen eğitimler mi yetersiz?
Bir de şehit haberleri geldikçe o yürekleri cayır cayır yanan şehit analarının yerine koymalıyız
kendimizi. Evlat acısı hiçbir acıya benzemez ve tarifi de yoktur bu acının.
Bu acıyla yaşamaya çalışan şehit analarının bu yıl ve her yıl YILIN ANNESİ olarak belirlemek
ve kabul etmek gerek. Bu onları teselli eder mi, açılan o kapanmaz yaralara ilaç olur mu, tabii ki
hayır!! Ama onların yanlarında olduğumuzu bilmek onlara bu dayanılmaz acıya biraz da olsa dayanma
gücü verecektir.
ŞEHİT ANALARININ HEPSİ YILIN ANNESİDİR. Acılarını en derinden paylaşıyor, onları
sevgi ve şefkatle kucaklıyoruz..
Dünyanın birçok ülkesinde kadınların seçme ve seçilme hakkı, düşünce aşamasında bile
değilken, 81 yıl önce Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Tanınması Türkiye'de yasal hale
gelmiştir.
Ulu Önder Atatürk, “Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz bir yol vardır. Büyük
Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır" demiştir ve bu düşünceden yola çıkarak, Türk kadınının
toplumsal hak ve yönetimde söz sahibi olması temeli 5 Aralık 1934'te atılmıştır.
Siyasette, iş dünyasında, kısacası hayatın her alanında kadının varlığı her zaman önemlidir.
Kadınların fırsat ayrımcılığına uğramadan hayatın her alanında görünür hale gelmesi, bir ülkenin
refahı, huzuru, barış içinde yaşaması ve üretkenliğinin artmasının da kaynağıdır.
Bu nedenle kadına yönelik şiddet ve negatif ayrımcılık ancak bir toplumun ilerleyişinin
körelmesine hizmet eder.
Atatürk diyor ki;” Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde
etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumumuzun uğradığı
başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.”
Kadın hakları kavramının açık ifadesi, kadınların erkeklerle eşit olarak sosyoekonomik, siyasi
ve yasal hakların tamamına sahip olmasıdır. Temel insan haklarına sahip olma yolunda günümüzde
önemli kazanımlar elde edilse de halen kadın haklarının kullanımı önünde önemli engeller
bulunmaktadır.  Kadın hakları kavramı özellikle 19 yy’da büyük önem kazanmıştır.
Türkiye’de kadına karşı şiddet oranı, gelişmiş devletlere oranla oldukça yüksektir. Özellikle
varoşlarda şiddete maruz kalan kadınların oranı %97’lere kadar çıkmaktadır.
Birçok ülkede kadına karşı şiddet, taciz ve tecavüzün cezaları artırılmıştır. Bu cezaların daha
da caydırıcı oranda artırılması için kadın hakları savunucuları büyük mücadele vermektedirler.
Fakat bu kazanılmış hakları kadınlarımızın ne kadarı biliyor ve kullanabiliyor ya da
kendilerini koruyabiliyor?
Kadın Haklarına saygı göstermek sadece yasalarla güvence altına alınmaz. Toplumların temel
insan hak ve hürriyetleri ile ilgili problem yaşamaması için çalışmaların yoğunlaştırılması lazımdır.
Özellikle ülkemiz kadınlarını artık mutlu, huzurlu, tacizden, tecavüzden, öldürülme
korkusundan çok uzaklarda görmek istiyoruz.
Tabii bu dileklerimiz tüm dünya kadınları için de geçerli.
Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şehit analarına adanmalıdır. Her şehit anası yılın
kadını olmalı ve sevgi, saygı, şefkatle destek olunmalıdır.
BARIŞ VEFA SEVGİ VE UMUT MUMLARININ DAİMA YANMASI DİLEĞİMİZ
Dört tane mum usul usul yanıyordu... Ortalık o kadar sessizdi ki,mumların konuşmalarını
duyabiliyordunuz. .
Birinci mum dedi ki:'Ben BARIŞ' ım.! Ama kimse benim yanmama yardımcı olmuyor.
Sanırım yakında söneceğim.' Alevi hızla azaldı ve sonunda tamamen söndü.
İkinci mum:'Ben VEFA' yım.! Ne yazık ki artık vazgeçilmez değilim. Onun için, bundan sonra
yanıp durmamın bir anlamı kalmadı.'

Sözlerini tamamladığında esen hafif bir rüzgar onu tamamen söndürdü...
Sırası geldiğinde üçüncü mum, hüzünlü bir sesle dedi ki: 'Ben SEVGI' yim! Yanacak gücüm
kalmadı. İnsanlar beni unuttu, değerimi anlamıyorlar. En yakınlarını sevmeyi bile unuttular.'
Sevgi de daha fazla beklemeden sönüp gitti...
Ansızın..! Odaya bir çocuk girdi ve üç mumunda yanmadığını gördü. 'Neden yanmıyorsunuz?
Sizin sonsuza kadar yanmanız gerekmiyor muydu? ' dedi ve ardından ağlamaya başladı...
O zaman dördüncü mum konuşmaya başladı:
'Korkma, ben yandığım süre öteki mumları da yeniden yakabiliriz, ben UMUT' um! '
Çocuk parlayan gözleriyle UMUT mumunu aldı ve öteki mumları birer birer yaktı...
UMUT ışığı yaşamımızdan hiç eksik olmamalı ki; hepimiz onunla birlikte yarınlara umutla
bakabilelim ve daha güzel günler için elimizden geleni yapalım..
____________________________________________________________________________________
SON ARYA
Gece, fısıldıyor kulağıma
“Hadi yaz!” diyor “Durma…”
“Bir başlasan, dizilecek sözcükler art arda”
Olmuyor…
Elim kalemime gitmiyor bir türlü
Şizofren tümceler dolanıyor dilime
Memeleri sızlayan kadınlar geliyor usuma
Kucağında ölü çocuğuyla…
Ve Koç Yiğidini dualarla ateşe uğurlayan analar
Ellerinin kınası solmadan
Umutlarını, sevdalarını
Gömer toprağa gelinler, kızlar
Bu coğrafyada…
Mehmedim sınır ötesinde
Donuyor dudaklarında son bir gülüş
Elinde yarım kalıyor mektubu
Vatan uğruna…
Ve Babasız Çocuklar Korosu
Bir şarkı tutturuyorlar, tek sözcüklü
Söylüyorlar son aryalarını, yürekçe :
“Baba, baba, babaaaa…”
Kimse duymuyor, kimse görmüyor
Hayret!...
Biz ne zaman bu kadar sağır ve kör olduk?
Hep öyle miydik yoksa?...
Çocukların kor alev gözlerinde
Akmayı unutuyor, son iki damla…
Son son son…
Ne menemdir bu son denen şey
Son mektup, son bir söz, son arya
Fakat ölüm kadar gerçek
Ölüm kadar soğuk ve kapkara…
Naime KOÇ ÖZEREN
Eğer 21. yüzyılda çocuklarımıza ve torunlarımıza mutlu, barış içinde bir dünya miras bırakmak
istiyorsak ihtiyacımız olan şey, ilgili iyimserlik ve müşterek akıldan kaynaklanan eylemdir."
Konosuke Matsushita,
Panasonic Kurucusu

Yazı Tarihi : 07.03.2020