Cahide Ulaş
SADECE TEDBİR ALMAK UYARILARA KULAK VERMEKTİ İSTENEN OLMADI OLAMADI İŞTE ÇOK KORKTUK ÇOK TELAŞLANDIK EVLERE KAPANDIK AMA GALİBA YETERİ KADAR BAŞARILI OLAMADIK

Dünyayı saran ve ülkemizi de büyük ölçüde etkileyen bu salgın hastalık büyük küçük hepimizi etkiledi. Hiç görmediğimiz, hiç bilmediğimiz bir durumdu bu.

           Bilinçlenmek için haber kanallarına, gazetelere, sosyal medyaya kilitlendik ve bütün yayınları takip etmeye başladık. Evlere kapandık, korkuyla telaşla ne yapacağımızı şaşırmış durumda panik halindeydik.

          Zamanla bilinçlendik ve artık ne yapılması gerektiğini herkes biliyordu. Alınacak tedbirler de aslında çok basitti. Sadece maske takarak, aramıza mesafe koyarak ve temizliğe özellikle el temizliğine dikkat edecektik.

          İlk aylarda yaşanan o travma ve korkuyla bunu da başardık ve hasta sayılarımız, vefat edenle4r azalmaya başlamıştı. Hasta bu hastalığın bitmesinin mümkün olacağı konusunda yorumlar bile yapılıyordu. Çok umutlanmıştık; özgür ve güzel günlerin geleceğine inancımız artmıştı.

          Ama sonra,; yasaklar bir bir kalkınca zannedildi ki artık eskisi gibi özgür yaşama döneceğiz. Devlet ve uzmanlar “tamam yasaklar bir bir kalkıyor bu da ülke ekonomisi için gerekli, Fakat yine tedbirli olacağız, maske , mesafe ve temizlik kurallarına uyacağız” dediler.

          Uyarıları dikkate almayanlar, iradelerini kullanamayanlar, bize bir şey olmaz diyenler; dışarı çıktılar ve her yeri doldurdular.

          Maskeler çene altına veya kola takıldı ya da çantada gezmeye başladı. Mesafeye uyulmadı ve temizlik de gereği gibi yapılmadı.

          Mecburen dışarı çıktığım günlerde taksiye bindiğimde şoför ben söylediğimde maskesini taktı, özellikle gençlerin çoğu maskesizdi, mesafe de korunmuyordu. Bunlar sadece benim gördüklerim kısıtlı zamanlarda sınırlı yerlere gittiğimde gördüklerimdi.

          Komşu hiçbir şey yokmuş gibi gün yaptı ve beni de davet etti. Bana “akraba günü yapıyorum yabancı yok sen de gel” dedi. Nasıl yaparsın dediğimde “bir şey olmaz yabancı yok” dedi.Evinin önü araba ile doldu.

         Bunlar sadece benim gördüklerim kısıtlı zamanlarda sınırlı yerlere gittiğimde gördüklerimdi.

         Asker uğurlamaları, düğünler, nişanlar başladı. Bir de büyük şehirlerde yaşayanlar memleketlerine gitti ve orada da hastalık patladı. Şimdi onlar geri dönecekler ve bu kez büyük şehirler yine tehlike altında olacaklar.

         Bayramlar da ayrı bir kaos aslında. Tabii herkes sevdikleriyle birlikte olmak istiyor. İstiyor da hem kendimizi hem sevdiklerimizi nasıl koruyacaktık! Kounamadı işte.

         Tatil yerleri hala dolup taşıyor, ne maske, ne mesafe ne de temizlik istenen düzeyde değil.

         Tamam; çok sıkıldık, bunaldık, bunalıma girdik ve artık çok yorulduk! Ama bu bile bile kendimizi ve çevremizi ateşe atmak değil ki..

         Olmadı olmuyor işte.. İradesini kullanamayanlar, sanki normal günlerde yaşıyormuş gibi tedbir almayanlar yüzünden toplum olarak yine kritik noktadayız.

         Oysa bu salgın döneminde dünyaya bile örnek olacak şekilde mücadele veriyorduk. Şimdi dünyada birçok ülkede ve bizim ülkemizde hastalık ve ölümler yeniden artmaya başladı.

         Gelinen noktada sanki başa dönülüyor gibi bir tablo var. Hastalığın çok görüldüğü yerlerde yine 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı başladı. Böyle giderse ülkede yeniden sokağa çıkma yasakları başlayacak ve başa döneceğiz.

        Allah aşkına irademizi kullanıp maske, mesafe ve temizlik kurallarına uymak bu kadar zor mu? Asker uğurlamalarını böyle kalabalık yapmasak, nişanlara düğünlere sınırlama getirsek, bayramlarda sevdiklerimizle birlikte olamasak da sağlıklı olduklarını bilsek, özlemlere biraz daha dayansak olmaz mıydı?

          Sağlık çalışanlarımız aylardır can başla çalışıyorlar ve aralarından çok değerli doktorları ve sağlık çalışanlarını da kaybettik. Mekanları cennet olsun ve haklarını helal etsinler. Şimdi o sağlık çalışanlarına da yazık değil mi? Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Fakat en büyük teşekkürümüz ve onlardan alacağımız helallik hastalanmayıp hastaneler düşmemek olmalı.

        Çok korktuk çok telaşlandık, evlere kapandık, binlerce insanımızı kaybettik, sabrettik güzel günler için ama olmadı olmuyor işte. Ne olur biraz daha dikkat, biraz daha özen, biraz daha sabır..

        İnşallah kısa zamanda tedavi edici ilacı ve aşısı bulunur da bu illetten kurtuluruz.

 

        İRADE NEYİ NEREDE NE ŞEKİLDE YAPIP YAPMAMAYI KONTROL ETME GÜCÜDÜR

        Kişinin eylemlerini, arzu, niyet ve amaçlarına göre kontrol altında tutabilme ve belirleme gücüdür.
İrade; istek, arzu, eğilim, kast, sevgi vb.anlamlara gelir. Bir sıfat olarak kabul edilebilir.  İrade, istek olmayınca iş meydana gelmez.
        İnsanlar  hislerini ,düşüncelerini ya da kendi dürtülerini kontrol ettiklerinde veya hedeflerine  yönelik davranışlarını modifiye ettiklerinde beyinlerindeki irade gücü stoku tükeniyor..
        Uzun vadede irade gücünü arttırmak mümkündür. Kaslarda olduğu gibi, irade de kullandıkça güçlenmektedir. İrade egzersizleri yapma fikri askeri kamplarda görülmektedir. Burada askerler peş peşe güçlükleri aşma konusunda eğitimden geçirilirler.
       Aslında tüm kötülüklerimiz ve iyiliklerimiz  irademizin esiridir.Yaratıcının asla müdahale etmediği tek şey diyebiliriz.
        Herkesi, herkesten ve her şeyden ayıran biricik özellik.karakteridir. Karakteri yapan, kişilik haline getiren yegane güç kişinin kendine hükmedebilme yetisidir.
        Ayrıca sahip olunması gereken en değerli şey, sahip değilseniz değerli değilsiniz.İstekleri ,arzuları erteleme yetisi ve duygulara çekilmiş bir set.
        Her hangi bir şeyden şartlardan mecbur bırakmadan önce vazgeçebilme gücüdür.
        Yaş ilerledikçe geliştiğine inanılan fakat aslında yaştan daha çok tamamen acı tecrübelerle sert bir eğitimle hayatta yer bulan kavramdır.
        Kimi zaman insanın kendi kendini esir almasıdır.
        Kimi zaman insanı çok zorlayan, insanı büyük veya küçük, başarılı veya başarısız, mutlu veya bedbaht yapan kendi iradesidir. Neyi, nerede, ne şekilde yapıp yapmamayı kontrol etme gücüdür.
        İki tabak mantı siparişi edip, bir tabak yemektir.
        Ya da aklı çelen bir sürü şey varken hiçbir şey yokmuş gibi davranabilmektir.
        Kısaca  iradeye hayatımızın  kumanda  paneli diyebiliriz..

 

        ŞEMSİYE TAMİRCİSİ
        Gezginci bir şemsiye tamircisi yol kenarında oturmuş işini yapıyordu. Tamirci işinin gereklerini yerine getiriyor, tamir edilecek kısımları dikkatle ölçüyor, yama koyuyor, telleri teker teker deneyerek güçlendiriyordu.
        Uzaktan kendisini takip eden gencin farkında bile değildi. Bir süre sonra genç yanına yaklaştı ve hayranlık dolu ifadeyle:
      “İşinizi çok iyi yapıyorsunuz” dedi.
        Şemsiye tamircisi elindeki işi bırakmadan cevapladı:
      “Evet, ben her zaman işimi iyi yapmak için uğraşırım.”
      “Müşterilerin yaptığın işin iyi ya da kötü olduğunu ancak sen gittikten sonra anlayabilecekler” diye devam etti delikanlı.
        Şemsiye Tamircisi: “Evet haklısın.”
        Genç:  “Bu tarafa tekrar gelecek misiniz?”
        Şemsiye Tamircisi: “Hayır.”
        Genç:
        “O halde bir şemsiye için neden bu kadar uğraşıyorsunuz? Hâlbuki işinizi çabucak halledip ileride yeni müşteriler bulabilirsiniz.”
        Çok fazla konuşmayı sevmeyen şemsiye tamircisi gence ders niteliğinde şu cevabı verdi:
       “Eğer ben işimi iyi yaparsam, benden sonra buradan geçecek tamircinin işi kolaylaşacak. Fakat kötü malzeme kullanır ve baştan savma iş çıkarırsam, halk bunu er ya da geç anlayacak ve daha sonra buradan geçecek olan tamirciye iş vermeyecektir.”

EN UZUN YOL İNSANIN İÇİ

 

En uzun yoldur insanın içi

Zihnimiz, kalbimiz, ruhumuz bin parçaya bölündü

Her tarafta gürültü, her köşede kabalık

Yorgunuz, asabiyiz, gerginiz, şüpheciyiz, kavgacıyız…

Hayatın hızından kendimizi de, birbirimizi de göremiyoruz

 

Her taraf kaos

Kendi sesimizi

Bağıranların, ağlayanların sesini duyamıyoruz.

 

En uzun yoldur insanın içi

Durup dinlemeliyiz

Durup anlamalıyız

Durup ağlamalıyız

İçine bakamayan yolsuzların yolculuğuyla tedirgin.

 

Her köşe gürültü

Her taraf bağırtı, çığlık, öfke, kin, nefret

Kendi sesimizi

Kalbin sesini duyamıyoruz.

 

Daralan vakitlerde duyamıyoruz Allah’ın sesini.

Sözler birikti

Sözler eskidi kaybolan yüreklerimizde

Söyleneceklerin çoğu

Daha söylenmedi

 

Veya söylenemedi

Başkalarını kurtarabiliriz belki

Kendimizi bir kurtarabilsek

                            Levent Bilgi

 

“...Yoruldum;
Ayağımın değil, yüreğimin götürdüğü yerlere gitmekten.
Sustum;
Dilimdekileri değil, yüreğimdekileri söyleyememekten...”

                                                                      Maksim Gorki...

Yazı Tarihi : 15.08.2020