Hasan Akarsu
MÜBADELE ROMANI: “AĞLAMA ASAN AĞLAMA” (*)

Emin Erman, 1923 Lozan Antlaşması sonrasında yaşanan zorunlu göçmenliği, iki kuşak
öncesinden başlayıp günümüze değin yaşananlarla birlikte anlatır. Drama Sancağı’nın Olucak
Köyü’nden sonra Samsun- Bafra’ya yerleştirilen ailenin yaşadıkları yürek burkucudur.
Olucak Köyü’ndeki Molla Emin Hoca, Kadı Mehmet Efendi’nin kızı Hatice’yle evlenir. Köylüler
Karaman-Konya Yörüklerinden olup Fatih zamanında sürgün edilmişlerdir. Köylere çete baskınları
olur, eşkıyalar gelir. Ünlü Dramalı Hasan’ın da adını duyurduğu zamandır. Emin Hoca ile Hatçe’nin bir
oğlu olur, adını Asan koyarlar. Daha sonra Sıdıka ve Emine doğar, büyür. Asan, beş yaşına geldiğinde
1. Dünya Savaşı çıkar. Emin Hoca, 30 altın olan bedeli ödemeyip savaşa gider ve bir daha haber
alınamaz. Emin Hoca’nın kardeşleri Kavala’da ticaretle uğraşır. Asan’ın Zelgüzer Teyzesi de oradadır.
Asan, Rum köyündeki okuldan gelen keman sesinden etkilenir. Öğretmen Sofiya onu keman
derslerine çağırır, başarılı olur. Rum kızı Hâlina’yla iyi anlaşırlar, büyüdükçe ilgileri artar birbirilerine.
Koryfes Köyü’nden olan Theodaras Ağa’nın çiftliği vardır. Aileler de tanışırlar, köylere karşılıklı
ziyaretler olur. Hâlina, Kavala’daki okulda okurken Asan ona gider, göç edeceklerini söyler ve
armağan olarak mavi taşlı bir yüzük verir. Hâlina da pembe işlemeli mendilini verir. Aşkları Hâlina
ölene dek sürer. Rum çetelerinin baskınlarında Türk köylüleri çok acı çeker. Emine Kadın da payını
alır. Parmaksız Hüseyin’in oğlu Cavit öldürülür. Yaralı Bulgar genci Hristo yakalanıp tutsak edilir. Ona
kuyu içinde gizli olarak bakılır. Bu sırada Sağır Dursun’un kızı Meryem’le aralarında aşk başlar.
Hristo’yu öldürmek yerine serbest bırakırlar. Meryem de ortadan kaybolur ve onunla gittiği anlaşılır.
Zorunlu Göç
Türkler, Drama, Kavala, Selanik’ten gemilerle İstanbul’a getirilir. Malları, hayvanları, her şeyleri
geride kalır. Gülcemal Vapuru’nda salgından hastalanıp ölenler denize atılır. Tekirdağ’da inip
Edirne’ye gönderilenler arasında Sağır Dursun ile ailesi vardır. Hatice Hanım üç çocuğuyla Samsun-
Bafra-Tekke Köyü’ne gönderilir. Kardeşleri Nazım ile Sait İstanbul’da kalır, Kazım İzmir’e yerleşir.
Zergüzer teyze ile eşi Ormanlı Mehmet Efendi de Samsun’a gelenler arasındadır. Hatice Hanım
Bafra’da bir Rum evine yerleşir. Çevreye alışıp yaşamlarını sürdürürler. Asan kendini sevdirir, müzik
derneğinde keman ve ut çalar, Bafra Halkevi’ne gider. Izgara köfte dükkânı açar, iyi iş yapar.
Kızkardeşi Emine vereme yakalanır, İstanbul’da altı ayda iyileşir. 2. Dünya Savaşı’nda Asan askere
alınır ve Edirne-Uzunköprü’de kalır. Sağır Dursun’un oğlu Ahmet’le askerde buluşur. Meryem’in onları
bulduğunu, çocuklarıyla ziyaretlerine geldiğini öğrenir. Hâlina’yı unutamaz. Subayı Yüzbaşı Ekrem ona
yardım ederek Drama-Olucak Köyü’ne gitmesini sağlar. Kambur Ali’nin yanında giderek orada olanları
öğrenir. Keman Öğretmeni Sofiya’yı, hizmetli Celena’yı görür ve Hâlina’nın veremden öldüğünü
(1940) öğrenir, mezarını ziyaret eder. Sevdiğinin ona yazdığı mektubu alır, öyle döner birliğine. Terhis
olup Bafra’ya dönerken otobüste açıp okur mektubu, ağlar. 15 yıllık aşkını yitirmiştir. Bafra’da yeni bir
yaşam bekler onu. Komşuları Rıza Efendi’nin kızı Nezahat’i beğenir ve evlenir. İki kızı bir oğlu olur:
Seyhan, Perihan ve Emin. Nezahat de vereme yakalanır, iyi bir bakım sonrası iyileşir. Hatçe Anası
1961’de 76 yaşında kalp krizinden ölür. Oğulları Emin 1973’te İstanbul’da üniversitede okurken
annesini yitirir. Okulunu bitirip bursla ABD’ye gider. Orada Diane ile evlenir. Emin, erdemli olmayı, her
şeyi babasından öğrenir. Onun gibi çalışarak, ona benzeyerek yaşamını sürdürür. Babası Kara Asan 04
Ekim 1985’te ölür. Emin’in iki kızı olur: Ceylan ve Aylin. Emin, 2017’de turla Balkanlar’a gider. Olucak
Köyü’ne de uğrar, babasının mezarına serpmek için toprak alır ve dönüşte serper. Göçmenlere yasak
52 yıldır. Özellikle belirlenmiş bir yasaktır ki göçmenlerin ölecekleri düşünülerek alınmıştır. Asan, baba
yurduna gidemeden ölür her göçmen gibi. Ancak “2. mübadiller” gidebileceklerdir Emin gibi.
Emin Erman, bu yapıtında yurt özlemiyle ağlayan babası Asan’ın anısını, büyükannesi Hatice’nin
acısını canlı tutar. “Mübadele, büyük kopuş, büyük acı, ölümüne özlem demektir” vurgusunu özellikle
yapar. Yurtlarından zorla koparılan insanların (Rumlar için de geçerli) acılarına tanıklık eder.
(*) Ağlama Asan Ağlama- Emin Erman, Roman, Gürer Yayınları, 1. Basım, Ekim 2019, 200 s.
(Edebiyat Nöbeti, Samsun- Bafra, Kasım-Aralık 2020)

Yazı Tarihi : 28.11.2020