Şafak LAYİÇ
ÖFKELİ GENÇLERDEN BİRİ

Her zamanki gibi sabah erkenden kalkan delikanlı, derslerinden pek bir şey anlamadığı, pek çok kuralını sıkıcı bulduğu okuluna yetişmek için kahvaltısını hızla yapar. Ancak bu defa yolunu değiştirir, çevre yoluna sapar. Uzun zamandır yapmak istediği hastalıklı bir eylemin heyecanı içinde, etrafını kolaçan eder. Fakat dükkânın önüne oturmuş gazetesini okuyan biri tüm planını bozar.

     Ancak ertesi gün, nihayet kimsenin kendisini göremeyeceğine inandığı bir anda, büyükçe bir taş parçasını, yolun ortalarına doğru, ayağıyla ittirir ve hızla okuluna gider.

     O gün derslerden hiç bir şey anlamaz. Heyecan içindedir. Acaba herhangi bir araba bu taşa çarpıp kaza yapmış mıdır? O akşam, belki de ilk defa televizyon haberlerini izler. Fakat orada, trene taş atan çocukların yakalanmasından başka ilginç bir habere rastlamaz. Düş kırıklığı yaşar.

     Ancak heyecanı hâlâ geçmez. Belki de büyük bir kaza olmadığı için televizyonda haber yapılmamıştır? Ertesi sabah bir yerel gazete satın alır. Fakat orada da böyle bir haber yoktur. Kendisini aptal gibi hisseder. Riske girmiş, ancak intikam alamamıştır.

     Bu sıkıntı gece geç vakitlere kadar sürer. İçi öfke doludur. Bir şeyler kırıp dökmek ister; ancak içindeki cezalandırılma korkusu onu hep durdurur. Ayrıca uzun zamandır patlayıcı yapmaya çalışmış, fakat bütün denemeleri fiyaskoyla sonuçlanmıştır.

     Kendisini hep eksik ve başarısız hisseder. Ancak o gece aklına harika bir fikir gelir. Neden en kavgacı, intikamcı, silahlı bir partiye, örgüte girmesin ki! Onların desteği ve koruması sayesinde, tanıdıklarına olmasa bile, diğer bazı kötü insanlara büyük acılar verebilir?

     Delikanlı sabahı zor eder. Kahvaltıdan sonra cumartesi günü, hayalindeki partinin güç sembolü olan resmini istemek için mahallenin en belalı kişisinin evine gider. Aksi gibi onu evde bulamaz. Fakat bütün gün, bu amblemin kudretli çekiciliğinin hayalini kurar. Allah’ım, o ne büyük güç, o ne büyük vahşilik! Kendisi gibi onlarca, yüzlerce, hatta binlerce yiğit, kötülere kurşun sıkıyor, onları bombalıyor!

     İşte o günden sonra hemen her gün okul sıralarına hep bu partinin ve örgütünün adını, sembolünü kazımaya başlar. Hatta bir gün, yine korku içinde, sokaktaki bir duvara siyasi bir yazı yazar. Acaba kendisini gören olmuş mudur? Babası bir duysa? Acaba yine döver mi? Gerçi birkaç aydır dayak yememektedir. Çünkü artık büyümüştür.

     Zavallı delikanlı, yine heyecan içindedir. Bir türlü uykuya dalamaz. Sonra aklına harika bir plan daha gelir. İyice hazırlandığı bir gece, tüpü açık bırakıp dışarı çıktıktan sonra, evdeki herkesi havaya uçuracaktır. Ruh hastalığının sınırlarında dolaşan, sahipsiz kalmış ve baskı altında büyümeye çalışan pek çok gençten biri olan bu çocuk, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceği bu güzel hayalle uykuya dalar.

     Rüyasında güzel bir kızla evlenmiştir. Ancak kim bilir, erkeğe eşit olarak görülmeyen bir toplumda yaşayan bu talihsiz kadın, belki de ileride, kahramanımızın şiddetine maruz kalıp, hastalıklı, insanlık dışı bir ödeşmenin kurbanı olacaktır?        

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 24.09.2019