Cahide Ulaş
OKULLAR AÇILIYOR NİHAYET

Pandemi döneminde okullar kapatılmıştı. Pandemi hala bitmemişken, her gün vaka sayıları, ölüm
sayıları yükselirken, geleceğimizin güvencesi çocuklarımızın eğitiminin, öğretiminin önemi açısından
bir buçuk yıldan sonra okullar açılıyor nihayet!..
Şimdi aklımızda bir sürü soru ve cevapları için de zamana ihtiyaç var.
Çocuklarımızın okullara gidemediği zamanlarda internet aracılığı ile eğitim görmeleri, ne kadar
faydalı oldu, çocuklarımızı gerektiği gibi eğitebildik mi, bu uzaktan eğitimi bütün çocuklarımız
gerektiği gibi alabildi mi, uzaktan eğitim ile geçen bu zamanda çocuklarımız neler kaybetti?
Biliyoruz ki; çocuklarımız da artık çok sıkıldılar ve uzaktan eğitim de onlara yeterli gelmiyor.
Aslında uzaktan eğitimi de yurt çapında bütün çocuklarımız tam olarak alamadı.
Bir eğitimci olarak; gelecek adına, çocuklarımız adına, herkes gibi ben de endişeliyim!
Pandemi gölgesinde bu zaman nasıl telafi edilecek, hastalıktan nasıl korunacak çocuklarımız,
herkes veya her okul gerekli tedbirleri tam olarak alabilecekler mi? Bunları da zamanla göreceğiz.
Önemli olan en kıymetlilerimiz çocuklarımızın önce sağlıklarını korumak sonra da hak ettikleri
eğitim ve öğretimi almalarıdır.
Yeni eğitim ve öğretim yılı hayırlı olsun tüm çocuklarımıza, öğretmenlerimize ve velilere…
“MUTLU ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR?
Uzman Psikolog Aile ve Çift Terapisti Gamze Eser, tüm ebeveynlere kılavuz olabilecek ''Mutlu
Çocuk Nasıl Yetiştirilir?'' konusunu ele alarak uzman görüşlerini aktardı. İşte 10 altın kural!
Tutarlı olun;
Tutarlılık; herkesin kendisi için istediği ama çoğu zaman karşısındakine uygulayamadığı bir
kavramdır. Çocukların yetiştirildiği ortamda olması gereken en önemli davranış biçimi tutarlılıktır.
Doğru rol model olabilmek; sözlerimizle davranışlarımızın birbirine örtüşmesi ile mümkün olur.
Sürekli paylaşmanın olmazsa olmaz olduğunu konuşan bir babanın acil bir durumda ihtiyacı olan
arkadaşına arabasını vermemesi tutarsızlığın en basit örneğidir.
Sevginizi doğru gösterin;
Kuşkusuz her anne-baba çocuğunu çok sever. Önemli olan bunu doğru biçimde göstermek ve
sevginin koşulsuz olduğunu öğretmektir.
Koşullar ve istekler üzerine kurulmuş sevgi ilişkileri, hem karşılıklı güven sorgulamasına açıktır
hem de temel olarak değersizlik hissi yaşatır. Her birey koşulsuz sevildiği zaman mutludur ve koşulsuz
sevmeyi öğrendiği zaman huzurludur.
Yapabileceği işleri elinden almayın;
Çocuklar hangi yaş grubunda olursa olsun işe yaradığını hissetmek ister ve bu duygu var olma
güdülerini güçlendirir; yeterlilik hissini pekiştirir.
Merdivenden çıkmak, masa hazırlamak, kapıyı açmak ve bunun gibi her yaş grubuna uygun
birtakım fiziksel eylemleri gerçekleştirmesine izin vermek, çocuğunuzun özgüvenini pekiştirir ve
başarma duygusunu tatmasını sağlar. Bu duyguyu çocuğunuzun elinden almayın.
Rekabeti değil işbirliğini öğretin;
Rekabetçi yaklaşım her birey için uygun değildir. Herkeste aynı etkiyi göstermez.Ama işbirliği
duygusu, bütünleştirici, öğretici ve içinde saygı barındıran bir duygudur.
Takım sporları, grup çalışmaları, birlikte oynadığınız oyunlar, okul projeleri gibi faaliyetlerde
birleştirici ve tamamlayıcı yaklaşımda bulunmayı tercih edin.
Saygıyı öğretin;
Bireyin sahip olması gereken temel duygulardan biri de; kendisine ve başkalarına saygı
duymasıdır. Çocuklarımıza bu durumu ancak davranışlarımızla gösterebiliriz.
Onlar bizim aynamızdır. Ne konuştuğumuza değil nasıl davrandığımıza bakarlar ve bu şekilde
kendilerini yönlendirirler. Eşimize, arkadaşlarımıza gösterdiğimiz saygı onlar için yol gösterici olur.

Mükemmel diye bir şey yoktur;
Mükemmel olmasını istemek çocuğa zarar verir. Kimse mükemmel değildir. Sizler de değilsiniz.
Eksiklerimizi ve yapamadıklarımızı çocukların tamamlamasını istemek ve zorlamak mutsuz
birey yetiştirmek için yapılan bilinçsiz davranışlardır.
Geçmişte yaşamak ve yaşatmak;
Sürekli yaşanmışlıklardan bahsetmek, yaşanan olumsuzlukları durmadan dillendirmek, yaptığı
hataları affetmemek ve sürekli hatırlatmak çocuklarınızın sizden uzaklaşmasına ve onları anlayacak
başka birilerini aramaya iter.
Bunun yerine, affedin, dinleyin ve geçmişte yaşamayı bırakın.
Önemli hissettirin;
Hepimiz sevdiğimiz kişiler tarafından değerli olduğumuzu hissetmek ve bilmek isteriz. Çocuklarımıza
değerli olduklarını maddi temellerle gösteremeyiz.
Bu, sadece onların değerli olma algısını tamamen yanlış şekillendirmiş olmakla kalmaz;aynı
zamanda mutluluğun temelini paraya dayandırmış oluruz.
Önemli hissetmek için sizin güzel sözleriniz ve davranışlarınız yeterlidir.
Kıyaslamayın;
Kıyaslanmaktan hoşlanan birey yoktur. Hoşunuza gitmeyen, rencide edici ve özgüven kırıcı bu
davranışı çocuklarınıza uygulamayın.
Herkes dünyaya farklı parmak iziyle gelirken okulda aldığı notlar, sosyal ve fiziksel becerileri
yüzünden kıyaslanmayı hak etmez. Herkes özeldir. Hepimizin becerileri farklı farklıdır.
Mutsuz çocuk sürekli etrafındaki yaşıtlarıyla kıyaslanan çocuktur; unutmayın!
Sorgulamayı öğretin;
Çocuklarımıza isteklerini, davranışlarını, söylemlerini sorgulamayı öğretin.
Bunun için sorular sorun ve cevaplar bekleyin. Asla yargılamayın. ‘’Ben öyle istiyorum, öyle
olacak!’’ kalıbından uzak durarak yaklaşımda bulunun.
Çocuğunuza evet veya hayır cevabını verirken mutlaka gerekçesini de sunun. Bu sayede o da
sorgulamayı, her söyleneni doğru kabul etmemeyi öğrenecektir.”
ÇOK SIKILDIK ÇOK BUNALDIK AMA
CESARETİN VE UMUDUN İPLERİNE TUTUNARAK
HERGÜN YENİDEN BAŞLAMALIYIZ
“Hiç bir şey yapasım yok… Hiç bir şey istemiyorum! Sadece üzüntü duyuyorum. Üzüntümde
kaybolmak istiyorum!…” Sanırım pek çoğumuz gibi son zamanlarda bu söylemi sık sık söylüyor veya
duyuyor olabiliriz. Oldu da.
Umutsuzluk sardı dört bir yanımızı ve adeta kapandık, hiçbir şey yapamaya cesaret de
bulamadık!
Ama olmaz… Silkelenmeliyiz! Acı çeken vatandaşlarımız, kardeşlerimiz, bunca kaybımız, yardım
bekleyenimiz varken toparlanıp daha da çok çalışmamız lazım. Sağlam, dik, ayakta ve birbirimizle
olmamız, kenetlenmemiz lazım.
Gençlerimiz, çocuklarımız da heyecanla ve hüzünle ülkesine taziye, umut mesajları, madalya
sevinci yollayan ve tüm olan bitene şaşıran ama masum, temiz çabalarını seferber eden gençlere yol
açmamız, onlara alan tanımamız, dünyayı değiştirme işini onlara bırakmamız lazım artık…
Bu karmaşada çeşitli okulları kazanan gençler, siz bize takılmayın sakın. Geleceğinize odaklanın.
Siz bizden çokkk daha akıllısınız, bize sakın aldırmayın, kurtarın kendinizi! Bunu da ancak çokk ve
etkin çalışarak yapabilirsiniz.
Ça-lı-şın!...
Gençler, korkmayın sular bulanmadan durulmaz. Elbet bunlar da geçecek. Elbet yine güzel
günler göreceğiz. Eğer siz bizden daha akıllı, daha çalışkan, hümanist ve çevreci olursanız her zaman
olduğu gibi eninde sonunda başaracaksınız!

Yarınlarımız, geleceğimizin güvencesi olan sizler sayesinde aydınlık yarınlara kavuşacağız!
ÖNCE KENDİNİZ İÇİN KOŞUN
BAŞARI VE MUTLULUK TÜM ÇECRENİZİ SARACAKTIR
Tazı Tavşanı kovalarken bir türlü tavşanı yakalamıyor. Tazı Tavşana soruyor senin bacakların
kısa benimkiler ise uzun ben niye seni yakalayamıyorum...
Tavşan Tazıya cevap verir,,,
Ben kendim için koşuyorum sen ise başkası için koşuyorsun da ondan..
Siz siz olun bu hayatta sadece kendiniz için koşun!
Sonra başarı ve mutluluk tüm çevrenizi hatta ülkeyi saracaktır!
ÇOCUKLARIMA
Diyelim ıslık çalacaksın ıslık
Sen ıslık çalınca
Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes
Kimse çalamamalı senin gibi güzel
Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın
Senden önce kimse saymamış olmalı
Senin saydığın gibi doğru ve güzel
Hem dalgaları hem saymasını severek
De ki sinek avlıyorsun sinek
En usta sinek avcısı olmalısın
Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta
Örgüt yoksa seninle başlamalı
Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun
Düşün düşünebildiğince üç boyutlu
Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya
Sanki senden önce düşünen hiç olmamış
Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler
Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar
İşe yaramaz sanılanlardan çıkar
Aziz NESİN
Terbiye, ana kucağında başlar; her söylenilen kelime, çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır.
Namık Kemal

Yazı Tarihi : 06.09.2021
tekirdağ apart pansiyon