Hakan Türksoy
Kısıtlanmaya devam...

Yaklaşık bir yıldır iki-üç yazı arasında koronavirüs tedbirlerini yazıyorum....

Ne yalan söyleyeyim baştan bende ciddiye almamıştım. Diğer virüsler gibi bu virüsünde  bizi teğet geçeceğini düşünüyordum.

Dünya'da işlerin sarpa sarmaya başladığını fark edince işin ciddiyetini anladım.

O gün bugündür iki-üç yazı arasında koronavirüsü yazıyorum. Hatta dikkat çekmesi için son yazılarımdan birinde "bomba imha ekibi" başlığı altında koranavirüs tedbirlerini yazdım.

"İstanbul'la iç içeyiz. Bizim şartlarımızda denetleme şart. Denetleyeceklerin iyi eğitilmesi gerekiyor" dedim.

Eğitmezseniz "yemek yerken parmağını yalayan adamı lokanta denetimine göndermek gibi bir şey olur" dedim.

Bazı fırınlarda eldiven takan ekmek satıcısı ekmeği koyacağı torbayı açmak için eldivenli parmağını ağzıyla ıslatıyor. Sonra o eliyle ekmeği tutuyor.  Bulaşıkları toplayan elamanın aynı zamanda dürüm paketlemesi gibi lokantalarda da benzer şeyler oluyor...

Paralı torbaların bile zor açıldığını biliyoruz. O zaman ıslak sünger vazifesi görecek bir şey bulundurun kardeşim.

İşte denetlemeye giden bunların hepsini bilecek ve görecek. Boş arazide maskesiz yürüyenle toplum içinde maskesiz gezeni ayırt edecek. Sağda-solda toplanan maskesiz gençleri haftada bir değil her gün uyaracak...

Daha ne yazayım? Birçok işyeri kısıtlama nedeniyle kapalıyken kısıtlamadan yırtan esnaf bile koronavirüsü gerçek anlamda ciddiye almadı.

Ağzı süper laf yapan esnaf müşteriyi bağlıyor ama komşusunun kirasını neden ödeyemediğini bir yere bağlayamıyor.

Ne yazık ki Süleymanpaşa'da koronavirüs dedikodu ve uydurma rant hikayeleri kadar ciddiye alınmadı. Koronavirüs tedbirlerini ciddiye almayanlar "polisiye roman" sever misali...  uydurma rant hikayelerine ve dedikoduya bayılıyor.

"Rant hikayelerini seven gözünün önündeki rantı görmezlikten gelmeyecek! Hem görmezden gelir hem de yaşananları ciddiye almazsan işte böyle riskli şehirler arasında kalır kısıtlanırsın."

Yazı Tarihi : 02.03.2021