Hakan Türksoy
Samandağ Biberi..

Askerde yaşadıklarından memleketin karakter haritasını çıkaranlar olduğu gibi, tatil sonrası ayrılıkların yaşandığı, yaprakların sararıp dökülmeye başladığı Eylül ayını hüzün ayı ilan edenler var.
Eylül'ün hüzün ayı olup olmadığı bir yana, hüzün duyguların en asilidir. Hem acıtır, hem acıtmaz. Hüzün bir anlamda ortanın solu gibidir... 
Sıkışınca herkesin işine gelir, biraz rahatlayınca tekrar başa dönülür. Doğrusu ağlatmadığı sürece hüzünlenmek iyidir.
Herkes bazı sanatçıların neden sık ve çabuk aşık olduğunu merak ediyor. Sanatçılar duygudan beslenir. Yani çok duygu, çok eser demektir... 
Aşk var mıdır? sorusunun cevabı, 20 yaşında başka 60 yaşında başka olsa da birçok şiir, şarkı Eylül ayında yazılır, bestelenir... 
Fakat son yıllarda Eylül ayı hüzün ayından çok dert ayı olarak anılır oldu. 
Yani o tatlı hüzün Samandağ Biberi gibi yakmaya, acıtmaya başladı.
Samandağ Biberini tadanlar ne demek istediğimi anlar. Meksika Biberi bizim Samandağ Biberi yanında bal, kaymak kalır. Anlayacağınız yemesi bir dert, sonrası bir dert.  
Okul masraflarını karşılamak Samandağ Biberi yemek gibi, kredi kartı ve borç ödemek sonrası gibi...
Kısacası bu şartlarda hüzün, neşe gibi insani duyguları konuşmak bize göre değil.  
Bence Eylül ayına da Mart ayına da haksızlık yapılıyor...
Eylül'den sonra Ekim, Mart'tan sonra Nisan gelir. Nisan'da leylekler, Ekim'de üniversite öğrencileri gelir...
Geçen yıl yuvalarına gelemeyen üniversite öğrencileri yeni yuva bulmak zorundalar. 
Bu yıl yuvaların kiraları dudak uçuklatıyor. Öğrencilerin gelmesini dört gözle bekleyen yuva sahipleri kiraları öyle bir artırdılar ki; asgari ücret kiralara yetişemiyor.
Bunu duyan diğer ev sahipleri "bizde isteriz" diyor. 
Bir ülkede sıradan bir konut kirası asgari ücrete yaklaşmışsa Fatmagül gibi Eylül'ün, Ekim'in, Nisan'ın suçu ne?
Uzatmayayım, abarttığımı düşünen tuzu kurulara çift taraflı yanmanın nasıl bir şey olduğunu anlamaları için bir ısırık Samandağ Biberi öneriyorum.

 

Yazı Tarihi : 01.09.2021