Hakan Türksoy
Nereden nereye...

İnterneti olmayan öğrencilerin çaresizliği hepimizin içini sızlatıyor.

Hele imkan olduğu halde coğrafi konum bahanesiyle internetin ulaşamadığı yerleşim yerlerinin olması morallerimizi alt-üst ediyor.  Sadece internet değil tabii. Bazı evlerde televizyon yok.

Camı kırık cep telefonuyla farklı sınıflarda okuyan dört kardeşin ders izlemeye çalıştığı bir ortamı düşünün.

Uzaktan eğitime koronavirüs neden oldu. Bazı evlerde tuvalette bile televizyon varken hiç televizyonu olmayan ailelerin olması nasıl açıklanır?

Sonra televizyonsuz evde yaşayan bir aile dünyayı geçtim ülkemizde olup-biteni nereden bilecek?

Koronavirüs tedbirlerini, işsizliği, kadınlara, sağlık çalışanlarına yapılan şiddeti ve diğer tüm olumsuzlukları nereden öğrenecek? Üstelik bizde olan bitenin ardı arkası kesilmiyor...

Güzelim ülkeme ve vatandaşlarımıza bu durumu yakıştıramıyorum.

Uzun zamandır cep telefonu kullanıyoruz. Benim telefon hattım bayilerde çalışan gençlerin bir çoğundan yaşlı.  İlk kullanmaya başladığım yıllarda çekmeyen yer ve bölge çoktu.

İki sokak ilerisi bile fark ediyordu. Bu konuyla ilgili unutamadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşim gereği hastaneleri ve sağlık merkezlerini ziyaret ettiğim yıllardı.  Hepimizden önce cep telefonu alan iş arkadaşımla Edirne Tıp Fakültesini ziyaret ediyorduk.

Bu arkadaş hava atmaya meraklı biri olduğu kadar  değişik özellikleri olan biriydi. O yıllarda herkeste cep olmadığı için tuğla büyüklüğündeki telefonuyla bütünleşmeye çalışıyordu.

Uzatmayayım, fakültenin içindeyken bir ara yanımdan uzaklaştı ve cep telefonuyla konuşmaya başladı. Bir dakika, iki dakika, üç dakika konuştukça konuştu...

Fakat o konuşurken etrafta bulunan öğrenciler ona bakarak kendi aralarında gülüşüyordu.

Öğrencilerden birinin yanına gidip neden güldüklerini sordum? "Sizin arkadaşınızın cep telefonuyla konuştuğu yer bizim fakültenin kör noktası. Orada hiçbir telefon çekmez" dedi.

Anlayacağınız bizim havalı ve değişik arkadaşımız telefonuyla bütünleşmeye çalışırken rezil oldu.

Aradan neredeyse 25 yıl geçti. Telefonun çekmediği yer, bölge kalmadığını düşünüyordum.

Ne yazık ki öyle değilmiş.  Daha geçen gün telefon ve internetin çekmediği yerleşim yerinde öğrencileri yüksek bir yere toplayıp ders anlatmaya çalışan öğretmen kalp krizi geçirip hayatını kaybetti.

Yine başka bir yerde internet sadece köy imamında olduğu için çocuklar toplanıp imamın lojmanında ders izliyor.

Yazı başlığım "nereden nereye..." olsa da bazı konularda değişen bir şey olmamış. 

Doğrusu değişen çok şey var ama insanca yaşamak için gerekli olanlar hala yerinde sayıyor.

Yazı Tarihi : 30.09.2020