Hasan Akarsu
“KESEKLİ TARLA” ÖYKÜLERİ (*)

Figen Şakacı, 1971 İstanbul doğumlu olup İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni bitirir,
gazetecilik, köşe yazarlığı yapar. Senaryo, söyleşi, öykü, roman türlerinde yapıtları vardır. Kesekli Tarla
adlı yeni yapıtında 22 kısa öykü yer alır. “Kesek” sözcüğü, toprak sürülürken kalkan iri toprak parçası
anlamındadır. Toprak tavında değilse kalkan kesekler ekim için engel olur. Tırmıklayıp inceltmek
gerekir. Figen’in öykülerinde insanların sorunları yansıtılır ve çözmek için de düşünmek gerekir.
Yazar öykülerin çoğunda benöyküsel ve elöyküsel anlatıma başvurur. “Hep İlk” adlı ilk öyküde
anlatıcı tarihleri, günleri karıştırır ve yeni bir “ben” arayışındadır. Film setinde yönetmeni izlerken
ağabeyinden bir haber gelir: Babasının bacağı kırılmıştır. Kilolu ve iştahlı bir babası vardır. Anlatıcı
üniversite öğrencisi olup dört kardeştirler. Babasına iyi baksa da yaranamaz. O da “babasıyapılı”dır,
inatçıdır, ele avuca sığmaz. Üniversite mezunu, işsiz sevgilisini babasıyla tanıştırır, beğendiremez.
Babası öldüğünde film setinde onun için birçok şey uydurur.
Tüm öykülerde anlatıcı, karşısındakiyle söyleşir gibidir, içinden konuşur, anı anlatır. Kişiler
boşanmış kadın, erkek olur. Yeni arayışlara yönelirler, yeni olaylara karışırlar. “Hal ve Gidiş”
öyküsünde pencereden dışarıya bakınca akıp giden yaşamı gören hasta Suat’ın iç dünyası yansıtılır.
Karısı Gülistan onunla ilgilenmez, bakıcı kadın Aygül her işini görür. Eski evleri kentsel dönüşüm için
istenir. Apartmanda imza vermeyen Suat ile Betil kalmıştır. Yüklenici Efkan, onların peşini bırakmaz.
Önce Betil sonra da Suat anlaşmaları kabul ederler.
Kesekli yaşamlar
“İsmail’in Gör Dediği” öyküsünde mahpustaki insanların yaşantısından kesitler, “kesekler”
vardır. Muhbir vatandaş İsmail’in dünyası ilginçtir. Kimi öykülerde anlatıcı çocukluğuna yaslanır, düş
evini anlatır. Öğrencilik yıllarında öğrendiği “Mülkiyet hırsızlıktır” sözünü yaşamına uyarlar. Yaşadığı
çatı katını, sakladığı mektuplarını unutamaz. Mektuplar fırtınada savrulduğunda geçmişinin de
yittiğini düşünür. “Aralık” öyküsü de hüzün vericidir. Vefa bozası satan lise sondan ayrılmış Âdem’in
Fatih’te bir apartmanda oturan üniversite öğrencisi Jale’ye tutulması, peşine takılması, yanına
vardığında küçümsenmesi iç burkucudur. Evde yaşlı ve hasta babasına bakan Âdem yıkılsa da yılbaşı
gecesi komşu kızın getirdiği yemekle mutluluğu yakalar.
Yazarın diğer öykülerinde de konuk sevmeyen, kendi başına buyruk kadınlar vardır. Evde işsiz
kalıp eşi Beyza’yı çalıştıran Hazar’ın sürpriz olsun diye taksitle aldığı altılı çelik tencere setini
ödeyemeyişi, taksitçinin adamları tarafından bıçaklanarak öldürülüşü acıklıdır. “Suat’ın Zekeri” adlı
öyküde hasta Suat yine çıkar karşımıza. Bakıcısı Aygül’ün anlattıkları ilgi çeker. Düşünde “koku” görüp
koku yorumları yaptıran, düşün bir uydurma sanatı olduğunu belirten anlatıcı, “Başkalarının Hayatı”
öyküsünde tekdüze evliliklerin sıkıntılarına yer verir. Alt komşunun üst komşudan çektiği sıkıntılar, üst
komşuda yaşananlara tanıklık, başkalarının hayatına tanıklıktır. Anne-baba ilişkilerini gözlemleyen
çocukların onlar gibi hareket etmeleri, kaçırılan, ırzına geçirilen kızların ve kadınların çileleri,
pazarcılar, aldatılan kocalar öykü kişileri olarak belleklerde yer eder.
Yazar Figen Şakacı, öykülerinde küçük evlerde, varoşlarda zorlukla geçinen insanların
yaşamlarını söyleşi tadında yansıtır. Yalın, akıcı bir dili vardır. Her öyküde herkes kendisinden,
çevresinden, gözlemlerinden bir şeyler bulabilir.
(*) Kesekli Tarla-Figen Şakacı, Öykü, İletişim Yayınları, 1. Baskı, 2020, 164 s.
(Çini Kitap, Bursa, Kasım-Aralık 2020)

Yazı Tarihi : 10.12.2020