Hasan Akarsu
NECATİGİL’İN “SERİN MAVİ” MEKTUPLARI (*)

“Necatigil yok şimdi/ Belki bir gün olmuştur.” Necatigil’i yitirmiş olsak da şiirleriyle ve mektuplarıyla yaşıyor aramızda. “Serin Mavi” adlı yapıtı hazırlayan kızları Ayşe Sarısayın ile Selma Necatigil, babaları Behçet Necatigil ile anneleri Huriye Necatigil’in nişanlanmalarından başlayıp (1949) Necatigil’in ölümünden iki yıl öncesine değin (1977) çeşitli nedenlerle yaptıkları mektuplaşmaları yazınımıza kazandırıyorlar. Önsözde belirttikleri gibi Necatigil’in şiirlerine yansıyan mektuplar zevkle okunuyor. “Her şey bir vakti bekler” gibi bir ozanın şiir dünyasına yaklaşmanın tadını duyumsuyoruz mektuplarda.

Birbirilerine “Eskimo” diye sesleniyorlar. Huriye Necatigil’e “Eskimo, Beyaz” diye seslendiği oluyor Necatigil’in. “Bir evin en çok basılan yeri”nin çöktüğünü vurguluyor şiirinde Necatigil: ”Eskir insan, eskir çalışma gücü, eskir zamanla muşamba…” Şiirlerde evlerin ana konu olduğunu gözlüyoruz: “…Araya gece girdi, yüksek yastık, kırık cam, yırtık yorgan girdi… (s.42) İnsanın evi olması, büyülenmiş gibisin” (s.47). Necatigil’in çalışma ortamı, buluştuğu yazarlar, Türk Dil Kurumu çalışmaları, öğretmenliği yansıyor mektuplara.

Huriye Necatigil, görevli olarak Almanya’ya gittiğinde ayrı kalıp mektuplaşıyorlar. Huriye Hanım, gezdikleri yerlerle ilgili izlenimlerini yazıyor. Yaz dinlencelerinde ayrılmak zorunda kalıp mektuplaşıyorlar. Behçet Necatigil, çağrılı olarak Almanya’ya gidip etkinliklere katılıyor. Yazar Yüksel Pazarkaya ile eşi İnci’nin konukseverliğini yansıtırken kendi evine olan özlemini de dile getiriyor. Ankara’dan yazdığı bir mektupta (10 Şubat 1961) yeni aldığı ayaklarını sıkan ayakkabılarından şikâyetçi oluyor: “…Aşk yok dünyada. Sıkmayan bir ayakkabın varsa bütün mutluluklar senindir…” (s.73).

Mektuplara Yansıyan Sevgi

Necatigil, “Bal gibi tatlı kızlarımın gözlerinden öperim. Senin de alnından” (s. 78) diyerek sevgisini yansıtıyor. Huriye Hanım, yaz dinlencesinde Ören’den yazdığı mektubunda: “Sen bizi düşünme, keyfine bak. İnsanları boş ver. Çünkü bu dünyada herkes kendini düşünüyor. En kuvvetli sevgilerde bile gizli bir egoizm var. Şurada kaç günümüz kaldı dersin?” (s.84) diyerek sevgisini yüceltiyor. Necatigil’in daha 1966’da yorgunluğu duyumsadığını anlıyoruz: “…Aşklar koyup gitmiş bizi. Artık eskisi gibi değilim. Eski mukavemetim yok, eskisi gibi çalışamıyor, çabuk yoruluyorum…” (s.92). Bunları yazdığında ölümüne on üç yıl kaldığını anımsıyoruz. Bu süre içinde öğretmenliğini, çevirmenliğini, ozan ve yazarlığını sürdürüyor. Kanser olduğunu öğrendiğinde mi yazıyor şu dizelerini diye merak ediyoruz: “Ağzınızda sigara/ Bir yanar bir söner/ İçinize çekmeyince/ Siz kanser değilsiniz.” Şimdi ağzında birinci sigarasıyla olan fotoğrafı nasıl gelmesin gözünüzün önüne.

Necatigil’in mektuplarında yazar arkadaşlarını daha iyi tanıyoruz. Oktay Akbal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Naim Tirali, Turgut Uyar, Sunullah Arısoy, Fethi Naci, Salâh Birsel, Nahit Ulvi Akgün, Hasan Mercan, Tahsin Saraç, Yaşar Nabi vb. Bir de derslerimizde bize Necatigil buluşmalarını anlatan İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nden yazın öğretmenimiz Mehmet Ali Tanyeri var.

Behçet Necatigil ile Huriye Necatigil’in mektupları iyi ki bulunup derlenip yayımlanmış. Kızları Ayşe Sarısayın ile Selma Necatigil bu mektupları yazınımıza kazandırmakla önemli bir görevi yerine getiriyorlar. Mektuplaşmanın bittiği bu iletişim çağında mektup türünün yazınımıza katkısını bir daha anımsıyoruz böylece. Yapıtın sonuna, “Mektuplarda Sözü Edilen Şiirler” seçkisinin alınması da Necatigil’in şiir dünyasından ipuçları veriyor.

 

(*) Serin Mavi/ Behçet Necatigil-Huriye Necatigil Mektuplaşmaları, Hazırlayanlar: Ayşe Sarısayın- Selma Necatigil, Yapı Kredi Yayınları, 4. Baskı, Şubat 2017, 182 s.

(Mavi, Gaziantep, Yaz sayısı 48, Haziran-Temmuz-Ağustos 2019)

Yazı Tarihi : 30.07.2020