Nagihan Bayol
KARMAKARIŞIK

Sınav sistemleri, eğitim müfredatları, ilişkiler, kullanımımız için tasarlanmış yüzlerce ürün, evdeki elektronik aletlerin türlü türlü programları, bankaların sesli yanıt sistemleri, cebinizdeki telefonun sayısız özelliği, fizik, matematik, felsefe, televizyon programlarının söyledikleri…

Karmakarışık olmayan çok az şey var değil mi?

Sizin de fark ettiğiniz gibi konunun başlığı çok geniş ve yaşamın pek çok alanını kapsamakta. Ben burada sadece spesifik birkaç konuyu ele alacağım.

Peki, karmaşa iyi midir?.. Kötü müdür?..

Bu tip sorulara her zaman verdiğim cevabı vereceğim.

Hem iyidir!.. Hem kötüdür!..

Pesimist tarafımın baskın çıkmasından mıdır yoksa zaman zaman benim de bu konuda mağdur olmuşluğumdan mıdır bilmiyorum ama önce ve daha çok kötü tarafından bahsedeceğim.

Öğrenirken karmaşa iyi değildir. İster resmi bir eğitim sistemine dâhil olun isterseniz kişisel bir ihtiyacınızdan veya merakınızdan bir şeyleri öğrenmeye çalışın başa çıkmanız gereken ilk şey karmaşadır. Almak istediğiniz bilginin çevresinde dolanıp durursunuz. Asıl bilgiye ulaşmakta çoğu zaman zorlanırsınız.  Aranan bilgi veya bazen de okul sıralarında öğrenilen bilgi fazla kategorize edilmiş fazla dallandırılmış olduğu için hikâyenin özü çoktan kaçmış oluyor.

Örneğin; logaritma fonksiyonunun türevini ezberlemeye zorlandığım sıralarda işlemlerde doğru sonuçlara ulaşsam da aslında ne yaptığımı anlamak ancak üniversitede nasip oldu.

Başka bir örneği de rahmetli Barış Manço’nun Yunus Emre’den esinlenerek yazdığı o güzel şarkıya atıfta bulunarak yazayım. Tarih konusunda “tarihlerden öte tarihlerden ziyade” bambaşka bir perspektif geliştirebilmem “Tekirdağ Tarih Bilincinde Buluşanlar Derneği” sayesinde olmuştur.

Eminin sizin de benzer hikâyeleriniz vardır. Daha ortaokul sıralarında bazı konularda kazanılması mümkün bilgilere ve bakış açılarına çok sonra vakıf oluyoruz.

İnsani bir hak olarak “haber alma özgürlüğümüz” var değil mi? Ama “yorumsuz haber alma özgürlüğümüz” neredeyse yok. Görsel medyada ve yazılı basında bu konuda gayret sarf eden azınlığı tenzih ederek söyleyeyim. Şu kanalı açıyorsun, bu yanlı haberle karşılaşıyorsun. Başka kanalı açıyorsun, o da aynı haberi bir başka yanlı veriyor. Esas haber neydi? Neler oluyor anlamak zorlaşıyor. Karmakarışık bir durum daha…

Sosyal hayatta da bu karmaşa kendini gösteriyor. Kişinin ne dediğini dinleyip, söylediğine inanmak yerine bolca niyet yazmak var. Bu konuda mağdur olmayanınız var mı?

Bu ve benzeri pek çok sebeplerden dolayı sadeliğe ve öze geri dönüş fikri dünya çapında önemli bir görüş olarak gündemde. Yaşamımız o kadar karmaşık hale gelmiş ki oluşan karmaşa içinde yaşadığımız problemleri; konuların özünü görebileceğimiz kadar sadeleştirerek çözebileceğimizi unutuyor ve çözelim derken daha da karmaşık hale getiriyoruz.

Kendi reçetemi paylaşayım, bence sorunların çok büyük kısmını “analitik düşünce” tarzıyla çözülebilir. “Analitik düşünce nedir?” derseniz onu başka bir yazımda özel olarak konuşalım.

Karmaşanın bir de iyi tarafı vardı. İyi tarafı olabilir mi? Olabilir.

Düşünme eyleminde karmaşa iyidir. İleri düşünme seviyesinde karmaşa kendi içinde bir potansiyel barındırdığından işe yarar.

Mesela, Post-Gerçeklik çağında geniş bağlamı görebilmek için basit düşüncelerden ziyadesi gerekir. Aynı şekilde ampirik bilimlerin veya metafiziğin gelişmesi, ilerlemesi içinde karmaşa güdüleyicidir.

Karmaşa ilham verir. Duygusal gelgitler olmasaydı o güzel şarkılar, şahane şiirler, efsane kitaplar ortaya çıkar mıydı dersiniz.

 

Hoşçakalın…

Yazı Tarihi : 14.09.2020