Şafak LAYİÇ
İKNA SANATI

Bazı milletler, hemen hemen aynı gerçekleri yaşamalarına rağmen, farklı sonuçlar çıkarıp bölünebilirler. Bu gibi durumlarda ne yazık ki bazen büyük yıkımlar getiren iç savaşlar yaşanır.

Acaba neden bazı insanlar gerçeği görebildiği halde, diğerleri yalanlara kanar? Örneğin ABD destekli FETÖ, dini ve milli duygularımızı sömürerek kendisine nasıl yandaş bulabildi? Acaba bu (satın alınmış hain yönetici kadronun dışındaki) saf insanlar, neden alçak darbe kalkışmasından önce, tuttukları yolun yanlış olduğu konusunda diğerleri tarafından ikna edilemedi?

Adeta bir yalan denizi içinde yüzdürülüyoruz. At izi it izine karışmış durumda. Daha çok gezen ve daha çok okuyan insanlar, acaba yalanlara esir olmuş vatandaşları, daha büyük bir felaket yaşamadan önce nasıl uyarabilirler?

Bu ve benzer yaşamsal soruları doğru cevaplayabilmek için öncelikle insan zihninin temel yapısına bilimsel açıdan bakmamız yararlı olacaktır. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran belki de ilk büyük fark, sosyalliktir. Pek çok hayvan türü yalnız ya da küçük gruplar içinde yaşayabilir. Ancak egomuz, daha büyük bir grubun üyesi olduğumuzu sık sık hatırlamak ihtiyacı içindedir. Bundan dolayı insanların çoğu, bir defa inançsal ya da ideolojik bir grubun içine girdiyse (kendisini partizanlaştıran bu aidiyet duygusunu kaybetmemek için) artık O’nun pek çok kusurunu (yalanını) görmezden gelecektir.

Yani bir defa zokayı yutmuş birine bundan sonra dışarıdan gerçekleri göstermek pek zordur. Çünkü hemen her müdahalemiz, muhtemelen kahramanımızın egosunun, eski inancına (yalanlara) daha güçlü sarılmasına neden olacaktır.

Bu gibi durumlarda (gerçekleri daha net aktarmaktan başka) atmamız gereken ilk adım, muhatabımızın kimliğini kabul ettiğimizi belirtmektir. Hatta mümkünse, aslında O’nun daha büyük ve üst bir kimliğin temel bir parçası olduğunu da hatırlatmaktır. Örneğin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ya da insanlık, herhangi

bir alt aidiyetten daha yaygın bir kimliktir.

Sonuç olarak yalanlara esir olmuş bir kişinin ikna edilebilmesi için (gerçekleri açıkça aktarmaktan başka) 2 temel mesajı da çok güçlü olarak vermek zorundayız:

1-Bana yansıttığın kimliği kabul ediyorum.

2-Aslında biz, daha büyük ve üst bir kimliğin de (Örneğin Türkiye Cumhuriyeti’nin ya da insanlığın da) temel parçalarıyız.

Ayrıca partizan muhatabımızı grup içinde eleştirmek ya da utandırmak, O’nun eski kimliğine (ve yalanlara) daha çok sarılmasına da neden olacaktır.

Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 02.07.2020