Hasan Akarsu
“MEHDİ’Yİ BEKLERKEN/ İRAN’A YOLCULUK” (*)

Yazar Nedim Gürsel, 1951 Gaziantep doğumlu olup yazınımızın her dalında ürün verir. Kitapları yirmi beş ülkede yayımlanır. Birçok ödülü olan yazar, yeni yapıtı “Mehdi’yi Beklerken”de İran’a yaptığı yolculuğu, İran gezisini tarihsel yapıtlarıyla ve ünlü sanatçılarıyla birlikte anlatır. İran, derinliği olan bir ülkedir. İki rehber de yazara eşlik edince gezinin tadı bir başka olur.

Yazar, gezi boyunca gözlemlerini yazarken ünlü sanatçıların dünyasında gezdirir okurlarını. Firdevsi, Ömer Hayyam, F. Attar, Hafız Şirazi, Furuğ, Sadık Hidayet vb. ilk tanıttığı sanatçılardır. Örtünmenin zorunlu olduğu ülkede, İslam Devrimi simgeleri olan Humeyni ve Hamaney’in uygulamaları ilgi çeker. Önce Tahran’ı gezen yazar, 15 milyon nüfuslu başkentte Ozan Furuğ’u tanıtırken eşinden boşandığını, çocuğunu göremediğini belirtir ve onun için de “Yaralarım Aşktandır” kitabını anar, lanetlenen, acı çeken bir kadın olduğunu, 33 yaşında öldüğünü anımsatır. Özgür olma isteğiyle, dinsel değerlere karşı çıkarak yaşamanın bedelini öder. Firdevsi anıtı da görkemlidir. Doğu-Batı arasında sıkışıp kalmanın çıkmazı sıkıntı verir İran’da. Sadık Hidayet de karşıcı olup içe dönük ve nihilist özelliğiyle intihar eder. Yazar, Tahran’ın Gülistan Sarayı’nı, Sadabat Sarayı’nı tanıtır. Şah Pehlevi’nin bu saraylarda konuklarını ağırladığını belirtir. Solcuları cezalandıran Pehlevi’nin 1979’da devrilip Mısır’da sürgünde öldüğünü de anımsatır. Tahranlı yazarlardan romancı Ahmed Pouri eşlik eder yazara. Ozanın çok olduğu İran’da herkesin birbirine şiir kitabı ikram etmesi ilgi çekicidir. 1924-1974 ve 1981’de çok yazarın öldürüldüğü, cinayetlerin işlendiği, katillerin bulunmadığı bir ülkedir İran. Yazar, Kitapçılar Çarşısının İstanbul’daki Sahaflar Çarşısını andırdığını söyler. Ahlak zabıtasının gözetimde yaşandığını vurgular.

Isfahan dünyanın yarısı

Yazar, uçakla Meşhed’e, İran’ın ikinci büyük kentine gider. Nişabur’daki Ömer Hayyam Türbesini gezer. Oradaki mehdi bekleme inancından söz eder. 8 yıl süren İran-Irak Savaşı’nın yanlışlığına değinir. Şehitlerin siyasal olarak kullanıldığını söyler. Hayyam’la konuşmayı düşler. F. Attar’ın sekizgen olan türbesini görür. Attar ki “Aşkın yedi kentini” gezen, bir lokma bir hırkayla yetinen derviştir. Meşhed’in yakınlarındaki Tûs kentinde Firdevsi’nin mezarından söz ederken onun Şahnamesinde 60 bin beyit olduğunu belirtir. Yazar, İran coğrafyasını, yazarların öne çıkan yönlerini anlatır. Şiraz’da, Hâfız’ın Kabri, Sadi’nin türbesi ilgi çeker. Yazar, Isfahan’a doğru giderken de Perslerin tarihini anlatır. İran’da şeriatçı İslam Devletine giden süreci tarihin içinden geçerek yansıtır. Aksak Timur’un “Kelle minareleri”, Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim’in savaşları, minyatür zenginliği anılanlar arasındadır. “Isfahan dünyanın yarısıdır” sözü bu kenti anlatmaya yeter. Yazar, kendisinden yüz yıl önce İran’ı gezen Pierre Loti’nin gördükleriyle, çektikleriyle kendi gördüklerini karşılaştırırken P. Loti’nin gezisine şapka çıkartır. Şiraz’daki Kerim Han Camisinin (Vekil Camisi) çini işçiliğini över. İran’da Humeyni’yle teokratik bir devlet kurulduğunu, solcu aydınların Humeyni yönetimini desteklemesini eleştirir. Rehber Shahzadeh’le söyleşi yapan yazar, onun savaşta İran’ı terk ettiğini, babası hapiste olduğu için göremeyip cenazesine de gidemediğini belirtir. Türkiye’de sürgünde olan kadın, babasının ölmeden önce yazdığı mektuptan söz eder. Şii inancına göre ölmeyip kaybolan 12. İmam’ın gizlendiği yerden çıkıp dünyaya eşitlik getireceği, yoksulun karnının doyacağı umuduyla yaşamak güzel olmalıdır. Yazar da Mehdi’nin zuhur etmesini ister.

Nedim Gürsel, “Mehdi’yi Beklerken” adlı gezi yapıtında, İran’ın ünlü kentlerini gezerken tarihini, yönetimini, siyasetini, sanatçılarını derinlikli olarak yansıtır.

 

(*) Mehdi’yi Beklerken/ İran’a Yolculuk-Nedim Gürsel, Gezi, Doğan Kitap, 1. Baskı, Eylül 2019, 168 s.

(Yaşam Sanat, Adana, Ocak-Şubat 2020)

Yazı Tarihi : 27.07.2020