Şafak LAYİÇ
ÖLÜM DÖŞEĞİNDE EĞİTİM

Norveç’in Oslo kentinde, Norveç Milli Eğitim Bakanlığı, genç bir öğretmeni hastaneye atar ve ona, orada yatmakta olan çocukların eğitim durumlarını takip etme, acil eksiklerini tamamlama görevini verir.

     Ancak öğretmen oldukça deneyimsiz olduğu için, işe en ağır hastadan başlar. Öğretmenin seçtiği ilk çocuk, yanık ünitesinde adeta ölümle pençeleşmektedir.

     Kahramanımız önce çocuğun okulunu arayarak, öğretmeni ile görüşür ve çocuğun kaçırdığı konuları öğrenir. İlk konu edatlar ve zarflardır.

     Deneyimsiz öğretmen, çocuktan sorumlu doktorla da görüşerek gerekli izni (gönülsüz de olsa) alır ve belirlenen saatte, bone, maske ve önlük giyerek çocuğun başına heyecanla gider. Çocuk gerçekten de çok ağır durumdadır ve ders dinleyecek havada değildir.

     Ancak sonunda ders gerçekleşir ve öğretmen, daha önceden hazırlanmış olduğu konuları kısaca aktardıktan sonra, yarın başka konular için yeniden geleceğini söyleyerek ve bir sonraki hasta çocukla ilgilenmek üzere, odadan ayrılır.

     Doktor, öğretmeni çıkarken eleştirir:

-Sanırım sağlık durumu daha uygun olan öğrencilere ağırlık vermeniz gerekir. Hastamız ölümle pençeleşirken, onu bir de derslerinizle bunaltmanız bana pek doğru gelmiyor.   

     Öğretmen de doktora hak verir ve bundan sonraki eğitimleri göstermelik yapacağını ve çok kısa tutacağını söyler. Zavallı genç adam, gece saatlerce bu düşüncesizliğinden dolayı kendisini eleştirir, yargılar.

     Kahramanımız ertesi gün yine yanık ünitesine gider. Bugünkü amacı, ders anlatmaktan çok, çocukla sohbet etmek, ona moral

vermektir. Ancak doktor bu defa öğretmeni oldukça sıcak karşılar:

-Öğretmen Bey, siz bu çocuğa dün ne yaptınız, ona ne dediniz?

-Normal ders anlattım. Ama konuyu çok kısa tuttum.

     Doktor, artık neşesini gizleyemez:

-Lütfen, dün ne yaptıysanız, bugün yine aynısını yapın. Çünkü çocukta müthiş gelişmeler oldu. Uzun zamandır olumsuz seyreden kan değerleri hızla iyileşmeye başladı.

     Öğretmen, doktordan aldığı gazla yeniden çocuğun yanına gider ve zarf ile edatlar konusunu daha da ayrıntılı anlatır.

     Öğretmen gittikten sonra bu defa hastane psikologu, çocukla konuşur ve bu ani düzelmenin nedenlerini öğrenmeye çalışır. Sohbet sırasında çocuğun şu sözleri her şeyi aydınlatır:

-O öğretmeni görene kadar öleceğimi düşünüyordum. Ancak sonra kendime şöyle dedim; devlet, ölecek bir çocuğa neden zarf ve edatları öğretmek için bir öğretmen göndersin ki!

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 16.11.2019