Sabri Karakaya
Kader

Atalarımız,“Hiçbir şey için çok üzülme, çok da sevinme! Herşey boş, kaderden ötesi yok!”diyerek kaderin yani alın yazısının insan hayatındaki yerini ve önemini dile getirmişler.

Ben de sizlere imanın altı şartından biri olan“Kader”ve “Kadere inanmak”konusunu bugünkü köşemde irdelemek istedim.

İslami anlamda kader, Yüce Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezelî ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi demektir.

Kadere inanmak demek, hayır ve şer yani iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin Allah’ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratmasıyla olduğuna, Allah’tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir.

Bunun içindir ki; biz insanlar kaderi bahane ederek, kendimizi sorumluluktan kurtaramayız. Bir insan,“Allah böyle yazmış, alın yazım buymuş, bu şekilde takdir etmiş, ben ne yapayım?”diyerek günah işleyemeyeceği gibi, günah işledikten sonra da kendisini suçsuz gösteremez, kaderi mazeret olarak ileri süremez.

Ayrıca,“Nasıl olsa kaderde her şey belirlenmiştir”düşüncesiyle insanın azmi, gayreti, çalışıp çabalamayı terk etmesi İslâm’ın kader anlayışıyla bağdaşmayan yanlış bir düşüncedir.

Geniş anlamıyla varlık âleminin başlangıcından sonuna, yani ezelden ebede kadar olacak şeylerin; zamanını, yerini, niteliğini, özelliklerini, kısaca ne, nerede, ne zaman ve nasıl olacaksa, olmadan önce bunların hepsini Allah’ın bilmesine“kader”denir. Dilimizde ise,“Takdir-i ilâhî”,“alın yazısı”ve“kader”olarak anılır. “Felek”de bazen“kader”anlamlarında kullanılır.

Öte yandan kader meselesi iyi kavranıldığında,“tesadüf”denen bir şeyin olmadığı, en küçüğünden en büyüğüne kadar her olayın bir sebepler zincirine bağlı olarak meydana geldiği ve bu zincirin başında Allah’ın bulunduğu anlaşılır.

Kader meselesi iyi kavranılmayınca, bazı konularda insan işin içinden çıkamaz. Bunlardan birisi de rızık meselesidir.

Görüldüğü gibi, kader konusu, iyi düşünmeye muhtaç bir konu ve imanın önemli temellerinden biridir. Bu yüzden peygamberimiz kaderin yanlış anlaşılmaması konusuna önem vermiş ve bir hadis-i şeriflerinde“Sizden biriniz, kendisine gelecek bir şeye, bütün dünya toplansa engel olamayacağına, gelmeyecek olan bir şeyi de, bütün dünya toplansa getiremeyeceğine inanmadıkça, kadere gerçekten inanmış olamaz”buyurmuşlardır.

Diğer yönden, kadere inanmayanların, meydana gelen olayların kaderle oluşmadığını ispatlayacak hiçbir delilleri yoktur. Öyleyse kadere inanmak aklen de daha uygundur ve buyrulduğu gibi,“Kadere inanmak üzüntü ve kederi giderir”.

Ancak bütün açıklamalara karşılık kader meselesinin anlaşılamayacak kadar ince noktaları yok değildir. Bu yüzden birçok İslâm bilgini çeşitli ayet ve hadislere dayanarak,“Kaderin aslı, yaratıkları içerisinde Allah’ın bir sırrıdır” demişlerdir.

Bir sonraki makalemde buluşmak üzere sağlıcakla kalın. Allah’a emanet olun..

Yazı Tarihi : 13.01.2022