Şafak LAYİÇ
KÖPEKLERİN DOSTLUĞU

İki şirin kent köpeği, sıcak bir yaz gününde, bir konağın mutfak kapısının önünde, yan yana uzanmış, yarı uykulu, yarı uyanık düşler kurarken, biri sohbeti başlatır:

-Biliyor musun, deminden beri ne düşünüyorum?

-Köpekler, köpeklerin aklından geçeni ne bilsin kardeş?

Birinci Köpek, sohbeti derinleştirir:

-Ben söyleyeyim öyleyse. Bizim için şu insan kısmı pek övücü şeyler söyler durur, değil mi?

-Evet, derler, doğru.

Filozof kahramanımız, sözlerini şöyle bağlar:

-Peki, biz köpekler, bizden olmayan insanlara bu kadar dostluk gösteririz de, neden kendi soyumuza diş biler, düşmanlık ederiz? Neden sabah akşam hırlaşıp dururuz birbirimizle?

İkinci Köpek heyecanla doğrulur:

-Doğru be! Hay sen aklınla bin yaşa emi! Tabi ya, insan soyunun köpeklerle hiçbir yakınlığı, akrabalığı yok. Öyleyken bizim onlara gösterdiğimiz dostluğu başka gösteren var mı? Evlerini bekleriz, yollarını gözleriz, mallarını koruruz. Ama iş kendimize geldi mi, birbirimizin gözlerini bile oyarız.

-Bak, sen de akıllanmaya başladın. Biz birbirimize dostluk göstermeliyiz arkadaş. Bir elin nesi var, iki elin sesi var, diye boşuna dememişler.

İyice heyecanlanan İkinci Köpek ayağa kalkar ve Filozof Köpek’e patisini uzatır:

-Söz, bundan böyle içtiğimiz su ayrı gitmeyecek. Ne hırgür olacak

aramızda, ne de kavga. Dostuz artık seninle.

-Biz dost olduktan sonra Dünya bize vız gelir, tırıs gider.

Ancak bu sırada mutfak kapısı açılır ve aşçıbaşı görünür. Köpekler bir an bakışırlar. Fakat birkaç saniye sonra birbirlerine acımasızca saldırırlar. Çünkü Aşçıbaşı bu köpeklerin önüne bir kemik atmıştır.

Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 18.02.2020