Cahide Ulaş
HIZLA ARTAN CORONA VAKALARI İLE KARAMSARLIĞA KAPILIRKEN YENİ UMUTLAR DA KAPIMIZI ÇALMAYA BAŞLADI BİR İKİ KİŞİ NE YAPABİLİR DEMEMEK LAZIM BELKİ İKİ KİŞİ DÜNYAYI BİLE KURTARABİLİR

İki Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin eşi Dr. Özlem Türeci ile ne kadar gurur duysak az..
“Düğün günümüzde bile laboratuarda çalıştık.” Diyen Türk bilim insanları dünyanın umudu oldular!
Türk doktorlardan Korona virüs aşısı için flaş açıklama geldi.
Önceki şirketlerini 1.4 milyar $'a satan, bugünkü şirketlerinin değeri 21 milyar $'a ulaşmasına
rağmen işe yakın apartman dairesinde oturmayı sürdürüp, işe bisikletle giden, arabası olmayan, aşının
%90 etkili olduğunu öğrendikleri akşam çay demleyen çift.
Dünya manşetlerinde yer alan Uğur Şahin ve Özlem Türeci çifti Korona virüs aşısı için güzel
haberi duyurmuşlardı. Prof. Dr. Uğur Şahin, aşının korona virüs salgınını bitireceğinden emin
olduğunu söyledi.
BBC'de yer alan habere göre; BioNTech ve ABD merkezli Pfizer'ın birlikte geliştirdikleri
korona virüs aşısının yüzde 90 başarıya ulaştığı açıklanmıştı.
İngiltere'de yayımlanan Guardian Gazetesi’ne konuşan Şahin, geliştirdikleri Covid-19 aşısının
"virüsün başını ezip", 2020'de dünyayı esir alan salgına son vereceğinden emin olduğunu ifade etti.
Pfizer ile BioNTech yaptıkları basın açıklamasında, aşı denemelerinin faz 3 aşamasında,
gönüllü deneklerin yüzde 90'ında hastalığın gelişmesinin önlendiğini ve bu oranın beklenenden daha iyi
bir sonuç olduğunu kaydetmişti.
Ancak, deneme sonuçları henüz tüm detaylarıyla açıklanmadığı için, aşının semptompsuz
enfeksiyonlarda da etkili olup olmadığı sorusu yanıtlanmış değil.
Bu konuda iyimser olduğunu söyleyen Şahin, "Eğer soru bu aşıyla pandemiyi durdurup
durduramayacağımız ise buna cevabım evet, çünkü semptomlu enfeksiyonlardan bile korunma
sağlaması büyük bir etki yaratacaktır" dedi.
Deneme çalışmalarının sonuçları açıklanıncaya değin aşının bağışıklık sisteminde yeterince
güçlü bir tepki tetikleyip tetiklemeyeceğinden emin olmadıklarını belirten Şahin, "Aşının bu virüsü
yeneceğini biliyoruz artık" diye konuştu.  
Uğur Şahin, BioNTech şirketini 2008'de eşi Dr. Özlem Türeci ile birlikte kurmuş. Her ikisinin
de aileleri 1960'larda Türkiye'den Almanya'ya göçmüş.
'VİRÜSÜN BULAŞMASINI ÖNLEYECEĞİNE İNANIYORUM'
55 yaşındaki Şahin, geliştirdikleri aşının etkisine dair elde edilen sonuçlar nedeniyle, henüz
resmen kanıtlanmış olmasa da, aşının virüsün bulaşmasını da önleyeceğine inandığını ifade etti. 
Aşının "birden fazla şekilde" korona virüse saldırdığını belirten Şahin, "Covid-19'un
hücrelerimize girişini engelliyor. Ama virüs bir şekilde girmiş bile olsa, o zaman da hücreleri virüsün
kafasına vurup ortadan kaldırıyor.
Bağışıklık sistemini bu iki savunma hareketini yapacak şekilde çok iyi eğittik. Artık biliyoruz ki
virüs bu mekanizmalara karşı kendisini savunamaz" diye konuştu. 
Aşının etkinliğiyle ilgili bazı önemli soruların önümüzdeki haftalarda ve aylarda
yanıtlanabileceğini söyleyen Şahin, semptomsuz enfeksiyonları da durdurup durduramayacağı
sorusunun yanıtının ise bir yılı bulabileceğini kaydetti.
'EN AZ BİR YILLIK KORUMA SAĞLAYACAK'
Konvansiyonel aşılarda virüsten genetik bilgi alınıp insan hücresinde bunlar çoğaltılırken,
mRNA olarak bilinen yöntemde sadece virüsün genetik kodu yeterli oluyor, bu nedenle aşının üretim
sürecinin üç ay kısaldığı belirtiliyor.  
Şahin, Pfizer'ın geniş piyasalar için aşı üretimi deneyimi ile ilaçlarla ilgili düzenlemeleri yapan
sağlık yetkililerinin hızlı tepkisi sayesinde aşı geliştirme sürecinin yıllar yerine sadece 10 ay sürdüğünü
belirtiyor.
Aşının farklı yaş gruplarına farklı koruma düzeyleri sağlayıp sağlamayacağı sorusunun
yanıtının üç hafta içinde belli olacağını ifade eden Şahin, farklı etnik gruplar üzerinde farklı etki
gösterip göstermeyeceğinin de henüz netlik kazanmadığını söylüyor.

  Şahin, aşının üçer hafta arayla koldan iki doz halinde yapılacağını ve böylece en az bir yıllık
koruma sağlayacağını kaydediyor.
Gurur duyuyoruz, mutluyuz, umutluyuz ve bu virüsün komple hayatımızdan çıkmasında emeği
olacak herkese teşekkür ediyoruz!.
YAŞAM YOLCULUĞU VE ÇOCUKLARIMIZ
12-18 Kasım, Dünya Çocuk Kitapları Haftası… 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü.. 
Günümüzde, istismar kavramını sıklıkla kullanıyoruz! Asrımızın yüzkarasıdır çocuk cinayetleri.
Bir an önce toparlanmalıyız!
  Teknoloji, bizleri; bireyselleştirdi. Bizim çocukluğumuz, fedakârlık üzerine inşa ediliyordu. Çok
güçlü, bir iletişim akışı vardı. O akışı günümüzde de yaşamak istiyoruz.
  Çocuklar, bizim geleceğimiz, çocuklar yarınlarımız.. Çocuklar, kah sevincimiz, kah hoş
sedamız. Çocuklar, bizim tüten ocaklarımız, onlar bahar çiçeklerimiz. Onlar, dirilişimizin tanımı,
geleceğe iz sürecek kimliğimiz. 
Bizlere, bu topluma yakışmayana izin vermeyelim. Her türlü kirlenmişliğin önüne geçelim!  
Bu coğrafyanın; ilme, irfana, marifete ihtiyacı var! Bu coğrafyanın, morale, güvene, istikrara
ihtiyacı var!  Tarih bu milletten çok daha büyük işler bekliyor!
Çocuklar, çocukluğunu yaşamalı! Koşacak, düşecek, eğlenecek, oynayacak, her türlü imkan
sağlanarak eğitilecek ve geleceğe bilinçli, kültürlü, saygı ve sevgi ile yoğrulan vicdanları ile topluma
faydalı bireyler olarak yetiştirilecek.
  Çocukların, gözyaşlarını silecek büyüklere, sırtını okşayacak yüreklere ihtiyacı var!
  Geleceğimizi garanti altına almak istiyorsak; çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirip topluma
faydalı bireyler olarak kazandırmamız gerek.
DERS ALINMASI GEREKEN BİR HİKAYE
Annesi ve babası, her yıl oğulları Martino'yu, yazın büyükannesinin yanına gönderirken trende
ona eşlik edip bir sonraki gün aynı trenle eve dönerlerdi. Biraz büyüdüğünde Martino anne ve babasına
dedi ki:
-Artık büyüdüm, bu yıl büyükannemin yanına tek başıma gitmeyi denesem, ne dersiniz?
Kısa bir tartışmadan sonra anne ve babası bu konuda fikir birliğine vardılar. İstasyon platformunda
ona el sallayıp uğurlarken ve vagonun penceresinden son tembihlerini yaparken Martino aynı şeyleri
tekrarlamaya devam etti:
-Evet , biliyorum, biliyorum, yüzlerce kez söylediniz...!
Tren kalkmak üzereydi ki babası:
-Oğlum eğer birdenbire kendini kötü hissedersen ya da korkarsan bu senin için.! dedi ve oğlunun
cebine bir şey koydu.
Ve çocuk artık tek başınaydı, vagonda oturmuş, yanında annesi babası yokken, ilk kez yalnız,
pencereden dışarı bakıyordu.
Etrafında yabancı insanlar birbirleriyle itişip kakışıyor, gürültü yapıyor, kompartımana girip
çıkıyorlardı, kondüktör yalnız yolculuk yaptığına dair bir yorum yaptı, birisi ona acır gibi baktığında
ise çocuk aniden ilk kez kendini rahatsız hissetti ve bu rahatsızlık her bakışla daha da arttı.
Artık korkuyordu. Başını önüne eğdi, koltuğun köşesinde adeta büzüştü ve gözyaşları
yanaklarından süzülmeye başladı.
İşte o anda babasının cebine bir şey koyduğunu hatırladı. Titreyen elleriyle, el yordamıyla o
küçük kâğıt parçasını buldu ve açtı.
Kağıtta şunlar yazılıydı: -Oğlum, biz son vagondayız.
Yazarın notu; Çocukların gitmesine izin vermeliyiz, onlara güvenmeliyiz ama korktuklarında da
son vagonda olmalıyız. (Çeviri: Bahar Uysal Hamaloğlu)
Sevdalısı olduğum Tekirdağ’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 98. Yılı kutlu olsun! (13 Kasım 1922)
SEVDALILAR DA SEVDALI BU ŞEHRE

Güzel Marmara’dan,
Biraz almış koynuna.
Asi rüzgarlarla coşan,
Dalgalara sığınak,
Fırtınalara göğüs geren gemilerde,
Korku dağları beklerken,
Senin koynun,
Ne kadar huzurlu rahat..
Sahilde çay keyfi,
Bir de sevgiliyle kol kola olmak,
Tüm olumsuzluklar firarda,
Mutsuzluk duraklarına inat..
İstanbul’dan,
Çanakkale’ye uzanan yol,
Bir genç kız edasıyla,
Salına salına süslüyor sahilini.
Ne kadar hoş,
Seyrederken güzelliklerini,
Huzura yelken açmak..
Şehri gezerken sık sık,
Vatan Şairi Namık Kemal,
Adıyla karşılaşmak.
Macar Prensi Rakoçi’ye,
Uzun yıllar olmuş sığınak..
Mustafa Kemal,
Namık Kemal ve Yahya Kemal’le,
Üç Kemaller Diyarı’nda,
Tekirdağ tüm özelliklerini,
Koruyarak,
Geçmişten geleceğe,
Her daim köprü olacak!.
Tekirdağ yaşanası,
Ya da bir mola için en güzel durak!
Köftesi, kirazı, ayçiçeği, peynir helvası,
İlle de Kiraz Festivali’nde,
N e güzeldir buluşmak..
Tarih, doğa ve denizin ahengiyle,
İstiyorsak,
Mutluluğu huzuru bulmak,
Sevdalılar da sevdalı bu şehre,
Bir ayrıcalıktır,
Tekirdağ’da yaşamak!..
Cahide Ulaş Aytar
Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün. Ama ne yaparsan yap ilerlemek zorundasın.
Martin Luther King

Yazı Tarihi : 21.11.2020