Cahide Ulaş
MEVSİMLERDEN SONBAHAR KIŞ HAZIRLIKLARI VE TEMİZLİK YAPIYORUZ RUHLARIMIZI DA TEMİZLEMEK GEREK EVLERİMİZ KADAR

Her baharda olduğu gibi Sonbaharda da sadece evlerinizi değil, ruhlarımızı da temizlememiz
gerek…
Sonbahar aylarını yaşadığımız bugünlerde sadece evlerimizi değil, ruhlarımızı da temizlersek
huzurlu ve mutlu yaşayabiliriz.
Sonbahara yaşadığımız bugünlerde herkesi yavaş yavaş kışa hazırlık ve temizlik telaşı sardı. Peki
her bahar evlerimizi temizliyoruz. Temizlik imandandır. Bu çok güzel bir şey.. Ya ruhlarımızı!
Ruhlarımızda da bahar temizliği yapıyor muyuz?
Benliğimizi Temizleyelim
Sonbaharın geldiği bugünlerde evlerimizle birlikte tüm benliğimizi de temizleyelim. Ruhumuza ve
yüreğimize sinmiş olan tüm pislikleri süpürüp atalım.
Örneğin benliğimizde çok yer işgal eden kırgınlıklarımızdan kurtulalım.
Mesela yüreğimize ektiğimiz sevgi tohumlarını yeşerterek affedemediğimiz kim varsa hepsini
affedelim.
Affedemediğimiz her insanın, omzumuzda taşıdığımız bir yük olduğunu unutmayalım.
Gelecek Geçmişten Daha Yaşanılır Bir Yer
Geçmişimize kafa yorarak, geçmişimizdeki takıntılarla yaşayarak ne kendimizi, ne de ruhumuzu
yoralım. Geçmişimizin üzerine bir süngerde çekmeyelim. Sevgi tohumları ekelim geçmişimizin üstüne
ki orada ki kırgınlıklarımız gelip zihnimizi meşgul etmesin, ruhumuzu yormasın.
Yaşamaktan ve sevmekten korkmayalım. Kaybetmiş bir eşyamızı arar gibi mutluluğu aramakla
ömrümüzü geçirmeyelim.
Mutluluk her zaman dibimizde bir yerlerde durur. Sadece bizler, yüreğimizdeki kin ve nefret
yüzünden onu göremiyoruz.
Korkularımız
Yaşamlarımızın bir parçası haline gelmiş korkularımız. Özellikle bu salgın hastalık dönemine
korkularımızın pençesinde kıvranıp duruyoruz.
Onları yaşamlarımızdan çıkarmaktan korktuğumuzun bile farkında değiliz. Hatta onları
seviyoruz. Onlara iyi baktığımız kadar kendimize iyi baksaydık bugün yaşamlarımız çok daha farklı
olurdu.
Korkularımıza yenilerini ekleyerek onları beslediğimiz kadar ruhumuzu besleseydik ruhumuz acı
ve endişeyle değil, mis kokan çiçeklerle dolardı.
Mutluluklarımız
Hayallerimizi, umutlarımızı, mutluluklarımızı o kadar çok ihmal ediyoruz ki inanın hepsi bize çok
kırgındır.
Hep uzağımızda sandığımız mutluluğun formülü çok basit. Almadan vereceksin, beklemeden
seveceksin. Bir de içimizdeki gücün ve sevginin farkına varacağız.
Kendimize kızarak, bağırarak yaşamlarımızdaki pişmanlıklarımızın, kırgınlıklarımızın ve
kabuslarımızın üstesinden gelemeyiz.
Hayata bir bebek şefkatiyle baktığımız zaman, insanları bir bebek saflığıyla sevdiğimiz zaman bir
halka gibi iç içe geçmiş acılarımız dinecek ve mutlu olacağız.
Bahar Temizliğinden Sonra Biz
Ruhumuzda yaptığımız bahar temizliğinden sonra içimizi bir huzur kaplayacaktır. Bu huzur,
davranışlarımıza yansıyacak ve bizleri güzel insan yapacaktır.
Kendimizde bugüne keşfetmediğimiz yanları keşfedeceğiz. Kendi kendimize ‘Vay be!’ diyeceğiz.
Daha doğal olacağız. Bağışlayacağız.

Maddi ve manevi aşkın verdiği haz ile sevgi tohumlarını yeşerteceğiz ruhumuzda. Kendi
sessizliğimizde kendimizi dinlemeyi öğreneceğiz.
İnsanlığa faydalı güzel fikirler üreteceğiz. Kendimizi olduğumuz gibi kabullenecek ve insanları
olduğu gibi kabul edeceğiz. Korkusuzca yürüyeceğiz korkularımızın üzerine.
   
STRESTEN UZAK DURUNUZ..
İbn-i Sina bir deney yapar.
İki kuzuyu iki ayrı kafese koyar, kuzular aynı yaşta, aynı kiloda, aynı cins ve aynı yemlerle
beslenir.Tüm şartlar eşittir.
Ancak kafesin yanındaki kafeste de bir kurt vardır ve kurdu kuzulardan sadece birisi
görebilmektedir.
Aylar sonra kurdu gören kafesteki kuzu zayıf ve çelimsiz olduğundan ölür.
Kurt kuzuya hiçbir şey yapmamasına rağmen, kuzu yaşadığı korku ve stres yüzünden ölmüştür.
Kurdu görmeyen kafesteki diğer kuzular kurttan habersiz ve huzurlu olduğundan dolayı besili ve
kiloludur.
Bu deneyde İbn-i Sina zihinsel etkinin sağlık üzerindeki olumlu ve olumsuz yansımalarını
deneylemiştir.
Gereksiz kaygı, stres, korku ve endişenin insan bünyesine verdiği zarar da işte bu deneydeki gibi
çok fazladır.
Bu salgın günlerinde en çok uzak durmamız gereken şeyler de işte bu stres, korku, kaygı,
endişedir.
Yapacağımız tek şey önce kendi sağlığımız, sonra yakınlarımızın sağlığı için tedbir almaktır..........
MUTLU OLMAK ÇARE Mİ?
Herkes kendi çapında bir serüvenden geçer. Kimisi bundan mutluluk duyar, kimi ise hüzün
duyar.!
Peki; her mutluluk çare mi? Hayır değildir.
Çünkü bazen sevdiklerin eksiktir. Mutlu olacağın birçok neden varken onların eksiliğini hissetmen
o anda yaşanan duyguları yok edebiliyor.
Birçoğumuz hatta hepimiz mutlu olmak isteriz. Bazen bir kısmımız ise bencil olabiliyor.
Ama şunu unutmayalım ki mutlulukta bizim için çözüm olmuyor.
İnsanoğlu hüzün duygusuna alışmış durumda o olmasa kendini eksik hissediyor. Nasıl olur bu? Bal
gibi olur.
İnsanoğlu acıdan beslenir. Acı üzerinden gidip karşısındaki insanı kullanır. Bu yüzden acı duygusu
onlar için vazgeçilmezdir. 
    Mutlu olmayı dilerken acı duygusunu da beraberinde çekiyoruz.
Son zamanlarda yaşadığım olaylarda yani bulunduğum ortamda insanları şöyle bir analiz etme
şansım oldu. İnsanlar bir yandan mutlu olurken diğer yandan acı çekmeyi unutmuyor.
Bu çark böyle geldi ve böyle mi geçecek? Bence böyle geçmemeli ve her insan bu mutluluğu
tatmalı.!
Neden acı isteyelim ki?
İnişli ve çıkışlı yaşam yolculuğumuzda yeterince duygularımız karışık iken mutluluğu hayatımızda
ihmal etmeyelim.!
Çünkü ruhumuza ve bedenimize iyi gelecek mutluluk duygumuzdur.
Şehrin ışıkları gibi parlayan iç dünyamızın yaşadığı şenlik ile şifa bulmamız neden olmasın?
EFLATUN’A SORMUŞLAR 
Eflâtun'a iki soru sormuşlar:

İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışı nedir?
-Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para
kazanmak için sağlıklarını yitirirler, ama sağlıklarını geri almak için de para öderler. Yarınlarından
endişe ederken bugünü unuturlar. Sonuçta, ne bugünü, ne de yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi
yaşarlar, ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.
Gene sormuşlar:
-Peki siz ne tavsiye ediyorsunuz?
Eflâtun önerilerini sıralamış:
-Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın! Yapılması gereken tek şey, sadece kendini sevilmeye
bırakmaktır. Önemli olan, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.
ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
Ölüyorum....
Jorge Luis Borges
“...Seni olduğun gibi seven insan için,iyi gün kötü gün yoktur.
Ne zaman yanında olması gerekiyorsa o zaman yanında olur ...”
Cemal Süreya

Yazı Tarihi : 16.10.2020