Cahide Ulaş
O AĞAÇ AYAKTA KALMAYACAKTIR

Bilinen bir hikâye vardır;
“Mısır üreten bir çiftçi varmış ve her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Bir yıl gazeteci çiftçi ile
röportaj yaparken oldukça ilginç bir bilgiye ulaşmış. Çiftçi ödül aldığı mısır tohumlarını ekmeleri için
komşularına da veriyormuş.
Gazeteci çiftçiye “Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, tohumlarından vermeyi
nasıl göze alabiliyorsun?” diye sormuş.
“Neden?” diye sormuş çiftçi. “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgâr olgunlaşan mısırlardan polenleri
alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her
geçen yıl mısır kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır
yetiştirmeleri için yardım etmeliyim.””
Bu hikâye bana hep yaşamlarımızı anımsatır. Böyle değil midir yaşamlarımız? Hayatlarını
anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da zenginleştirmelidir.
Hem ne derler; “Bir yaşamın değeri dokunduğu yaşamlarla ölçülür.” Bu nedenledir ki yaşamda
mutluluk isteyenler, başkalarının da mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Yani birimizin refahı
diğerlerinin de refaha ulaşması ile olasıdır.
Buna kolektif yaşamın gücü diyebilirsiniz, buna başarının ilkesi diyebilirsiniz, buna hayatın
kanunu diyebilirsiniz. Ne derseniz hepsi doğrudur aslında.
Bugüne baktığımızda, toplum yaşamımıza baktığımızda asıl sorunun bu olduğu açıkça
görülmektedir.
Sanki hızla giden bir trende neden sonuç zincirlerinin farkında dahi olmadan son sürat
bireyselleşip yabancılaşıyoruz birbirimize.
Korkularımız, egolarımız, tembelliğimiz, umursamazlığımız, hoşgörüsüzlüğümüz bizi sorumluluk
almaktan alıkoyan şeyler olarak çıkıyor karşımıza.
Ve bizler bunlara yenik düştükçe kendimizi kaybediyoruz. Aslında ne çok ihtiyacımız var
yukarıda anlattığım hikâyedeki çiftçinin bilgeliğine.
Amacım umutsuzluk aşılamak değil, tersine, insanların beyinlerinde çakan şimşekleri hareket
enerjisine dönüştürüp gidişata DUR demelerini tetiklemek istiyorum...
Çünkü bu gidiş kesinlikle bir milletin (halkın, insanların demiyorum, bir milletin) yok oluşa
gidişidir...
Bir ağacın kökleri yerine dallarını sularsanız o ağaç ayakta kalmayacaktır.
Bugün toplum olarak yazık ki hepimizin yaptığı bu.. Sadece dallara odaklanmışız, köklerden
uzaklaşmışız. Bu nedenledir ki her geçen gün ölüyor ve eksiliyoruz.
Gerçekleri görmek için yok olmak mı gerekiyor?
Büyük filozof Kung-Fu Tze (Konfüçyüs) der ki; “Karanlıktan şikâyet yerine, en azından bir
mum yak! Unutma, sorunun büyüklüğüne değil, çözüme odaklan; aslında kuyu "derin" değildir, ip
kısadır.”

HER DÜŞÜNDÜĞÜN BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞİR
Yaşamın temel kuralı diyor ki “her düşündüğün bir şekilde gerçekleşir…”
Hindu cennetinde “Kalpataru” adında bir ağaç var. Dilek ağacı anlamına geliyor.
Tesadüfen bir yolcu oraya geldi ve öyle yorgundu ki ağacın altına oturuverdi…
Çok da açtı, o yüzden “Burada birisi olsaydı ondan yemek isterdim” diye düşündü. “Ama hiç
kimse yok!”
Aklında yemek fikri beliriverdiği anda aniden ortada yiyecekler beliriverdi ve öyle açtı ki hiç
düşünmedi. Hepsini yedi.
Sonra uykusu geldi ve ”Şurada yatak olsaydı…” diye düşündü.
Ve yatak beliriverdi.
Ama yatakta yatarken “Neler oluyor?” diye düşünmeye başladı.
“Burada kimseleri göremiyorum. Yemek geldi, yatak geldi -belki bunlar hayaletlerin marifetidir!”
Birden ortaya hayaletler çıktı.
Bunun üzerine korktu ve “Şimdi beni öldürecekler!” diye düşündü. Ve öldürdüler!
Yaşamın temel kuralı diyor ki “her düşündüğün bir şekilde gerçekleşir”.
TEKİRDAĞ ÜÇ KEMALLER DİYARI
EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİ DE
TEKİRDAĞ’DA DOĞAN VE BAŞTA MANIK KEMAL EVİ OLMAK ÜZERE
BİRÇOK YERDE ADI YAŞATILAN
NAMIK KEMAL
21 Aralık 1840’daTekirdağ’da doğan Namık Kemal, küçük yaşta şiir yazmaya başlamıştır.
Zamanla dönemin şairleri arasında tanınmış ve “Encümen-i Şuara“ya girmiştir.
1862 yılında Şinasi ile tanışması hayatında dönüm noktası olmuş, Tasvir-i Efkâr‘da yazı
yazmaya başlamıştır. 
Edebiyattan siyasete kadar çeşitli konularda bilgili ve coşkulu yazıları ile büyük ün kazanmıştır.
Şinasi Paris’e giderken Tasvir-i Efkâr‘ın idaresini ona bırakmıştır.
 “Hürriyet”, “Hadika”, “ibret” gazetelerinde yazılar yazan Namık Kemal; “Vatan yahut Silistre”
piyesinin temsili sırasında meydana gelen olaylar yüzünden 1873’te Magosa’ya sürgün edilmiştir.
Af çıkarılması üzerine İstanbul’a dönmüş, Sultan Abdülhamit’in 1877 Türk-Rus savaşını bahane
ederek Meclis-i Mebusan’ı kapatmasından sonra, önce Midilli’ye, sonra Rodos ve Sakız’a kaymakam
tayin edilmiş ve 2 Aralık 1888 yılında ölmüştür. Mezarı Bolayır’dadır.
En önemli özelliklerinden biri, Türk şiirini Divan şiirinin etkisinden kurtarmaya çalışması.
"Vatan Şairi" diye de isimlendirildi.
Tiyatroya özel bir önem verdi, altı oyun yazdı. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan
Yahut Silistre, Avrupa'da da ilgi uyandırdı ve beş dile çevrildi. İlk romanı "İntibah" 1876'da
yayınladı.
Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazıları yayınlandı. Siyasal
ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı
makalelerin sayısı 500 kadar.

Atatürk''ün de fikir babasıdır Namık Kemal ve Atatürk Namık Kemal için şöyle demiştir.
''Vatanın kurtuluşu ve istiklâli için ölmeyi bugünkü nesle Namık Kemal öğretti. Namık
Kemal''den gelen sesin büyüsüne kapılmıştık. Bu ses ruhumuzu şimşek gibi sarsıyor, bu ses
okuduğumuz şiirlerdeki sese hiç benzemiyordu. Onun yiğit sesi önümüzde bambaşka bir ufkun
açılmasına yol açıyordu'' dediği Namık Kemal, şiirimizi mistisizmden dinamizme yöneltir.
Yüzyıllar boyu devam edegelen insanın güçsüzlüğü görüşüne karşı dikilir; insanın bir
kahraman olduğu görüşünü savunur. Meramını geniş halk kitlelerine yaymak gayesiyle, hitabete
uygun bir şiir peşindedir. Kişiliğindeki istem gücünü, tüm yapıtlarından daha etkili olarak, şiirleriyle
duyurur."
Saygı sevgi ve rahmetle anıyoruz Namık Kemal’i…
VATAN TÜRKÜSÜ
İşte adu karşıda hazır-silah
Arş yiğitler vatan imdadına
Arş ileri arş bizimdir felah
Arş yiğitler vatan imdadına
Cümlemizin validemizdir vatan
Herkesi lutfuyla odur besleyen
Bastı adu göğsüne biz sağ iken
Arş yiğitler vatan imdadına
Şan-ı vatan hıfz-ı bilad u ibad
Etmededir süngümüze istinad
Milleti eyler misiniz na-murad
Arş yiğitler vatan imdadına
Rehberimiz gayret-i merdanedir
Her taşımız bir nice bin canedir
Cane değil meyli bugün şanedir
Arş yiğitler vatan imdadına
Yare nişandır tenine erlerin
Mevt ise son rütbesidir askerin
Altı da bir üstü de birdir yerin
Arş yiğitler vatan imdadına
                       ( Vatan-Yahut-Silistre'den ) Namık Kemal
İnsan vatanı sever, çünkü

Yazı Tarihi : 24.12.2021