Cahide Ulaş
KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

Bayramları bayram gibi yaşamayı özledik.
Pandemi öncesinde hatta şimdi günümüzde bayram deyince tatil, tatil deyince de yazlık
mekanlara, deniz kenarlarına akın başlıyor. Tabii tatil de herkesin hakkı ama bayram denince hani
bizim asırlardır gelen gelenek göreneklerimiz vardı? Hani büyüklere gidilir ve bayram sabahları sofra
başında toplanılır ve herkes birbiri ile bayramlaşırdı.
Son yıllarda çoğu ailelerde bu olmuyordu zaten ve herkes bir tarafta tatil yapıyordu. Nasıl olsa
telefon var ve görüntülü de konuşulabiliyor diye düşünülüyor. Ama birlikte olmanın, kucaklaşmanın,
güzel şeyler paylaşıp anılar biriktirmenin yerini tutuyor mu?
En yakınlarımızın bile yakalandığı, bu bulaşıcı ve birçok canımızı alan hastalığın pençesinden
kurtulmaya çalışırken; bayram sanki bir kaçış vesilesi oluyor ve herkes bir yerlere tatil yapmaya
gidiyor.
Aslında hastalık her yerde ve Rabbim hepimizi ve tüm sevdiklerimizi korusun!
Yine hatırlayacağım ve hatırlatacağım eski bayramları..
Manevi duyguları en yoğun yaşadığımız, yaşattığımız, hayatın onca koşuşturması içinde aile
kavramını hatırladığımız, hatırlattığımız, küskünleri barıştırma vesilesi olan bu önemli günlerin
değerini iyi bilmek ümidiyle, sevdiklerinizle nice mutlu, umutlu bayramlar olur umarım bu günler ve
bundan sonrası için de…
Bizler çocukluğumuzun tadını bulamasak da örf, adet, gelenek ve göreneklerimizin ölçüsünde bu
bayramları yaşamak yine de çok önemli.
Hala hayattayken sevdiklerimizle bir arada olmak yıllar sonra buruk anılar olarak yad
edeceğimiz günler olacak unutmayalım.
Çocukken bayramlarımız çok neşeli ve heyecanlıydı. Hayat meşgalesi bizi bayramları bayram
gibi yaşamaktan geri bırakıyor. Bırakın bizi, şehirlerimizde yaşayan çocuklarımız bile bizim çocukken
yaşadığımız bayramları yaşayamıyorlar artık.
AH O ESKİ BAYRAMLAR!!
Her bayramda dört gözle beklediğiniz çocuklar kapımızın zilini çalamıyorlar. Oysa çocuklarla
daha bir neşeli oluyor bayram. Ramazan Bayramı deyince benim aklıma o çocukların çocuksu
sevinçleri geliyor gözlerimin önüne.
Günümüzdeki bayramlar; komşuların, akrabaların bile birbirlerinin yüzünü unuttuğu bir
koşuşturma çarkı içinde; soluklanmak için ‘manevi duygulardan’ çok tatil anlamı içeriyor oluşu çok
üzücü gerçekten. Yorgun bedenler için bir fırsat resmi tatiller ve en başta da bayramlar artık.
Birçoğumuz için bayramlar; dört gözle çekilen tatil günleri oldu ne yazık ki…
Oysa eskiden, o bayramlar; ne güzel günlerdi değil mi?
Dedeler, nineler, analar, babalar, amcalar, dayılar, teyzeler halalar, kuzenler, çocuklarla dolu
evlerde kocaman kalabalıkların kavuştuğu, hasret giderdiği, sofralarda ailecek birlik ve beraberlik
içinde yemekler yenildiği, mütevazı fakat neşeli hayatların yaşandığı günlerdi, bayramlar…
Çocukken mi güzeldi yoksa bayramlar? Bayramlar mı değişti, yoksa biz mi büyüdük? Bu klasik
cümleler, ne yazık ki gerçeğe dönüşüyor. Biz büyüdük ve çok gerilerde kaldı o tatlı düşler.
Hatırlayın.. Bayram daha bir hafta önce başlardı çoğu evlerde, şimdi bizler için o çok uzakta
kalan yıllarda. Annelerimiz, büyük annelerimiz ile oturur bayram baklavaları hazırlarlardı.
Günler öncesinden bayram alışverişine çıkılırdı. Yepyeni bayramlıklarımızı yastığın altına koyar,
sabahı zor ederdik değil mi?
O sabah geldiğinde hep birlikte bayram namazlarına gidilir, çıkışta eş dost, konu komşu, evde de
kalabalık ailemizle büyük bir mutlulukla bayramlaşırdık. Evin büyüklerinin ellerini öperek amansız
bir bayram harçlığı kapma mücadelesi verirdik. Kim daha çok para biriktirdi diye yarışa girerdik
üstelik.

Biriktirdiklerimiz ile dişlerimiz çürüyene dek çikolata, dondurma ve parlak kağıda sarılı
şekerler aldırdık. Kapı kapı dolaşarak komşu büyüklerinde ellerini öper çanta ve poşetlerimize
şekerlerle çikolataları doldururduk.
Postacının getirdiği uzak dostlarımızdan akrabalarımızdan ve sevdiklerimizden gelen
mektupları büyük bir heyecanla açar okurduk.
Bazen askerde, bazen gurbette bazen imkansızlık nedeniyle memleketine gidemeyenler olurdu
postacının yolunu gözlediklerimiz..
Teknoloji bu denli gelişmemişti. Telefon kulübelerini veya mahallenin ileri gelenlerini ziyaret
eder, sevdiklerimizle konuşmak için yoğun çaba verirdik.
Televizyonlar tek kanaldı. Eğlence programları şarkılar ve türküler için sabırsızlıkla
ziyaretlerimizi bitirerek akşamı beklerdik. Bayramın en renkli anlarından biri de dansözün çıkacağı
zamanlardı. Nesrin Topkapı dönemin en ünlü sahne sanatçılarındandı. 
Peki; ya bayram kartlarını hatırlayanınız var mı? Sanki eskiden ilişkiler daha yoğun, daha sıcak,
daha güven vericiydi. Nedeni yaşam biçiminde olsa gerek. Hemen her alandaki yoksulluk, fakirlik,
eksiklik… 
En zengin insanlar bile bu durumun sıkıntısını çekerdi. Çünkü ülke gerçeğiydi. Dolayısıyla
birbirine yakın olmak, destek vermek, güven duymak esastı. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” ya
da “Ev alma, komşu al” gibi laflar işte o şartlarda üretilmişti.
Hey gidi günler hey. Ah nerede o eski bayramlar demiyor muyuz şimdi? 
Sanki bir şeyler eksik değil mi?
Hem ansızın, aniden yitip gittiler onlar da; elimizden kayıp giden birçok hatıramız gibi. Belki de
biz bayramları çocukluğumuza sakladık, orada bıraktık.
Teknoloji çok gelişti ya günümüzde; işte bu yüzden belki de ziyaretler azaldı ve telefon edip
birbirimizin sesini bile duyamaz olduk. Bir mesaj ile hatta toplu mesajlarla kutlanıyor bayramlar ve
özel günler..
Geçmişin değerlerini bu güne ve geleceğe taşımak için hepimiz elimizden geleni yapmalıyız.
Çünkü o değerler bizi biz yapan değerler..
Yüreklerde bir esinti ve barış paylaşımına en sıcak merhabadır bayramlar. Sevdiklerinizle
paylaşımlarınızda yaşanan mutluluk ve huzur bayramı bayram yapan anlardır. Yaşamınızı bayram
tadında anlar doldursun!
En güzel anıları birlikte paylaşmak ve en güzel hatıraları bu bayramda tazelemek dileği ile
Kurban Bayramınızı Kutlu Olsun!
BİR OLAY BİR DERS
Kadın, her gün yorgun argın işten geldiğinde, duvardaki aynanın karşısında soyunur ve
vücudunu endişeli bir şekilde inceler, şişkin göbeğini sıkar, sarkmış göğüslerini kaldırır, vücudunu
dikleştirir, sanki her şey yerli yerindeymiş, sanki her şey yolundaymış gibi dudaklarında endişeyle
karışık buruk bir gülümsemeyle aynadaki görüntüsüne bakarmış...!
Adam, her seferinde kadını görmemiş gibi davranırmış...!
Adam günlerden bir gün, aynayı odadan çıkarmış ve saklamış...
Kadın o gün işten geldiğinde soyunup duvara baktığında aynayı görememiş ve çok korkmuş.!.
Kadın adama sormuş,
-Ayna nerede?
Adam;
-Çıkardım..
Kadın;
-Neden ki?
Adam cevap vermiş;
- Çünkü ayna, benim sende gördüğüm güzelliği yansıtmıyor..!!!

Ben bütün hedeflerini başarmak için çok çalışan, çocukları için saçını süpürge eden bir anneyi ve
halâ beni ilk günkü gibi seven ve bana bir çocuğu gibi bakan güzel bir kadın görüyorum..!!! Ve aynaya
baktığında bunların hiçbirini görmediğini de biliyorum..!
Kadının gözleri yaşarmış ve adama heyecanla sarılmış.
-Sensiz ben ne yapardım?
Adam yanıtlamış
- Ya ben sensiz ne yapardım?
BAZEN BİR SEVGİ SÖZCÜĞÜ, sevdiğimiz kişiye, tüm kusurlarıyla sevdiğimizi, ona karşı
hislerimizi, hissettiklerimizi, aynanın yansıtabileceğinin ötesinde yüreklere aksettirir...!!!
Bir Bayram Olmalı...
Her kötülüğü unut diyen,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Herkese vardır umut diyen,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Güzelliklere alıştıran,
Hep güzellikte yarıştıran
Önce küsleri barıştıran,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Kibiri kökünden kurutan,
Doğruluğu en başta tutan,
Sabırla bizlere güç katan,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Öksüzü, yetimi güldüren,
Hayırlı olanı bildiren.
Gönüllerden has güller deren,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Sevenlerin kucaklaştığı,
Sevdaların sancaklaştığı,
Zaferlerin çok yaklaştığı,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Dostluğu, barışı getiren,
Kini, kindarlığı bitiren,
Sonsuz mutluluğa götüren,
Bir bayram olmalı bu bayram.
Durdu ŞAHİN
Yaza dönsün kışınız, bayramlar bayram olsun
Dert görmesin başınız, bayramlar bayram olsun
Otlar/dikenler dolsun Nemrut'ların çanına
Kolay gelsin işiniz, bayramlar bayram olsun. Abdurrahim Karakoç

Yazı Tarihi : 19.07.2021