Muhsin Durucan
Namık Kemal ve Atatürk Kenti

 


Çifte deniz, kıyı boyu uzanır, Sahilinde gezinmektir Tekirdağ.

* Namık Kemal ve Atatürk olmaktır, Türkiye’nin bir incisi Tekirdağ.

 

  Tanzimat edebiyatı birinci kuşağının en önemli adlarından Namık Kemal, 21.12.1840’da Tekirdağ’da doğdu. Başta Namık Kemal Üniversitesi olmak üzere onlarda kurumda Namık Kemal adı var.

 

Atatürk’ün Tevfik Fikret ile Namık Kemal’den esinlendiği bilinmektedir.

* Edindiğim bilgilere göre: “Gazi Mustafa Kemal, beraberinde Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya ve milletvekillerinden Salih, Fatih Rıfkı, Ruşen Eşref, Recep Zühtü, Başyaver Rusuhi ve Denizyolları Genel Müdürü Sadullah Bey olduğu halde sabah saat beş buçukta Ertuğrul Yatı ile 23 Ağustos 1928 Perşembe Tekirdağ'a geldi.

 

Saat 11.15'te karaya çıkan Gazi, iskelede halkın candan tezahüratı ile karşılandı! İskeleden otomobile binen Gazi, yol boyunca kendisini beklemekte olan Tekirdağlıların alkışları ve sevinç çığlıkları arasında 11.30'da Hükümet Konağına gelen Mustafa Kemal, bir süre Vali Arif Hikmet Bey'in odasında dinlendi. Bu sırada salonlarda, koridorlarda memur ve halktan büyük bir kalabalık vardı. Gazi, vali odasına bitişik Meclis Umumi Salonuna geçti.

 

Salonda ortaya bir kara tahta konmuştu. Ata sevgili milletine Başöğretmenlik yapacaktır. Reisi cumhur hazretleri orada bulunanların yeni Türk yazısını bilip bilmediklerini sordu. Kalabalıktan, "Öğrendik… Öğreniyoruz." sesleri geldi. Gazi, bundan sonra tarihi öğretmenliğe başladı. İlk olarak tahtaya çağırdığı kişiye yeni yazı ile bir cümle yazmasını söyledi. Sıra Vali Arif Hikmet Bey'dedir. Gazi, imlâsı bakımından o günler için zor sayılan kelimelerden "Jandarma" ve "Zerdali" kelimelerini Valiye yazdırdı.”

***

Sonyazın güzel bir gününde İstanbul Otogarı’ında olduk. Otogar, yıllarca bakımsız kalmış. gözlerimize hoş görüntü yansımıyor!

 

Keşan Birlik otobüsünün koltuklarında yerimizi aldık. Geçmişte kezlerce gidip geldiğimiz bu yol boyunca gözler gezindi. Gözler, Kimi zaman doğaya, kimi zaman sahile ve parlayan denize daldı.

 

Üç saati aşan süre sonunda Tekirdağ sahilinde indik. Yerimizi ayırttığımız Polisevi’nde olduk. Görevinin bilincinde görevli memur Betül Özen, kaydı gerçekleştirdi. 305 numaralı odada konuşlanma… Konakladığımız sürece ilgilerini esirgemediler Betül özen ve Gözde Yeşildağlı…

 

Tekirdağ Orduevi’nin büyük bölümü yıkma uğramış, Askeri Gazino olarak dar alanda hizmet sunulmakta. Zaman zaman uğradığımız oldu. Görevlilerin içten davranışlarını gözlemledim.

 

1.005.463 nüfuslu, 10 rakımlı kentin caddelerini adımladık. Hükümet Konağının ve Belediye binasının merkezden uzaklara taşındığını ve ara sokaklara da onlarca işyeri açıldığını saptadım. Pazarında gezindik ve meyve aldık.

 

***

Yıllarca köşe yazılarımın yayımlandığı Yeni İnan gazetesine uğrayarak Sorumlu Yazıişleri Müdürü Recep Nahit Çelebi’nin çayını yudumlayarak söyleştik. Yeni Eczane’de müze görünümlü özel odasında Doğan Eşkinat ile kısa görüşmemiz oldu.

 

Geçmişte Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığım Tekirdağ Öğretmenevi’ni ziyaret ettik. Müdür Yardımcısı Sema Bila ilgi gösterdi. Öğretmenevinin şimdilerde sadece otel hizmeti sunduğunu belirtti.

 

Eşimle gezinmeyi sürdürdük. Ünlü Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan anıtının yanından sahile ulaştık. Sahil düzenlemesi Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat tarafından çok çok güzel düzenlenmiş, takdire değer! / Ne ki insanoğlu bu, kimi seçeceği bilinmezmiş meğer! Kıyıda gezindik… Kimi görüntüler aldık.

 

***

Eğitimci ve Macar Dostluk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sedat Kaplan ile söyleşimiz, enine boyuna sürdü. Geçmişte birlikte olduğumuz dostları anımsadık. Anılar depreşti, denebilir. Gömeç Göçmen ve Ülkü Eşkinat ile birlikte ve olumlu sözcüklerle şimdilerde 6. kitabı yolda olan Rektör Ağabeyim Yazar Prof. Dr. Poyraz Ülger’in kulakların çınlattık!

 

Vakfı’tan ayrıldık. Sedat Kaplan’ın aracı ile sahil görüntüsünü izleyerek merkeze geldik. Kimi özverili dostlarla Askeri Gazino’da buluştuk ve söyleştik. Kimler mi? Adlarını belirteyim: Şükran Gülcan, Nilgün Kademli ve Nevin Kıyıcı…

 

Sonrasında Feridun Fazıl Güntürkün arkadaşımla bir arada olduk. Uzun uzun söyleştik. O, herkese karşı özverili bir dosttur. İyilikler hiçbir zaman unutulmaz!

 

Kimi tanıdıklar: “Geleceğim ve görüşeceğiz.“ demelerine karşın gelemediler,  buluşup görüşemedik. Bunların adlarını belirtmeye de gerek duymuyorum. Adları bende saklı kalsın.

 

***

Çiçeklenen anılar tomurcuğunu gerimizde bırakarak geldiğimiz yoldan İstanbul’a dönüş oldu.

 

Tekirdağ şiiri

 

Çifte deniz, kıyı boyu uzanır Sahilinde gezinmektir Tekirdağ Evler tarih tarih beyne kazınır Marmara’nın bir incisi Tekirdağ.

Ilıman ve yarı nemli bir iklim Denizi seyretmek en özel zevkim Umuda, güvene olan özlemim Trakya’nın bir incisi Tekirdağ.

Uçmakdere paraşütle atlanır Işık, Tekir ve Yıldız’a tırmanır Merkez, yol yol ilçelere taşınır Avrasya’nın bir incisi Tekirdağ.

Günde dört mevsime havası ayar Demir gibi aydın insanları var Köftesi, üzümü, tahılı da kâr Avrupa’nın bir incisi Tekirdağ.

Kıyıda martıca kanat vurmaktır Barışı, ş i i r i kucaklamaktır Namık Kemal ve Atatürk olmaktır Türkiye’nin bir incisi Tekirdağ.

Yazı Tarihi : 10.12.2019