Hasan Akarsu
ÖĞRETMENLİK ÖYKÜLERİ VE ANILARI (*)

Eğitimci Duran Güldemir 1952 Erzincan-İliç doğumlu olup Gümüşhane Öğretmen Okulunu, sonra da Bursa Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü bitirir. Çeşitli okullarda çalışır ve emekli olduktan sonra özel okul ve dershanelerde görev yapar. Öğretmenlik anılarını “Saygılar Hocam!” kitabında, çoğunu öyküleştirerek okurlarına sunar. Öykülerde her öğretmenin çıkaracağı dersler vardır. Her öğretmenin böyle anıları olduğunu biliriz de çoğu öğretmen onları yazma zorluğuna katlanamaz. Duran Güldemir, öğretmenliğinin başlangıcından itibaren tuttuğu notlardan yararlanıp anılarını yazmayı başarır.

Yazar, önsözde öykülerin yaşanmış olduğunu, biriktirerek yazdığını belirtir. Bir mektup Yaz(dır)ma Öyküsü, köylerde okuma yazması olmayan büyüklerin okuma yazma bilenlere mektup yazdırmalarını anımsatır. Yazar, Fadime Anneye mektup yazarken onun söylediği tümceyi unutamaz. Tümce anlamlıdır: ”Yazan kâtip eldendir, söyleyemem derdimi”. Fadime Annenin derdini söylemekten çekindiğini anlarız. Başka bir anısında yazar, ilkokul öğretmeninden aldığı “aferin”i unutamadığını belirtir. “Pergel Yarası” öyküsünde, sınıf nöbetçisinin konuşanları tahtaya yazarak öğretmene yardımcı olması anımsatılır. Nöbetçi öğrenci, sevmediği arkadaşlarını da tahtaya yazabilir. Sınıfta geometri aracının kırılması sorun olur. Öğretmen, suçlanan öğrenciyi, pergelin önceden kırık olduğunu söyleyerek korur, haksızlığa uğrayan öğrencisine sahip çıkar.

En Güzel Dersimiz

Yazar, daha çok on yıl köy öğretmenliği yaptığı yıllardaki anılarını öyküleştirir. Çocukların ıslık çalarak misket oynadıklarını görünce çocukluğunu anımsar. Kazanmanın tadını unutamaz. “Bir Okul Teftişi” öyküsünde köyün tek öğretmeni olup beş sınıfı birlikte okuttuğu yıllardaki bir denetimini anlatır. Teftiş heyecanını yansıtırken Seher adlı öğrencisinin başarısıyla rahatlar. Seher, belleği çok güçlü bir öğrencidir. Müfettişin sorduğu soruya karşılık ezberlediklerini söyler. Bunun başarı olmadığı bir gerçektir. Ezberci eğitim öğrenciyi başarıya götürmez. Geçici bir mutluluk verir. Öğretmen sınıfta okuduğu Kaşağı öyküsüyle öğrencilerinin ilgisini çeker, uygulamalarıyla onlara okuma sevgisini kazandırır. “En Güzel Dersimiz” öyküsü eğitimde, fırsat eğitimine güzel bir örnektir. İlkyazda Florya Parkında yapılan ders etkili olur. Öğrenciler verilen ödevi isteyerek yapar ve “en güzel ders” olarak nitelendirirler. Yazar, öğretmenlik yıllarının çoğunu İstanbul’da geçirdiği için İstanbul’un sorunlarını da yansıtır. Aksaray’da Şensaray Apartmanındaki sıkıntıyı dile getirir. Bavul ticaretinin, Rus-Bulgar-Romen kızlarının çevredeki düzeni bozduklarını belirtir. Metrobüsteki kalabalıktan, yolcuların ellerindeki telefonlarından yakınır. İstanbul’un bir göçmen kenti olduğunu vurgular. Yanlış davranışta bulunan insanları uyarmanın bile insanın başını derde sokacağını belirtir. Özel okul ve dershanelerdeki eğitimin yanlışlığını, test çözümleriyle, sınav sistemleriyle öğrencilerin “yarış atı” yapıldığını anlatır. 17 Nisan Bayramı, köylere eğitim güneşinin doğduğu bayramdır. Yazar, ilkokuldaki Köy Enstitülü Cemal öğretmeninin “Benim doğum günüm 17 Nisan” sözünü anımsar. Kitaba ad olan “Saygılar Hocam!” öyküsü her öğretmenin yaşadığı bir görüntüyü yansıtır. Öğrenciler, sevdikleri bir öğretmenini nerde görürse görsün “ Hocam beni hatırladınız mı?” diye sormadan edemezler ve hatırlanmalarını isterler. Öğretmen de ipucu arar ve hatırlamaya çalışır. Öğretmenlik mesleğinin güzel yanı öğrencilerin öğretmenlerini unutmamaları, hatır sormalarıdır. Yazar, bir saptamada bulunur ve en yaramaz öğrencilerin en sıcak ilgiyi gösterdiklerini belirtir.

Eğitimci yazar Duran Güldemir, “Saygılar Hocam!” yapıtıyla öğretmenlik anılarını öyküleştirerek sunmakla çok iyi etmiş. Bu öyküleri, öğretmenlerin ve öğrencilerin severek okuyacaklarını belirtmeliyiz.

 

(*) Saygılar Hocam- Duran Güldemir, Öykü, Öğretmen Dünyası, 1. Baskı, Ekim 2019, 112 s.

(Öykü Şiir, Ankara, Ocak 2020)

Yazı Tarihi : 27.05.2020