Hakan Türksoy
Pijamalı hasta...

Hafta sonu yurtdışına koli gönderdim. Kargo firması kapıdan teslim aldı.

Benimki tam gönderme sayılmaz. Çünkü kargo ücretini İskoçya'da yaşayan kızım ödeyecek.

Onların üç günlük kazancına denk gelen kargo ücreti neredeyse benim bir aylık emekli maaşıma denk geliyor.

Ayrıca o kargo ücretinden daha az parayla geçinmek zorunda olan insanlar var bu ülkede.

Kısacası cesur yüreğin ülkesine hava atayım derken evdeki bulgurdan olmak var(!)

Son yıllarda yazılarımla her gün gönderme yapan biriyim. Bazen adrese teslim göndermeler de yapıyorum. Anlayan anlıyor, anlamayan bana mı yazdı? diye düşünüyor.

Halbuki eskiden böyle değildim. Gönderme yapmadan her şeyi açıkça  yazıyordum. Sonradan böyle oldum(!) Sonradan çok şey oldu bize. Eskiden sonradan görmeler vardı. Şimdi sonradan yoksulluk ortaya çıktı. TÜİK'in ( Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre birçoğumuz yoksul ve açlık sınırındayız.

Buna rağmen birbirimize hava atmaya çalışıyoruz.  Büyükten küçüğe hava atmak, olmayanı olmuş gibi göstermek moda oldu. Fakat çekirgenin zıplaması gibi bir hava, iki hava, üç hava sonra tısss.

Küçüklerin havası bir başka oluyor. Kocaman insanların "Çocuğa ev aldık, araba aldık" demeleri  tıpkı benim İskoçya'ya koli gönderme işine benziyor.

Cumhuriyet tarihinin en büyük işsizliğini yaşadığımız günlerde işi olan şanslı gençler krediyle falan ev, araba alıyor.  Bazı ana,babalar sağda solda  "aldık" diyor. Neden doğruyu söylemiyorsun kardeşim?

İşte "Üzüm üzüme baka baka kararır" misali... birilerine bakarak böyle bir toplum olduk.

Olaylar ve yaşananlar karşısında birçoğumuzun ruh sağlığı bozuldu.  Antidepresan ilaç kullanımında patlama var.

"Pijamalı hasta, yağız şoföre çabucak güvendi" cümlesini dikkatle okuyun.

Birilerine gönderme yaptığımı sanmayın. Bu cümle alfabemizdeki bütün harfleri içerdiği gibi bütün elektronik cihazların Türkçe alfabe testinde kullanılıyor. 

Zaten bende kargo hariç bütün göndermelerimi Türkçe yapıyorum.

Yazı Tarihi : 17.10.2020