Şafak LAYİÇ
PULITZER'İN YÜKSELİŞİ

Pulitzer, Amerika’da, gazetecilik, edebiyat ve müzik dallarında verilen en saygın ödüldür. Gazeteci Pulitzer, elbette bu aşamaya çok da kolay ulaşamamıştır. 

     1847 yılında Macaristan’da doğan Pulitzer, 17 yaşında Amerika’ya göç eder. Ancak iş girişimlerinin çoğunda başarısız olur. Fakat sonunda Almanca yayınlanan bir gazetede iş bulur ve burada kariyer basamaklarını teker teker tırmanmaya başlar.

     35 yaşındayken, batmak üzere olan bir gazeteyi satın alır ve kısa zamanda haberciliğe getirdiği yeni soluk ve kalite sayesinde tirajını 15 binden 300 binlere kadar çıkarmayı başarır.

     Modern ve dürüst gazeteciliğin öncüsü kabul edilen Pulitzer, her ne kadar gazete sahibi bir zengin de olsa, çalışanlara karşı her zaman anlayışlı ve sevecen davranmıştır.

     Kahramanımıza göre gazeteciler, yöneticileri sürekli denetlemeli ve hesaba çekmelidir. Pulitzer bu doğrultuda, ömrünün son günlerine kadar hep basının niteliğinin yükseltilmesine çalışmıştır.    

     Onun üzerine titrediği diğer önemli bir konu da, genç gazetecilerin yetiştirilmesidir. Pulitzer’e göre, dinamik, bilinçli, kültürlü ve namuslu gazeteciler yetiştirmek, demokrasinin gelişimi açısından çok önemlidir.

     Bu büyük gazeteci, Avrupa’da yaşayan bilim insanlarını desteklemek adına, siyasal, sosyal ve ahlaksal araştırma yapılması için burs kaynakları sağlamayı da bir görev edinmiştir.

     Pulitzer’in 64 yaşında ölmesi, onun bu onurlu mücadelesini elbette durduramadı. Kahramanımız, vasiyeti gereğince, Columbia Üniversitesi bünyesinde Gazetecilik Fakültesi’nin kurulmasını sağlar. Bu fakülte de, kurucusunun anısını onurlandırmak için, her yıl, tam 21 dalda PULITZER ÖDÜLLERİ vermektedir.

     Ancak 100 yılı aşkın bir süredir bu ödülü almayı başaranları

asıl mutlu eden şey, kazandıkları para değil, prestijdir. Hemen her gazetecinin hayali, bir gün bu ödül ile emeklerini taçlandırmaktır.

      Pulitzer, son yazıların birinde şu tarihi uyarıyı da yapar:

-Devletimiz ve medya, ya birlikte yükselir ya da birlikte çöker. Yalnızca bağımsız bir medya kamusal erdemi koruyabilir. Bu erdem olmadan her hükümet sahtekârdır. Çıkarcı, yalancı ve satılmış bir medya, zamanla kendisine benzeyen insan yığınları üretir.

     Hoşça kalın…

Yazı Tarihi : 19.10.2019