Şafak LAYİÇ
KAYIPLARIMIZ

Adamın biri yolda atıyla ilerlerken, yaşlı bir adam tarafından durdurulur:

-Oğlum, çok yaşlı ve yorgunum. Acaba biraz atının üstünde gitsem olur mu?

     Adam, güngörmüş biri olduğu için hemen atından iner ve yaşlı adamın atına çıkmasına yardımcı olur. Yaşlı adam büyük bir sevinç ve neşe ile atı yürütmeye başladıktan hemen sonra mahmuzlayıp atı hızlandırır ve genç adamı geride bırakır. Hırsız uzaktan seslenir:

-Kusura bakma, bu ata ihtiyacım var!

     Genç adam hırsızı şöyle cevaplar:

-Amca, sen yalnızca atımı değil, benim insanlığımı da çaldın! Benim bir atım daha var. Gerektiğinde onu kullanırım. Ama bundan sonra atımı kimseye veremem. Artık herkese şüpheyle bakacağım. Sen, bu hırsızlığınla, insanlığımızı biraz daha bozmuş da oldun!

     Gerçektende işlenen her kötülük, yapılan her hırsızlık, toplumumuzu biraz daha çürütüyor. Bundan dolayı, sanırım hepimize düşen görev, bizden çalınmasa da, bize bir haksızlık yapılmasa da, duyarlı davranmak, mazluma yardım etmek, suçluya karşı birlik olmaktır.

     Her suç, o toplumun bağrına zehirli bir tohum ekmek, gibidir. Elbette bu tohum bir gün gelişip büyüyecek ve zamanı geldiğinde zehirli ürünlerini bize, çocuklarımıza, yakınlarımıza sunacaktır.

     Gelişmiş toplumlarda şöyle bir söz kullanılmaz:

-Bana dokunmayan yılan (kötülük) bin yıl yaşasın.

-Devletin malı deniz, yemeyen domuz.

     Bir toplum, ancak bu tür yılanlara ve hırsızlara karşı duyarlı olursa iyileşir, gelişir, kalkınır. Yoksa beyin göçüyle başlayan batıya yolculuk, ileride başka adlar da alabilir. Aman dikkat!

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 02.10.2019